Kalleşçe Öldürülen Türk Başbuğları -13
İmparatorlukta bazı isyan hareketlerinin baş göstermesi, bunların bertaraf edilmesi hatta Ortadoğu’da yeni fetihlerin yapılması (bilhassa Atsız’ın başarıları) gibi konuları yazmaya hiç gerek görmüyorum. Asıl konumuz olan cinayet ile ilgili veya ilgili olabilecek konuları irdeleyeceğiz.Doğu Roma İmparatorluğuna karşı, hiç durmayan akınlar başlatıldı. Daha Alpaslan zamanında Anadolu’yu fethe başlayan; Kutalmışoğulları, Süleyman Şah, Alp İlig vb. Selçuklu Uç Beyleri, Başbuğ Melik Şah’tan aldıkları emirler üzerine fetihlere hız verdiler. Sonradan bu akınlara Emir Porsuk ve Emir Bozan da katıldı. Bu akın ve fetihler sonucu Selçuklu İmparatorluğu’nun sınırları Doğu Roma İmparatorluğunun hemen yanı başına (İznik) kadar dayandı. İmparatorluğun Kirman bölümü bizzat Melik Şah tarafından güven altına alındı. Kirman’dan sonra Türk Karahanlı Devletinin batı ve doğu bölümleri de İmparatorluğun içine alındı. Diğer taraftan Arabistan’ın pek çok yeri, özellikle Hicaz yöresi İmparatorluğa bağımlı hale getirildi. Yemen tam olarak denetim altına alındıktan sonra Hind Denizi’ne bakan kıyıda bir askeri üst oluşturuldu. Böylece Selçuklu İmparatorluğu’nun sınırları; Kaşgar'dan, İstanbul'a, Akdeniz'den Kafkaslar'a hatta Yemen ve Umman Denizi'ne kadar (10.000,000 km2) genişlemişti. Ülke içinde adalet ve güvenlik, hiç görülmemiş derecede sağlam temellere oturtuldu. Yepyeni bir takvim kullanılmaya başlandı. Bütün bu başarılar elbette bir kişiye yani Melik Şah’a bağlanamaz ancak baş, baş olmazsa kollar yetenekli olsa ne olur, ancak çekişirler ve dağılırlardı. Başbuğ Melik Şah’ın kardeşleri, Selçuklu emirleri, beyleri ve komutanlarının her biri birer Bozkurt idi, işte bunlardan bazıları: Emir Savtekin, Emir Bozan, Emir Aksungur, Emir İsabörü, Emir Artuki, Emir Çabak, Emir Yağı Basan, Emir Çökermiş, Emir Ayaz, Emir Tekiş, Emir Böribars, Emir Tutuş, emir Artsız… Ve daha niceleri… Bunlar o çağda Selçuklu İmparatorluğunun muhteşem insanlarıydı. Anlaşılacağı gibi o çağda Selçuklu Türk İmparatorluğuna karşı gelebilecek hiçbir güç yoktu. İmparatorluk, bütün dünyaya nizam verme yolunda ilerliyordu. Bu durum; başta Hıristiyanlar olmak üzere, Fatimileri (Mısır’da) ve onların cinayet şebekesi Haşhaşileri (Batini terör ve cinayet örgütü) ve de fanatik ırkçı Arapları çok rahatsız etmekteydi. Selçuklu İmparatorluğuna ve tabii ki Melik Şah’a karşı besledikleri düşmanlıkları delilik derecesindeydi ancak ellerinden bir şey gelmiyordu…
Selçuklu İmparatorluğu’nun bu evrensel çabaları sürerken başka bir gelişme de şöyleydi: Şevval 474 (Milâdî 1081) de O zamanın Halifesi El Muktedâ, Fahr üd-Devle Ebu Nasr ibn-i Cehiyr’i Başbuğ Melik Şah’a gönderdi. Halife; Selçuklu İmparatorluğunun eteklerine daha iyi yapışabilmek için yeni bir akrabalık tesis etme peşindeydi. Bu amaçla Başbuğ Melik Şah’ın kızı ile evlenmek istiyordu. Bu arada hemen belirtmem gereken bir şey daha var: Selçuklu İmparatorluğunun üst düzey kişilerini sayarken çok önemli iki kişiyi zikretmemiştim. Bunlardan biri Ulu Vezir Nizam Ül-Mülk diğeri ise Başbuğ Melik Şah’ın karısı Türkan Sultan’dır. Türkan Sultan çok önemliydi, o kadar ki, devletin bazı işlerini o yürütürdü, alınan bütün kararlardan haberi olurdu katkısı da olurdu hatta bazı komutanlar ondan emir almaktaydı. Türkan Sultan’ın koyu bir Türkçü olduğu da bilinmektedir…
Devamı var…