Hakaret-İftira
Günümüzde özellikle ülke yönetimini eleştiren iktidarla farklı düşüncedeki insanların sosyal medya da, basında, televizyonda siyasi ve bilimsel toplantılarda ve hatta mecliste bir milletvekilinin konuşması yorum suretiyle hakaret ve özellikle cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla karşı karşıya bırakılıyor.
İnsanlar ülkede yaşanan başta hayat pahalılığı geçim sıkıntısı adaletsizlik vb. konulara yönelik eleştiri, sitem ve yakınmalarında kullandıkları eleştiri ve sözleri hakaret suçlamasına yol açıyor.
TCK 125/1‘ de hakaret suçunun alt sınırı 3 ay; üst sınırı 2 yıla kadar hapis olmasına rağmen bu suça ilişkin soruşturmalarda yakalama, gözaltı ve hatta tutuklama yapılabiliyor. Soruşturmada adli kontrol uygulaması lütufmuş gibi anlaşılıyor.
Aslında sarf edilen sözler TCK 267 maddesinde düzenlenen iftira suçu olarak nitelendirilse hem beyan sahibinin hakaret kastının olmadığı ve hem de o söze muhatap olan kişinin o iddialardan aklanması sonucunu doğuracaktır.
Örnek verecek olursak merkezi ve yerel yöneticiler hakkında ‘ailesini ve çocuklarını ihya etti, sahip olduğu serveti hukuka aykırı rüşvet, zimmet, irtikâp vb. yollarla oluştu, milletin hakkını yiyor’ gibi sözleri o kişiye hakaret gibi değerlendiriliyor. Oysa iftira olarak değerlendirilse TCK 267/4 uyarınca iftiraya maruz kalan kişi hakkında kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verilebilecek bu halde iftirayı atan kişi mağdurun karşılaştığı koruma tedbirleri ve karara göre sorumlu tutulacaktır.
Anlatmak istediğimiz yönetici pozisyonunda olanlar haklarında ileri sürülen iddiaların yargıda tartışılmasını istememekte ve bu yüzden her sözü hakaret olarak değerlendirip ona göre işlem yaptırılmaktadır.
Son olarak söyleyeceğimiz siyasi iktidar sahipleri hakaret ile ağır incitici, kırıcı eleştiriyi kasten karıştırmakta ve insanları hakaret suçundan yargılatılıp mağdur etmektedirler.
Bu durum tek adam rejimlerinin yaygın davranış biçimidir. Saygılarımla….