Çiftçi Üretmezse Açlık Kapımızı Çalabilir

Çiftçi Üretmezse Açlık Kapımızı Çalabilir

Zaman zaman birçok çevrenin dilinden dökülüyor. Bir zamanlar Türkiye tarımda kendi kendine yeten 7 ülkeden birisidir, denilmekteydi.
Günümüze gelindiğinde durumun böyle olmadığı görülmektedir. Bilindiği gibi insan yaşamında ihtiyaç olan her türlü gıdanın ithalata dayalı olduğu aşikârdır. Buğday, hububat, et proteini gibi çok çeşide yayılan gıda maddelerinin ithal yoluyla temin edildiğine tanık olmaktayız.
Diğer taraftan çiftçinin ürettiği birçok gıdanın, bilhassa meyve türünden ürün çeşitlerinin tarlada para etmiyor olmasının nedeniyle soğan ve patatesin, karpuz ve kavunun tarlada kaldığı, kiraz ve üzümün, narenciyenin dalında kaldığı da bilinmektedir. Bu günlerde işçi yevmiyelerinin 2500 TL olması nedeniyle zeytinin de dalında kalması gibi bir ihtimalinin olduğu açıkça ortadadır.
Mesela bağda üzümün 15, zeytinin 10, salatalığın 4, patlıcanın 5-6, limon ve mandalinanın, portakal çeşitlerinin de aynı ölçüler içinde para etmediği hâlde AVM'lerde, çarşıda pazarda aynı meyve ve sebzelerin 10, 15 katına satıldığı, çiftçi açısından işçilik, koruma ilaçları, gübre, mazot gibi girdilerin, toptancı hallerinde hem giriş hem çıkıştan yoğun paralar alındığı, hal rüsumu, yer parası, halci parası derken çiftçinin bu bedelleri karşılayamadığı için meyve ve sebzelerin tarlada kaldığı gerçeğini birçok üretici üst perdeden haykırmaktadır.
Bu sebeplerden dolayı kırsaldaki çiftçi aileleri toprağını bırakarak kentlere göç etmek zorunda kaldığı, örtülü tarımla meşgul olan işçi ailelerinin birçoğunun da tarımı bırakarak kenarda köşede iş aramak zorunda kaldığı hadiselere tanık olmaktayız.
Hayvancılık tarımının da aynı sıkıntıları yaşadığı, teşvik ve gerekli olan desteği alamadıkları için hayvanlarını kasaba vermek zorunda kaldıkları, hayvan üretiminden vazgeçtiklerini anlatmaktadırlar. 2-3 ineği olup kapı kapı süt satmak zorunda kalan bir sütçünün 1 litre sütü zar zor 40 TL'ye satma çabası sergilerken bazı büyük firmaların 1 kg yoğurdu 120 TL'ye satıyor olması karşısında buzağısıyla birlikte hayvanlarını kasaba vermek zorunda kaldığı da hayvancılık tarımının akıbeti bakımından çok üzücü bir vakadır, diyoruz.
Bu nedenlere bağlı olmalıdır ki Venezuela'dan, Avustralya'dan, uzun menzilli ülkelerden hayvan ithal etmek zorunda kalmaktayız. Çok pahalıya mal olan protein ihtiyacımızı (et-hayvan ihtiyacımızı) uzak coğrafyalardan sağlarken alınan bilgilere göre o devletlerde de hayvan üreticiliğinin hızla azaldığı, ithal etmek istesek bile hayvan alamayacağımızı, alma imkânı yaratılsa bile çok pahalıya temin edebileceğimiz konusunda endişelerin olduğu bilgileri vardır.
Çözüm için: Süratle ulusal hayvancılık politikasına dayalı projeler hazırlayarak diğer tarımsal projelerin paralelinde mutlaka hayvan üreticiliğine dayalı olarak destekleme çalışmaları içerikli uygulamalarda bulunarak gereği yapılmalıdır.
Sanırım UNICEF'in bir raporu var. Raporda 2035-2040 yıllarında dünyada 1,5 milyar insanın açlıktan öleceği belirtiliyor. Çok dikkat edelim.
 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız