Men dakka dukka!

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Men dakka dukka!

Milli irade; en genel ifadesiyle bir ulusun herhangi bir baskı, dayatma veya şiddete maruz kalmadan kendi geleceğini tayin etmesi ve kendi kendini yönetme hakkını özgürce kullanması olarak tanımlanır.

Demokrasinin temelini oluşturan bu kavram, Türk Dil Kurumu'nda "temel hak ve özgürlüklerden mahrum kalmadan halkın kendi kendini yönetmesi" olarak ifade edilmektedir.

Nedense iktidar gücünü elinde tutanlar milli irade kavramını çok önemsediklerini, milletin tercihlerine saygı duyduklarını, millet ne derse onun olacağını söylemekle birlikte iş icraata geldiğinde tam tersi hareket ediyorlar!

Nasıl mı?

Bakın İzmir’e, anlarsınız milli iradeye olan bağlılıklarına…

Son seçimde tam 1 milyon 292 bin 118 İzmirli tercihini göstermiş, oy vermiş...

İktidarın icraatlarına, söylemlerine, eylemlerine şerh koyarak şehrin belediyesini muhalefet partisine teslim etmiş.

Bilirsiniz, oy kutsal bir emanettir. Emanet de en çok güven duyulan insanlara teslim edilir.

Kaldı ki, belediye başkanları da ‘’Şehr-ül emin’’ olarak anılmaktadır.

Yani, şehrin en güvenilir kişisi… 

Bu unvan, İslam ve Türk devlet geleneğinde, özellikle de Osmanlı İmparatorluğu'nda belediye başkanları için kullanılan köklü ve manevi yönü güçlü bir unvandır.

Şehr-ül emin olan bir yöneticinin; şehri, kamu malını (beytülmal) ve kentin sakinlerini birer kutsal emanet olarak görmesi ve bu emanete sadakatle sahip çıkması beklenir.

Hal böyle iken…

Bu mukaddes emanete, milletin oyuna sahip çıkamayan son kişi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay oldu!

Ala ile vala ile düzenlenen törende iktidar partisi rozetini gururla (!) yakasına takan beyefendi şaşaalı bir konuşma yaptı…

Bay Başkan konuşmasında şunları söyledi:

‘’İzmir'i ayağa kaldırmak, sorunlarını çözmek ve şehrimizi adeta yeniden inşa etmek üzere yola çıkıyoruz. Hiç şüphem yok. Yerel yönetim merkezi hükümet uyumu ve iş birliğiyle çok güzel işler başaracağız. Ancak en önemli şeyin milletimizin güvenini kazanmak, gönlünü yapmak olduğunu da hiçbir zaman unutmayacağız.’’

Cemil Tugay, milletin güvenini kazanmak bir kenara milli irade sonuçlarına karşı gelerek millet nazarında güven kaybetmiştir!

Yüzde 50’ye yakın oyla kendisini o makama layık gören tüm İzmirlilere ihanet eden Bay Başkan, kalkmış bir de milletin güvenini kazanmaktan bahsediyor…

Güler misin, ağlar mısın bu işe?

Yıllardır iktidar cenahında ‘’Gavur İzmir’’ olarak nitelendirilen Egenin incisi İzmir’in sakinleri elbette milli irade gaspını onaylamıyor!

Günlerdir itirazlarını, isyanlarını haykırıyorlar!

Bakınız, "Hırsızlığın her türlüsü kötüdür ama en büyük hırsızlık, en büyük yolsuzluk milli irade hırsızlığıdır" diyenler sandıkta kazanamadıkları belediyeleri bir bir devşiriyorlar!

Olsun…

Millet bu yapılanları elbette bir kenara not etmektedir. 

Günü geldiğinde, sandık önüne konulduğunda en şiddetli cevabı verecektir.

Hatırlayın lütfen…

31 Mart 2019’da yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerini 21.462 oy farklıyla muhalefet kazanmış ancak seçim iptal edilerek 23 Haziran’da yenilenmişti.

Yenilenen seçimde fark ne oldu?

Haksızlığa itiraz eden milli irade, Osmanlı şamarını vurarak farkı 811.014’e çıkardı! 

Bugünden bir yerlere not edin, bekleyin ve görün.

Milli İrade tercihiyle değil de masa başında belediye başkanlarını safına çekenler yapılacak ilk seçimde vatandaştan cevaplarını öyle bir alacaklar ki neye uğradıklarını şaşıracaklar!

Tarih bunun örnekleriyle dolu çünkü.

Siyasi partiler seçmen iradesini hiçe sayacak hamleler yaptığında, yıllar sonra benzer bir durum kendi başlarına geldiğinde rakipleri onlara acı bir hatırlatmada bulunur;

‘’Men dakka dukka’’

Millet, bu sözü söyleyeceği günü sabırsızlıkla bekliyor…

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız