"Nostalji Tramvayı " Antalya’nın Ruhudur!
Bir şehri sadece bir beton yığınından ayırıp ona kimlik kazandıran şey, o şehrin hafızası, ruhu ve kültürel değerleridir. Bu değerlerin kaybolması, bir toplumun kendi kökleriyle ve geçmişiyle olan bağının kopması anlamına gelir.
Şehirler, içinde yaşayan insanların ortak anılarını barındırır. Tarihi bir meydan, asırlık bir çınar, eski bir pasaj veya bir nostalji tramvayı, insanlara o topraklara ait olduğunu hissettirir. Bu değerler kaybolursa, şehir sakinleri “yabancılaşma ve kimliksizlik “hissi yaşar. Geçmişe dair her değer, geleceğe aktarılan kültürel bir mirastır. Nostalji; sadece geçmişe duyulan özlem değil, bugünü anlamlandırma şeklidir. Her şehrin kendine has dokusu, rengi, mimarisi ve değerleri vardır. Bu değerler korunamadığında, tüm şehirler birbirine benzemeye başlar; tek tipleşmiş, ruhsuz ve mekanik alanlara dönüşürler.
Mesela; İstanbul’un tarihi yarımadası, Galata kulesi vapurları, Paris’in Eyfel kulesi, kafeleri ve kaldırım kültürü, Venedik’in Gondolları ve Kanalları o şehirlerin ruhu ve simgeleridir.
Antalya’mıza gelince; Kaleiçi (Old Town), Hadrian Kapısı (Üç Kapılar), Karaalioğlu Parkı ve Mirador, Turunç Kokulu Sokaklar, Tarihi Saat Kulesi ve Yivli Minare, Zerdalilik- Müze Nostalji Tramvayı sayılabilir. Şimdi bu tramvayı çalıştırmıyorlar! Neden?
RAYLARIN ÜZERİNDEKİ AKDENİZ’ DİR NOSTALJİ TRAMVAYI!
Bir şehri yaşanabilir kılan şey, sadece geniş yolları, lüks otelleri ya da modern binaları değildir. Bir şehri “şehir “yapan, onun sokaklarında biriken anılar, kokular ve kulaklarda kalan seslerdir. Antalya için bu seslerin en naifi, şüphesiz ki çeyrek asırdır Işıklar Caddesi’nden süzülüp, falezlerin üzerinden Akdeniz’i selamlayan” Nostalji Tramvayı’nın çan sesidir.”
Zerdalilik’ten hareket edip Antalya Müzesi’ne doğru yol alan o iki vagon, aslında sadece yolcu taşımaz. Zamanın çok hızlı aktığı, her şeyin tüketim çılgınlığıyla tek tipleştiği modern dünyada, bizi yavaşlamaya, durup etrafa bakmaya davet eden bir zaman makinesidir. Penceresinden süzülen begonvil kokuları, Kaleiçi’nin asırlık surlarına çarpan rüzgâr ve falezlerin altından yükselen dalga sesleri, Antalya’nın gerçek ruhunu oluşturur. Son dönemde bu simgesel tramvayın raylardan uzak kalması, sadece bir ulaşım aracının eksikliği değil, kent hafızasının sekteye uğramasıdır. Antalyalıların ve başta Haşimişcan mahallesi muhtarı Halil Ay olmak üzere muhtarlarımızın, bu çan sesini geri istemesi, o ruhun kaybolmasına duyulan haklı bir dirençtir. Çünkü o vagonlar durduğunda, Üçkapılar’ın önünden geçen tarih, biraz daha sessizleşir; Işıklar Caddesi biraz daha betonlaşır.
Antalya; turunç ağaçlarının gölgesinde büyüyen, Karaalioğlu Parkında’ ki Mirador’dan Beydağları’na bakarak hayal kuran insanların şehridir. Nostalji Tramvayı ise bu sakin, huzurlu ve asil Akdeniz kültürünün yürüyen simgesidir.
Şehrin kimliğini korumak, bu simgeleri yaşatmaktan geçer. Dileğimiz, Antalya’nın bu güzel mirasının, geçmişin zarafetini geleceğe taşıyarak o bildiğimiz, özlediğimiz Çan sesiyle sokaklarımızı yeniden şenlendirmesidir. Çünkü Antalya, tramvayıyla, Kaleiçi’yle ve turunç kokusuyla Antalya’dır. Nostalji Tramvayını geri istiyoruz. O bizim vazgeçilmezimizdir!