Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
25°

Zazaca Dilinin Yaşatılması: Barış, Demokrasi ve Kültürel Sorumluluk

YAYINLAMA:
Zazaca Dilinin Yaşatılması: Barış, Demokrasi ve Kültürel Sorumluluk

Türkiye’de son yıllarda Kürt ve Türk toplumları arasında, geçmişin acılarından ve ayrışmalarından ders çıkarılarak yeni bir toplumsal mutabakat zemini arayışı dikkat çekmektedir. Bu yönelimin barışçıl ve çoğulcu bir gelecek için önemli bir fırsat sunduğu aşikârdır. Ancak bu çabanın gerçek bir toplumsal barışa evrilmesi, sadece iki kimlik ekseninde değil, bu coğrafyanın tüm kültürel ve dilsel mirasının tanınması ve korunması ile mümkündür. Bu noktada, Türkiye’nin dört bir yanında yaşayan ve sayıları milyonları bulan Zazaların, bin yılı aşkın süredir taşıyıcısı oldukları Zazaca diline yönelik ciddi bir kamusal politika ihtiyacı bulunmaktadır.

Zazaca, Indo-İranî diller grubuna ait, köklü bir dilsel geçmişe sahip olmasına karşın, bugün UNESCO tarafından "yok olma tehlikesi altındaki diller" arasında gösterilmektedir. Türkiye'de birçok bölgede gündelik hayatta hâlâ konuşulmakta olan bu dil, kamusal alandan neredeyse tamamen dışlanmıştır. Devletin, kültürel çeşitliliği sadece sembolik düzeyde tanıması değil; somut, sürdürülebilir ve kalıcı politikalarla bu dilleri desteklemesi anayasal eşitlik ve demokratik temsilin de bir gereğidir.

Bu bağlamda, Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) bünyesinde Zazaca yayın yapacak bir televizyon kanalının hayata geçirilmesi, sadece kültürel hakların tanınması değil, aynı zamanda barış sürecinin derinleşmesine katkı sağlayacak stratejik bir adımdır. Devlet, elindeki imkân ve kaynaklarla Zazaca'nın korunması ve gelişimi konusunda muktedirdir. TRT Kürdi örneği ortadadır; benzer bir adım Zazaca için de atılabilir ve atılmalıdır. Zira bir dilin varlığı yalnızca konuşan bireylerin sorumluluğu değil, aynı zamanda o dili konuşan topluluğun vatandaşlık haklarını tanıyan devletin de sorumluluğudur.

Bununla birlikte, Zazaca’nın yalnızca medya alanında değil, eğitim sisteminde de yer bulması, dilin gelecek nesillere aktarımı için hayati önemdedir. Seçmeli ders statüsüyle ilkokuldan itibaren müfredata dahil edilmesi hem pedagojik açıdan hem de anayasal eşitlik ilkesi açısından meşrudur. Türkiye’de farklı etnik ve dilsel grupların dillerinin eğitimde yer alması, kültürel çoğulculuk anlayışının da somut göstergesidir. Bu durum yalnızca Zazaca'nın değil, Türk demokrasisinin de güçlenmesine hizmet edecektir.

Barış, sadece sessizlik hali değil; hakların tanındığı, kimliklerin saygı gördüğü, dillerin özgürce yaşatılabildiği bir toplumsal düzenin inşasıdır. Bugün esmekte olan barış rüzgârı, ancak bu hak temelli yaklaşımla bir demokrasi fırtınasına dönüşebilir. Bu, yalnızca siyasal bir tercih değil; aynı zamanda insani, vicdani ve ahlaki bir zorunluluktur.

Zazaca, bu toprakların kadim seslerinden biridir. O sesi susturmamak, sadece Zazaların değil, bu ülkenin ortak vicdanı adına bir borçtur.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız