Kenan Evren'in Açtığı Müze

YAYINLAMA:
Kenan Evren'in Açtığı Müze

Antalya aylardır arkeoloji müzesinin yıkılmasına karşı direniyor. Yaklaşık 40 gün önce kapısına kilit vurulan müzenin önünde eylem yapılıyor. Adeta ” İçeride olup biteni kimse görmesin” diye müzenin etrafı 3 metre kadar yükseklikteki saç levhalarla kapatılmış. Müzenin bulunduğu alan bahçesiyle birlikte 30 bin metrekare büyüklüğünde değerli bir yer. Bitişiğinde Karayollarına ait bir sosyal tesis var. Onun yanında da yıkılan meteorolojinin yeri. Bu devasa imar adasında bu üç kurumun dışında yeri olan yok. Eskiden Karayolları arazisi ile meteorolojinin yerinin de müzeye verilmesi gerektiği konuşuluyordu. Buraya arkeoloji parkı yapılması hayal ediliyordu. Olmadı. O hayal, hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Çünkü o yıllardır devam eden çağrılara ilgili kurumlardan olumlu karşılık veren olmadı. Şimdi de müze yıkılıp yenisi yapılacakmış. Ama çevrede yapılan işle ilgili tabela da yok. Tam bir muamma. İçeride ne yapıldığını bilen yok. Dron havalandırıp havadan olup biteni izlemeyi düşünenler bile var. Merak işte. Her kafadan farklı ses çıkıyor. Sivil toplum örgütleri ile muhalefet partileri müzenin yıkılması değil aksine korunmasını istiyorlar. Onun için sıksık müzenin önünde eylem yapılıyor.

kenan-evrenin-actigi-muze.webp

kenan-evrenin-actigi-muze-4.webp

Mimar Sinan Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümünden mezun bir gazeteci olarak elbette benim de bu konuda bir çift lafım olacak. Eylemciler yıkılmasına karar verilen müzenin depreme dayanıksız olduğuna inanmıyor. Antalya Müzesi tek katlı bir yapı. Öte yandan 1970’li yıllarda inşa edilen tek katlı binaya 2000’li yılların başında Likya lahdi formunda inşa edilen bir salon eklendi. Bu salonun altında depo katı da bulunuyor. Bu ek binanın müteahhitliğini ise Konyaaltı sahilinin geçmişteki işletmecilerinden Baki İnşaat yapmıştı. 1999 depremlerinden sonra ilave edilen bu ek bölüm depreme de son derece dayanıklı inşa edilmişti. Peki ben nereden biliyorum? 2000’li yılların başında dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Suat Çağlayan bu ek binayı ziyaret etmişti. Bakanın bu inceleme gezisi esnasında ben de oradaydım. Baki İnşaat’ın sahibi İrfan Cengiz ile dönemin müze müdürü rahmetli Metin Pehlivaner de oradaydı. Suat Çağlayan depolar da dahil olmak üzere müzenin her yerinde detaylı bir inceleme yapmıştı. Hatta tuvaletlere de bakarak ören yerlerinde tuvalet eksikliği yüzünden Türkiye’ye gelen bir cumhurbaşkanının yaşadığı sıkıntıyı da anlatmıştı. Hatta ben bunun haberini de yapmıştım. Bugün” Yorgun Herkül” heykeli başta olmak üzere paha biçilemeyen çok sayıda eser Suat Çağlayan’ın bakanlık yaptığı dönemde müzeye ilave edilen o salonda teşhir ediliyor. Şimdi de 2000’li yıllarda depreme dayanıklı inşa edildiği belirtilen bu bölüm de dahil olmak üzere müzenin yıkımından bahsediliyor.

kenan-evrenin-actigi-muze-3.webp

kenan-evrenin-actigi-muze-6.webp

Farz edelimki o salon da dahil olmak üzere tek katlı bu müze çürük olsun. İllaki yıkmak mı gerekiyor? Bugün her yapıyı çürük diye yıkmaya kalkışsak, Türkiye’de tarihi hiçbir yapı kalmaz. Buna ejdat yadigarı camilerimiz de dahil. Nasılki tarihi sarayları, konakları, mabetleri depreme dayanıklı değil diye yıkmak yerine restore edip güçlendiriyorsak bir döneme tanıklık eden binaları da korumalıyız. Çünkü Kültürel devamlılık bunu gerektirir. Nitekim Antalya çürük olduğu gerekçesiyle 2000’li yılların başlarında yıkılan Antalya Atatürk stadını, Sağlık Kolejini, Hızır Reis Ortaokulunu, Kız meslek lisesini ve Doğumevinin yıkılışının üzüntüsünü bile üzerinden atabilmiş değil.O yıkılan taş binaların fotoğrafları sosyal medyadan her paylaşıldığında altına yüzlerce kişi yorum yaparak sebep olanlara veryansın ediyor.

kenan-evrenin-actigi-muze-7.webp

kenan-evrenin-actigi-muze-5.webp

Öte yandan adığım bilgilere göre müzenin bahçesindeki ağaçların bir tanesi bile kesilmeyecekmiş. Hepsinin rölövesi çıkartılıp koruma altına alınmış. Yeni yapılacak olan müze şimdikinden 11 bin metrekare daha büyük olacakmış. Ancak yeni müzeyle ilgili konunun uzmanlarından bilgi ya da görüş alınmış mı bilen yok. Antalya Müzesinde geçmişte çalışanların bilgi ve tecrübelerinden yararlanmak akıllarına gelmiş mi onu da bilmiyorum. Öte yandan mevcut müze binasının aslında müzecilik açısından da uygun olmadığı da iddia ediliyor. Aldığım bilgiye göre 1972 yılında bu bina hizmete girdiğinde içeriye çok fazla gün ışığı giriyormuş. Adeta cam sera gibi olan bu durum müzeciliğe uygun bulunmadığı için bu alanlar 1970’li yıllarda suntayla kaplanmış. Ancak bu sunta kaplamalar suyla temas edince zamanla patlamışlar. 1980’li yıllarda ise bu sunta kaplamalar kaldırılıp yerine alçıpan yapılmış. Girişteki duvarlara seramik sanatçısı Tufan Dağıstanlı’ya eserler yaptırılmış. Bu çalışmalar nedeniyle 1980’li yıllarda müze birkaç yıl kapalı da kalmış. Müzenin tekrar açılışını ise 12 Eylül 1980 darbesinin mimarı Kenan Evren yapmış. Türkiye’nin 7’inci Cumhurbaşkanı sıfatıyla Antalya’ya gelen Kenan Evren müzeyi tadilattan sonra yeniden açmış. Evren müzeyi çok beğenmiş.Özellikle de oyuncak müzesinden çok etkilenmiş.

Kenan Evren’in yaptığı o açılıştan sonra da ihtiyaçlara göre eklentilerle büyütülen müze aslında özgünlüğünü de kaybetmiş. Şayet mevcut müze binası ihtiyaçlara yanıt vermiyorsa, özgünlüğünü kaybetmişse elbette yıkılıp yerine yenisi de yapılabilir. Ama yapılan her bina her 50 yılda bir yıkılıp yenisi yapılmamalı. Öyle bir müze yapalımki en az 500 yıl, hatta bin yıl ayakta kalsın. Eğer bin yıl ayakta kalabilecek özgün bir proje yapamayacaksanız. Böyle bir vizyona sahip değilseniz, bırakın. Müzemize Dokunmayın.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız