Türk kültürünün özgün geleneklerinden biri - 3
Onların geleceğini tahmin eden kız tarafı gençler için hazırladıkları, örneğin kızartılmış tavuk – horoz veya kaz gibi şeyler verirler. Gecenin ilerleyen saatlerinde gençler içmek ve kendilerince daha coşkulu eğlenmek ister. Bu zamanda sağdıç devreye girer; onlara oturacakları, yiyip içecekleri yerleri ayarlar, onların istek ve ihtiyaçlarının karşılanmasını düzenler.
Diğer taraftan kız tarafı da kendi akraba ve yakınlarının katılımı ile kız evinde eğlence düzenler, onların da okuntucuları vardır. Bazen kız evinden bir gurup genç kız oğlan evine baskın yapar. Oğlan evindeki kız ve kadınlarla oynayıp eğlenirler. Kısa süren bu ziyaret sırasında kızlar ağırlanır ve ne isterlerse yapılır.
Köy dışından düğün için gelen konukları evinde ağırlamak üzere; akrabalar ve birçok köylü düğün sahibine ‘bana da misafir ver’ diye tembih eder, bazen bu iş için liste bile tutulur. Böylece düğüne, köy dışından gelen davetlilerin tamamı, konuk olup kalacakları ailelerin evinde kalırlar ve düğün odasına ve düğün şenliklerine ev sahibi ile birlikte katılırlar.
Cumartesi günü sabah olduğunda köyün gençleri harekete geçerler. Oğlan tarafının yakınlarını (emmisi – dayısı gibi) yoklarlar. Eğer onlardan hâlâ düğün odasına gelmeyen hele kalkmayıp evinde yatan varsa vay onun haline! Davul zurna eşliğinde evine baskın yaparlar, hâlâ pijamalı veya dongömlek de olsa söz dinlemezler, öylece bir eşeğe ters bindirirler veya bir kağnıya ters bindirip düğün odasına öylece götürürler. Düğün odasına getirilince de rahat bırakmazlar. Bu duruma düşen kişinin kurtuluşu; gençlere yiyip, içip eğlenmeleri için para vermekle olur. Cumartesi öğleden sonra ortalık iyice hareketlenir. Gençler uydurma bir deve yaparlar, şöyle ki: bir kişi önde bir kişi de arkada, önden arkaya uzanan bir merdiven (hörküç niyetine), uçları omuzlarında olmak üzere yerleştirilir. Üzerine yere kadar uzanan örtüler ve yastık gibi ilavelerle bir deve gövdesi oluşturulur. Devenin boyun kısmı, kadife –tüğlü – kırpıntılı çaputlarla sarılmış bir sırıktır. Baş kısmı da bez ve çaputlarla deve başına benzer şekilde yapılarak sırığın ucuna tutturulur. Devenin gözleri olarak iki tane ayna yapıştırılır. Devenin başına bir yular takılır, yuların ucu ‘kervanbaşı’ denilen, takma sakallı, başı sarıklı, cicili bicili giyimli birinin elindedir. Kervanbaşı olan kişinin yanı sıra onun emrinde olan 5-6 muhafız vardır. Muhafızların elinde birer palaska bulunur. Ayrıca kervanda 4-5 tane cariye de vardır. Cariyeler: kız giysileri giymiş, göğüs yerlerine bezden yumru konmuş yüzleri peçe ile kapalı gençlerdir. İşte bu kervan düğün odasının önüne gelirken, bütün köylü (kadın/erkek) oraya toplanmıştır. Davul zurna sürekli oyun havları çalar. Önce, kervanbaşının işareti ile cariyeler oynamaya başlarlar. Bu sırada düğün sahiplerini ve yakın akrabalarının oynaması için ileriye, oynayan cariyelerin içine itekleyerek yönlendirirler. Onlar da çalan oyun havasına uyarak oynamaya başlar. İşte tam o sırada cariyelerden bazıları oyuna dahil edilenlerin boynuna sarılmak gibi hareketlerde bulunurlar. Bunu gören muhafızlar, ‘vay edepsiz, kızlara sarkıntılık mı edersin’ diyerek, ellerindeki palaskalarla (şakacıktan da olsa) sırtlarına, bacaklarına vurular. Dövülen gider bu kez damadın başka bir yakınını ileri sürerler. Bu arada yörenin oyunları oynanmaya devam edilir… Düğün odasının ve oğlan evinin önünde yeterince eğlenildikten sonra kız evine doğru harekete geçilir. O gün kına yakılacaktır. Davul zurna eşliğinde develi kervan önde, kız evi ve onların konukları hariç hemen hemen bütün köy halkı arkada kız evine doğru yürünür. Bu sırada kervanbaşı çeşitli maniler söyler. Kız evinin önüne varıldığında düğünün coşkusu iyice artar. Davul zurna çalmakta, cariyeler ve köyün gençleri oynamakta, deve de, devece hareketlerle! Oyuna katılır. Muhafızlar, güvey ve gelinkızın yakınlarını oyun sahasına sürmekte ve usulen dövmekteler… Bir ara kervanbaşının işareti ile davul ve zurna susar, deve ıhar (yere çöker). Deve yerinden kalkmamaktadır, tutup kaldırmak isterler ama buna da muhafızlar izin vermez. Düğün sahipleri (oğlan ve kız tarafı) kervanbaşına ricada bulunurlar, o da ‘gereğini yapın’ der. Düğün sahipleri başta olmak üzere kadın erkek pek çok kişi devenin, özellikle boyun ve baş kısmına para takmaya başlar. Paralar takıldıkça deve kıpırdanır ve sonunda kalkıp oynamaya başlar. Deveye takılan paralar, deve yapımında ve düğün şenliğinde görev alan gençlerin olur, onlar bu paralarla yiyip içip eğlenirler. Kız evinin önünde bu eğlenceler olurken bu arada güveyinin yakınları olan kadın ve kızlar tarafından içeride geline kına yakılır. Gelinkızın sağ elinin içine oğlanın annesi tarafından bir altın konur. Bu arada güvey de içeri alınır ve sağ avucunun içine kına konup bir yağlık ile bağlanır. Gelinkızın yakını ve arkadaşları olan kadın ve kızlar ile oğlan evinden gelen kadın ve kızlar da kına yakarlar. Kına ezgileri söylenir, gelinkız, anası ve çok yakın kadın ve kız akrabaları, günün manevi coşkusu ve kına ezgilerinin etkisiyle ağlarlar.
DEVAMI VAR