Antalya; “Sansüre Hayır, Habere Özgürlük" Dedi
Bu ülkede Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Onat Kutlar, Ahmet Taner Kışlalı, Metin Göktepe, Hrant Dink gibi daha nice gazeteci susturuldu… Yaş olarak genç bir gazeteci olarak; Metin Göktepe ve Hrant Dink’in öldürülmesi sonrası yapılan İstanbul’daki yürüyüşlerde yer aldım… Metin Göktepe öldüğünde daha 27 yaşındaydı, annesinin feryadı şimdi bile gözümün önüne geliyor…Geçtiğimiz hafta basın meslek örgütlerinin öncülüğünde, gazetecilere yönelik artan baskılara ve sansüre karşı 10 ilde eş zamanlı yürüyüş düzenlendi. Antalya'da gazeteciler,"Sansüre Hayır, Habere Özgürlük" sloganıyla Attalos Heykeli önünde bir araya geldi.
Sevgili okurlar; mesleğe ilk başladığım yıllarda gazetedeki büyük ağabeylerimiz köşe yazarları, baş editörler, yazı işleri hatta genel yayın yönetmenlerinin Türkiye’de ekonomi, sansür, siyaset, mafya gibi neredeyse her ay düzenenlen eylem ve gösterilere fiziki olarak katılmadıklarını garip karşılardım, dahası yadırgardım.
Bir gün bir sohbette bir gazeteci büyüğümle( ismini vermeyeyim) bu konuyu konuşurken bana şunu söylemişti: “Ne yapmamı istiyorsun Ulaş, gidip duvarlara ‘Kahrolsun xxxx’ gibi sloganlar mı yazmamı bekliyorsun! O günler geride kaldı artık kalemimizle biz destek oluyoruz.”
Aradan yıllar geçti yine bir eylem Antalya’da kapıyı çaldı… Tam da bu sorunsalın ışığında; basın meslek örgütleri tarafında Türkiye genelinde "Sansüre Hayır, Habere Özgürlük" sloganıyla eylemi düzenlendi. Antalya Attalos Heykeli önünde bir araya gelen gazeteciler, Cumhuriyet Meydanı'na yürüyerek basın açıklaması yaptı.
Gazetecilere; Yeni Parti Antalya Milletvekili Cavit Arı, Antalya Barosu Başkanı Ali Çağdaş Bozaner, Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, Yeni Parti Muratpaşa İlçe Başkanı Can Okan Kıran, ÇGD Akdeniz Şube Başkanı Ceren Deniz, Akdeniz Gerçek Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Songül Başkaya, Antalya Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Rasim Gündüz, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Erdoğan Kahya, Antalya Basın Cemiyeti Başkanı Ali Cem Çon, sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda vatandaş destek verdi.
Kıymetli okurlar, iletişim fakültesi mezunu okullu bir gazeteci olarak bizlere; yasama, yargı, yürütmeye ek olarak dördüncü kuvvetin medya yani gazetecilik olduğu öğretildi. İşte bu öğretiden yola çıkarsak; gazetecilik işçiden, esnaftan, çifçiden, memurdan kısaca halktan yanadır. Gazeteci halkın sorunlarını görünür kılmakla mükelleftir, gazeteciliğin kamusal sorumluluğudur. Gazeteci, halkın bilmesi gerekeni açığa çıkarmakla yükümlüdür.
Son söz olarak, umarım 2030’a merdiven dayadığımız bu yıllarda Türkiye her alanda daha özgür, daha demokratik bir ülke olur. Önümüzdeki yıl ve yıllarda ne gazeteciler ne de toplumun diğer paydaşları demokrası, özgürlük, sansür, yasak, baskı vs konularında benzer bir eylem tertiplemez. Bunu başarabilir bu ülke! Ben inanıyorum.
Gelin bir şiirle bitirelim, Nazım Hikmet Ran’ın 1947’de kaleme aldıklarına uzanalım…
Sevdalınız komünisttir,
on yıldan beri hapistir,
yatar Bursa kalesinde.
Hapis ammâ, zincirini kırmış yatar,
en âlâ bir mertebeye ermiş yatar,
yatar Bursa kalesinde.