Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (ANSİAD) 2026 faaliyet yılı onuncu olağan toplantısı, 22 Eylül 2026 Salı günü saat 18.30’da gerçekleştirildi. “Siyasette Yeni Dengeler, Ekonomide Eski Senaryolar: 2027’de Bizleri Neler Bekliyor?” başlıklı toplantının konuğu gazeteci, Nefes Gazetesi Ankara Temsilcisi ve köşe yazarı Deniz Zeyrek oldu.
Toplantının açılışında konuşan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, yaz döneminin ardından yeniden bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Özbek, Türkiye ve iş dünyasının yoğun bir gündemle karşı karşıya bulunduğunu belirterek ekonomik gelişmeler, siyasetteki değişimler ve dünyadaki hızlı dönüşümün geleceğin doğru okunmasını daha önemli hale getirdiğini söyledi.
Özbek, iş dünyasının yalnızca bugünü değil, yarını da öngörerek hareket etmesi gerektiğini ifade ederek toplantının 2027’ye ilişkin değerlendirmeler açısından önem taşıdığını vurguladı.
Özsoy’dan Basının Rolüne Vurgu
Toplantının başkanlığını yapan ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı ve ANSİAD Şeref Üyesi Bekir Bülend Özsoy ise konuşmasında basının yöneticileri denetleme işlevine dikkat çekti.
Özsoy, ABD’nin eski başkanlarından Thomas Jefferson’a atfedilen, “Ben hükümeti denetleyen bir basını, basını denetleyen bir hükümete tercih ederim” sözünü hatırlattı. Basının bağımsız ve denetleyici rolünün önemine değinen Özsoy, ANSİAD yönetiminin Deniz Zeyrek’i toplantıya konuk etmesini de değerlendirdi.
Zeyrek: “Önümüzdeki Dönemi Doğru Okumamız Gerekiyor”
Gazeteci Deniz Zeyrek, konuşmasının başlangıcında kendisini davet eden ANSİAD Başkanı Ercan Özbek’e teşekkür etti. Özsoy’un basın üzerinden yaptığı değerlendirmelere güncel bir örnekle karşılık veren Zeyrek, medya ile siyaset arasındaki ilişkiyi anlattı.
ABD Başkanı Donald Trump ile CNN International arasında yaşanan son tartışmaya değinen Zeyrek, basın kuruluşlarının tutumunun kamuoyu ve yönetim üzerindeki etkisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Fon Krizini 2001 ile Karşılaştırdı
Zeyrek, konuşmasının önemli bölümünü Türkiye’de son dönemde tartışılan fon krizine ayırdı. 2001 yılında yaşanan bankacılık krizinin medya gündeminde geniş yer tuttuğunu belirten Zeyrek, bugünkü krizin ekonomik büyüklüğünün daha yüksek olduğunu savundu.
Zeyrek, mevcut krizin yaklaşık 18-20 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaştığının ifade edildiğini belirterek, bunun 2001 krizindeki yaklaşık 4 milyar dolarlık rakamla karşılaştırıldığında çok daha büyük olduğunu söyledi.
SPK’ya İlişkin Eleştirileri Aktardı
Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) kriz sürecindeki tutumunu da gündeme getiren Zeyrek, çeşitli siyasi açıklamalarda kurumun yeterince erken harekete geçip geçmediğinin tartışıldığını belirtti.
Zeyrek, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in daha önce uyarıda bulunduğunu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından da SPK’ya bir yazı gönderildiğinin öne sürüldüğünü aktardı. Bu yazıyla ilgili bilgilerin daha sonra bazı kişilere ulaştığı ve bunun ardından yatırım hareketlerinde değişiklik yaşandığı yönündeki iddiaları gündeme taşıdı.
Bu değerlendirmelerin ardından Zeyrek, 17 Eylül’e kadar SPK tarafından yeterli adım atılmadığını savundu.
Tutuklamalar Üzerinden Sistem Tartışması
Fon soruşturması kapsamında tutuklanan kişiler arasında muhasebeci, bilgisayar teknisyeni ve yazılımcı gibi çalışanların bulunduğunu belirten Zeyrek, soruşturmanın aktörleri ve sorumlulukları konusunda daha geniş bir değerlendirme yapılması gerektiğini ifade etti.
Zeyrek ayrıca, bazı üst düzey isimlerin ve kamu görevlerinde bulunan kişilerin söz konusu yapıyla bağlantılı olduğuna ilişkin iddiaların kamuoyunda tartışıldığını söyledi. Bu kapsamda yaşananları yalnızca bireysel sorumluluklar üzerinden değil, sistemin işleyişi açısından değerlendirdiğini belirtti.
Fon Sisteminin İşleyişine Dikkat Çekti
Zeyrek, geçmişte farklı ülkelerde yaşanan benzer finansal krizleri örnek göstererek, yeni yatırımcıların sisteme dahil ettiği paralarla daha önce sisteme giren kişilerin ödemelerinin karşılandığı yapıların, toplu para çekme talebi karşısında sürdürülemez hale gelebileceğini anlattı.
Fonların bazı hisselerde yapılan işlemlerle değerlerinin yükseltildiğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Zeyrek, yaşanan krizin bu yönüyle incelenmesi gerektiğini savundu.
“Başımıza Gelen Her Şeyi Kabullenmemeliyiz”
Konuşmasının ilerleyen bölümünde toplumsal ve siyasi tutuma değinen Zeyrek, vatandaşların yaşanan gelişmeler karşısında yalnızca kabullenici bir tutum sergilememesi gerektiğini söyledi.
Medyanın geçmişte yanlış uygulamaları gündeme taşıyarak kamuoyu tepkisinin oluşmasına katkı sağladığını belirten Zeyrek, siyasi aktörlerin yaptığı hataların da eleştirilmesinin demokratik süreç açısından önemli olduğunu ifade etti.
CHP’deki Tartışmalar Üzerinden Demokrasi Vurgusu
Zeyrek, CHP içerisinde yaşanan tartışmalara da değinerek, mahkeme kararlarının siyasi partilerin yönetimleri üzerindeki etkisinin demokrasi açısından ayrıca tartışılması gerektiğini söyledi.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlık sürecine ilişkin tartışmaları değerlendiren Zeyrek, konunun yalnızca parti içi rekabet üzerinden okunmaması gerektiğini savundu. Zeyrek, siyasi partilerin kendi iç süreçlerini seçim ve kurultay mekanizmaları üzerinden çözmesinin önemine ilişkin görüşlerini dile getirdi.
2027 Gündeminde Siyaset ve Ekonomi Birlikte Konuşuldu
Toplantının ana başlığı olan 2027’ye ilişkin değerlendirmelerde, siyasi gelişmeler ile ekonomik gelişmelerin birbirinden ayrı ele alınamayacağı mesajı öne çıktı. Zeyrek, iş dünyasının önümüzdeki döneme ilişkin değerlendirme yaparken hem ekonomik göstergeleri hem de siyasi gelişmeleri birlikte takip etmesi gerektiğini belirtti.
ANSİAD’ın toplantısı, Zeyrek’in konuşmasının ardından gerçekleştirilen soru-cevap bölümüyle devam etti. Katılımcıların güncel gelişmelere ilişkin sorularını yönelttiği toplantı, yaklaşık iki saatlik programın ardından sona erdi.