Yaz-boz Tahtası!
Önceki hafta AKP’nin 25’inci kuruluş yıl dönümü kutlandı. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere birçok Bakan 25 yılda neler yapıldığını nasıl çağ atladığımızı ballandırarak anlattılar.
Örneğin, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı, AKP denilince insanın aklına her zaman eser ve hizmet siyaseti geldiğini, 2002 yılında 4 olan sosyal yardımı 58’e çıkardıklarını gururla anlattı.
Ne güzel, ‘’Sosyal yardıma muhtaç’’ sayısını da artırmışlar! Emeklerine, yüreklerine sağlık…
Şayet; A Haber ve TRT gibi kanalları izleyip yandaş basını takip ediyorsanız gerçekten ülkemizin 25 yılda nasıl çağ atladığını, başta ekonomi olmak üzere sağlıkta, eğitimde, adalette, sanayide, tarımda 80 yılda başarılamayan ne varsa bu dönemde yapıldığına inanırsınız!
Eski Türkiye’yi hatırlayın lütfen…
AKP iktidara gelmeden önce toplu iğne bile üretemiyorduk! Ankara’da havaalanı mı vardı sanki? Hastanelerde doktor yoktu... hemşire yoktu… iğne, serum hak getire!
Sağ giren ölü çıkardı hastanelerden. Allah razı olsun sağlığımızı da bu iktidara borçluyuz…
Yollarımız, barajlarımız, havaalanlarımız, üniversitelerimiz mi vardı yahu? Telefon, televizyon rüyalarımıza bile girmezdi! Otomobili anca sinemada, filmlerde görürdük. Ulaşım aracımız at arabaları, en lüksünden faytonlardı!
Elhamdülillah, şu an günlük hayatta kullandığımız tüm teknolojik araçlar bu dönemde yapılmadı mı?
Şaka bir yana…
Aklımızla alay edercesine her şeyin son 25 yılda yapıldığını ballandıra ballandıra anlatıyorlar, yandaş kanallar gösteriyor, yandaş basın yazıyor, biz de inanıyoruz!
Gelin, biraz da madalyonun öteki yüzüne bakalım...
Ülke adeta ‘’yaz-boz tahtasına’’ dönmüş durumda!
Yazıyoruz... Bozuyoruz! Tekrar yazıp tekrar bozuyoruz!
Eğitimde, sağlıkta, tarımda, sanayide, adalette deneme tahtasına döndük adeta!
Nasıl mı?
Bakın madde madde yazayım isterseniz…
Ekonomide; nas dedik… faiz sebep enflasyon sonuçtur dedik. Uzun süre düşük faiz politikasını savunduk ‘’heteredoks’’ ekonomi modelini uyguladık sonra bir gecede ekonomik dengelerin bozulmasıyla kademeli faiz artırımları içeren ‘’ortodoks’’ sıkı para politikasına geri döndük.
TL’deki değer kaybını durdurabilmek için kur korumalı mevduat sistemine geçtik, 5 yılda kamu kaynaklarından tam 60 milyar dolar kaynak aktardık! Daha sonra bütçeye getirdiği yük nedeniyle tasfiye ettik.
Yani, fakirden alıp zengine verdik!
Sağlıkta, ‘’kamu hastaneler birliği’’ adında yeni bir uygulama başlattık, başına genel sekreterler atadık şirket gibi yönetmeye çalıştık uygulama başarılı olamayınca tekrar eski sisteme döndük!
Askeri Hastanelerimizi bir gecede kapattık şimdilerde tekrar açmanın planını yapıyoruz!
Eğitimde yaşananları öyle birkaç cümleyle anlatmanın imkânı yok. Şu kadarını söyleyeyim gerisini zaten anlatmış oluruz.
2002-2026 döneminde tam 9 Milli Eğitim Bakanı gördük... Müfredatlar, sınav sistemleri her gelen bakanla birlikte değişip durdu!
Düşünün, aynı iktidar dönemi 9 farklı eğitim modeli… Öğretmen ne yapsın, öğrenci ne yapsın, veliler ne yapsın?
Tarım ve hayvancılık politikalarının başarısı (!) tarım ve hayvancılıkta geldiğimiz nokta ile zaten ortada… Hayvanı dışarıdan alıyoruz yetmedi yedireceğimiz mısırı, samanı, arpayı da!
Mümbit Anadolu topraklarında yapılan üretimle kendi kendine yeten sayılı ülkelerden biriyken dışarıya muhtaç hale geldik!
Kamu İhale Kanunu mesela…
2002 yılında kabul edilen 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu günümüze kadar yapılan torba yasa ve mevzuat düzenlemeleriyle 206 kez değiştirildi.
Yanlış okumadınız! İki yüz altı defa!
2017’de ‘’verin yetkiyi, görün etkiyi’’ söylemine inanarak Başbakanlık hükûmet sisteminden Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçtik… O günden beri belimizi bir türlü doğrultamadık.
Ülke ekonomik krizden, ‘’yüksek enflasyon-yüksek faiz’’ sarmalından bir türlü çıkamıyor!
Verdik yetkiyi, gördük etkiyi!
Aradan 10 yıl bile geçmedi tekrar eski sisteme geçmeyi konuşur olduk!
Şimdilerde kapsamlı bir anayasa değişikliğini ve tekrar eski sisteme dönüp Cumhurbaşkanının mecliste seçilmesini tartışıyoruz. Anlayacağınız, yüzde 50+1 imkânsız olunca alternatif olarak yeniden eskiye dönebiliriz.
Nasıl olsa ‘’yaz-boz tahtasına’’ alıştık!
Ey sevgili halkım…
Verdiğin her bir oyla ülkenin nasıl ‘’yaz-boz tahtasına’’ çevrildiğini gör lütfen.
Yazarız… Bozarız… Sen destek vermeye devam edersen, biz bunu hep yaparız!