Ferruh Tunç
[email protected]
Anmak ya da Çekilmiş Bir Dişin Yoklanması: Antalya’da Selahattin Tonguç Dönemeci Üzerine Bir Deneme
Selahattin Tonguç’u geçen yıl yitirdik. Çok alıştığımız varlığı, aniden ve alışılması güç bir yokluğa dönüştü. Bu, onu tanıyan, onunla özel ya da kamusal yakınlık kuran dostları, hemşerileri ve yoldaşları olan bizler için dilimizin sık sık çekilmiş bir dişimizi yoklaması gibi bir şey.
Gülmekten Öleceğiz!
Bütün olumsuzluklarına rağmen sosyal medyayı izliyor olmanın, önemli bir nedeni de oradan alınan parodik tat olmalı… Fakat, amaçlanmış, yani sanat kertesine çıkmış bir parodi olmadığı da bir gerçek bu icra edilenlerin.
GÜÇ, ZAHMETLİ VE DEĞERLİ OLAN: DİYALOJİK KONUŞMA!
Bu, aynı sorunu üç farklı düşünürle yoklayan üçüncü ve son yazım. İlkinde (Siyasal Polemik Mağdurları İçin Bir El Kitabı: Eristik Diyalektik) Schopenhauer'in tartışmada haklı çıkma hilelerini ele almıştım.
Eristik Mağduriyetten Bir Önce: Muhatap Alınmamak
Bir önceki yazımda (Siyasal Polemik Mağdurları İçin Bir El Kitabı: Eristik Diyalektik) Schopenhauer'in, rakibi çarpıtmak, kişiyi hedef almak, sinirlendirmek, son sözü kapmak gibi tartışmada haklı çıkma hilelerini konu almıştım.
SİYASAL POLEMİK MAĞDURLARI İÇİN BİR EL KİTABI: ERİSTİK DİYALEKTİK
“Eristik” sözcüğü Antik Yunanca ‘eris’ten gelir. Bu da doğrudan kavga, çekişme ve anlaşmazlık tanrıçası Eris figürüne dayanır. Dolayısıyla eristik, kelime kökü itibarıyla: “çekişmeye dayalı tartışma”, “kavgacı polemik” anlamına gelir.