Konfiçyus etmiş bu lafı.


Etrafımızda olup bitenlere bakıyorum da… ‘yapmayanların’ sayısı hiç de az değil.


Neyse, askerlik günlerimden kalan bir hatıra ile devam edeyim.


Geçen gün sevgili Cengiz Çiçek hocamız bir mesaj göndermiş, işte Hindistan da corona çözüldü falan diye bir gönderi dolanıyormuş, virüs dolu imiş açtığında telefonu da götürüyormuş. Cengiz hocamın mesajında -o da kendine geleni- aynen yollamış. Bir ifade daha var; ‘açmayın’ tamam da bir ‘görmeyin’ kelimesi var.


E benim gibi teknoloji özürlüler ne yapacak?


İşte askerlik anısının burada devreye girmesi gerekiyordu.


Efendim askerlik yapanlar bilir, ilk günler sıkı bir saha eğitimi ile geçer, birinci adımda merasim yürüyüşü ve sırada durmak vardır. 25-30 kişi sırada durduğunda illa ki sıranın ucu ya sağa, ya sol doğru eğrilir. (siyaseten değil, fiziki olarak) eğitim subayları da çeşitli emirler vererek sırayı düz bir çizgide tutmaya çalışır.


-sen 8 Az sola, sen 15 Az sağa.. falan


Bakıyor ki olmuyor, en basit ve sade bir komutu olanca yüksek sesle ve sertlikle bağırır.


Arkadaşım, görme beni!!


Yani derdi kısaca şudur: Önünde ki adamın tam arkasında ve omuz hizasında durursan haliyle subayı görmezsin.


Bu emir o kadar kati ve ani gelirdi ki çoğu acemi asker ilk tepki olarak,


Gözlerini yumarlardı!


Sahne sanatçılarının jargonunda bir deyim var; ‘Sahne çalmak’. Şu son film festivalinde olanlara getireceğim lafı.


Bir hanım kızımız ödül kazanmış, böyle durumlarda adetten olduğu üzere birkaç satır laf edecek, ödülünü de hangi akla hizmet -taş fırın- fantezileriyle dolu eski bir TV serisinde ki tamamen Batı tarzı ve üslubuyla yazılmış, yönetilmiş, oynanmış. (mesela beysbol sopası ile dayılık taslanan sahnelerde olduğu gibi) biri verecek.


Herkes sahneyi izledi, adam resmen sahne çalıyor.


Genç kadın oyuncunun ödül kazandığı bir törende bazı mesajlar vermesi çok doğal, ne var bunda?


Katılan alkışı basar, katılmayan sessiz kalır.


Lafım kısa: Görmeyin o adamı, yani görün de önemsemeyin, dediklerine kulak asmayın.


Taş fırın fantezilerinin aktörüne de hatırlatalım;


Talip Küner adı bir şey hatırlatıyor mu?