30 Ağustos’a Birkaç Gün Kala

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
30 Ağustos’a Birkaç Gün Kala

30 Ağustos’a birkaç gün kaldı. Birçoğumuz için takvimde bir bayram günü daha yaklaşırken, aslında bu toprakların nasıl vatan olduğunu hatırlamamız gereken günlerin de içindeyiz.
Bugün rahatça yürüdüğümüz sokakların, özgürce yaşadığımız bu ülkenin ve gökyüzünde dalgalanan bayrağın arkasında büyük bir mücadele var.
26 Ağustos 1922 sabahı…
Kocatepe’de Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk vardı.
Yanında Fevzi Çakmak…
İsmet İnönü…
Ve elbette isimlerini belki de hiç bilmediğimiz binlerce Mehmetçik…
Karşılarında sadece bir ordu yoktu.
Karşılarında işgal vardı.
Yokluk vardı.
Yorgunluk vardı.
Ama bütün bunların karşısında bir şey daha vardı:
Vatan sevgisi.
Belki silahları yeterli değildi.
Belki cepleri boştu.
Belki günlerdir uykusuz ve yorgundular.
Ama kaybedecek bir vatanları yoktu.
Çünkü o gün verilen mücadele yalnızca bir toprak parçası için değildi.
Bir milletin yeniden ayağa kalkması içindi.
27 Ağustos’ta Türk ordusu ilerlemeye devam etti. Afyonkarahisar’a girildi. 30 Ağustos’a giden yol adım adım açılıyordu.
Bugün biz 30 Ağustos’u büyük bir zafer olarak kutluyoruz.
Haklı olarak gurur duyuyoruz.
Bayraklarımızı asıyoruz.
Meydanları dolduruyoruz.
Ama bazen bir an durup düşünmek gerekiyor.
O gün Kocatepe’de olanlar ne için mücadele ediyordu?
Gazi Mustafa Kemal Atatürk neyi hayal ediyordu?
Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü, o zorlu günlerde hangi sorumluluğu omuzlarında taşıyordu?
Ve ismini tarih kitaplarında göremediğimiz o Mehmetçik…
Neyi düşünüyordu?
Belki evini…
Belki annesini…
Belki de bir daha dönemeyeceğini bilmeden, sadece vatanını düşünüyordu.
İşte 30 Ağustos’u sadece bir bayram olarak görmemek gerekiyor.
Çünkü 30 Ağustos, bir milletin “Bitti” denildiği yerde yeniden ayağa kalkmasının adıdır.
Umudunu kaybetmemesinin adıdır.
Vazgeçmemenin adıdır.
Bugün her konuda birbirimizi eleştirebiliriz.
Farklı düşünebiliriz.
Tartışabiliriz.
Ama bu ülkenin nasıl kazanıldığını hiçbir zaman unutmamalıyız.
Çünkü bugün özgürce konuşabiliyorsak, fikirlerimizi söyleyebiliyorsak, bu topraklarda başımız dik bir şekilde yürüyebiliyorsak, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına borçluyuz. 
30 Ağustos’a birkaç gün kala belki de en çok bunu düşünmeliyiz.
Biz bu vatanı nasıl kazandık?
Ve daha da önemlisi…
Bize emanet edilen bu vatanın değerini gerçekten ne kadar biliyoruz?
Çünkü bazı zaferler yalnızca geçmişte kazanılmaz.
Bazı zaferler, geçmişini unutmayan insanların geleceğiyle yaşamaya devam eder.
 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız