Türk kültürünün özgün geleneklerinden biri -2
Düğünün ne zaman yapılacağı yine her iki tarafça (çoğunlukla kız tarafının dediği olur) kararlaştırılır. Genelde harman sonu, ekim öncesi veya ekim yapılırken, tam düğün zamandır. Genelde düğün mevsimi böyle olmakla birlikte, ilkyaz aylarında, el boşluğunda (nisan, mayıs aylarında) da düğün yapılır ama bu durum istisnadır.
Düğün zamanı (ay ve gün olarak) kararlaştırıldığında; kız tarafı çeyizinde eksik varsa onu tamamlar. Bazı durumlarda (kız tarafının paraca olanakları dikkate alınarak) oğlan tarafı kız babasına paraca katkıda bulunur (zamanla bu durum başlık parası şeklinde değerlendirilmiştir). Ve ivedilikle yapılması gereken işlerden birisi de okuntu yollamaktır (okuntu = davetiye). Oğlan tarafı köydeki herkese ve diğer komşu köydeki ve de nerede olursa olsun akraba ve yakın tanıdıklara okuntu yollar. Okuntu; çok yakın akrabalar ve dostlar için erkeklere takım elbiselik kumaş, kadınlara şalvarlık kadife kumaş, biraz uzaktan akraba ve yakınlara gömlek ve benzeri giyecekler, sıradan kişilere ise havlu (eskiden mendil) gönderilir. Gönderilen okuntuların her birine ‘oku’ denir. Okular köy içinde genellikle kadınlar tarafından dağıtılır. Diğer köylere gidecek okular ise, iyi ata binen bir genç tarafından atla götürülüp (şimdilerde motorlu araçlarla – traktör ve otomobil ile) dağıtılır. Düğünden hemen önce yapılması gereken en önemli işlerden birisi de sağdıç seçmektir. Sağdıç genelde damat adayının emmioğlu, dayıoğlu gibi bir yakını veya çok samimi bir arkadaşı olabilir. Sağdıç, üstleneceği görevlerden ötürü mutlaka evli olmalı. Sağdıcın görevleri şunlardır: Damat adayına her bakımdan yardımcı olur, düğünün sorunsuz başlayıp devam etmesi için düzenlemelerde (organize) rol alır, sorumluluk yüklenir hatta maddi destek ve harcamalarda bulunur. Herhangi bir eksiklik ve aksilik olduğunda gerekeni yapmak sağdıcın görevidir. Ve gelelim sağdıç ve eşinin en önemli görevlerine: Sağdıç damat adayına evlilik konusunda, geline nasıl davranacağı konusunda ve de gerdek gecesi ile ilgili ayrıntılı bilgiler verir. Sağdıç söz konusu bilgileri, evlenirken kendi sağdıcından öğrenmiştir, ayrıca kendi deneyimlerini de ekleyerek güveyiyi bilgilendirir. Diğer taraftan sağdıcın eşi de gelin kız ile konuşarak konu ile ilgili bildiklerini ve deneyimlerini ona aktarır, gerdek gecesi neler olacağını ve neler yapması gerektiğini anlatarak onu gelin olmaya hazırlar.
Düğün genelde Perşembe günü oğlan evine bayrak çekilmesiyle başlar. O gün ikindi namazından sonra dua eşliğinde oğlan evinin damına (ağaçtan bir sırığa) bayrak asılır. Bu arada, yakınlarda köyden birileri ölmüş ise düğün ertelenebilir veya ölümün üzerinde 10-15 gün geçmiş ise yine de ölü çıkan evin büyüğünden, davul çalınması ve düğün eğlenceleri için izin istenir. Böylesi bir izin isteme sırasında genelde bir hoca götürülerek o evde ölen için Kuran okutulur.
Düğün için dışarıdan gelenlere ve köy içinden düğüne katılacaklara yemek verilmesi zorunludur. Oğlan tarafı; yetecek kadar koyun, koç ve büyükbaş hayvanı düğünde kesmek üzere hazır etmiştir. Kavurma, pilav, dolma, sarma ve özellikle düğün çorbası için gereken malzemeler günler önceden hazırlanır. Yemek pişirme işini, ‘aşana’ denilen, orta yaşlı ve aşçılıkta becerikli olan bir kadın yapar. Daha doğrusu düğün yemeğini pişiren ve organize eden kadına ‘aşana’ denir. Ayrıca, aşamanın yeteri kadar yardımcısı da olur.
Cuma günü, özellikle de cumadan sonra artık düğün bütün şamatasıyla başlamıştır. Köy içinden düğün evine gelişler ve okuntu karşılığı getirilen hediyelerin verilmesi başlar. Okuntu karşılığı olarak önceleri; altın, kap-kacak ve mal (genelde davar) getirilirdi. Son zamanlarda para getirmek daha yaygınlaştı. Okuntu karşılığının niteliği, kendilerine verilen okuntunun değeri göz önüne alınarak getirilir. Özellikle yakın akrabalar (emmi – dayı gibi), okuntudan daha değerli hediyelerle de gelebilirler. Örneğin; bir koç ve koçun boynuzunda kırmızı kurdeleli altınla düğüne gelirlerdi. Düğüne gelen misafirler davul zurna ile karşılanır. Hele köy dışından birileri düğüne geliyorsa (gençler – çocuklar bunu haber verirler), davul ve zurnayla, misafirler daha köye girmeden karşılanır. Gelen konuklar da bu karşılamaya, havaya tabanca ve tüfek sıkarak karşılık verirler. Gün içinde davul ve zurna çalınarak düğün ve düğün eğlenceleri şenlendirilirken akşamları, ‘ince saz’ denilen saz – keman – cümbüş – darbuka gibi çalgılardan ve bunları kullanan çalgıcılardan oluşan gurup eğlencenin odağını oluşturur (şimdilerde orkestra dedikleri ucubeyi getiriyorlar). Akşam köy odasında (artık düğün odası olmuştur) başlayan eğlence sabah saatlerine kadar sürer. Yöresel oyunlar oynanır, yenilir, içilir. Öteden beri iyi oyun oynayan orta yaşlılar; cıvıtmadan asaletli bir tavırla oynarlar gençler de onları seyreder, zaman zaman onlar da oyuna katılırlar. Damadı oynatırlar, damadın yakınlarını oynatırlar. Bu arada özellikle gençlerin önderliğinde, davul zurna eşliğinde kız evine topluca ziyarete gidilir.
DEVAMI VAR