Hacı Murat
Çocukluğumda ilk okuduğum romanlardan biri Hacı Murat’tır. Büyük Rus yazarı Tolstoy, ölümünden bir yıl sonra yayımlanan bu son romanında, 19’uncu yüzyılın ikinci yarısında Çeçenlerle savaşmak üzere gönderildiği Kafkasya’da askerlik yaparken bizzat tanık olduğu onurlu bir mücadelenin öyküsünü anlatıyordu. Avarların komutanı Hacı Murat Çeçen lider Şeyh Şamil'in en güvendiği komutanıydı. Hacı Murat Ruslara kök söktüren bir askerdi. Şeyh Şamil’den sonra Hacı Murat’ın yönetime gelmesi bekleniyordu. Ancak bir süre sonra ikili arasında güven krizi yaşandı. Şeyh Şamil'in kendi oğlu Gazi Muhammed'i halef seçmesi üzerine ikili arasında gerilim daha da tırmandı. Halk üzerindeki nüfuzu artan Hacı Murat, Şeyh Şamil tarafından otoritesine bir tehdit olarak görülmeye başlanmıştı. Ruslarla savaşan Şeyh Şamil ile Hacı Murat birbirine düşman olmuştu. Ardından da Şeyh Şamil, Hacı Murat’ın rütbelerini elinden almıştı. Sonra da hakkında ölüm fermanı çıkarmıştı. Bunun üzerine Hacı Murat, ezeli düşmanları olan Ruslara sığınmıştı. Ancak Hacı Murat’ın annesi, eşi ve çocukları ise Şeyh Şamil tarafından esir alınmıştı. Şeyh Şamil, Hacı Murat’a teslim olması için çağrıda bulunmuştu. ‘Teslim olmazsan aileni öldüreceğim’ diye tehdit ediyordu. Teslim olursa kendisi, teslim olmazsa ailesi öldürülecekti. Ailesini kurtarmak için sığındığı ezeli düşmanı Ruslardan yardım istemek durumunda kalmıştı. Eğer şeyh şamilden ailemi kurtarmama yardım ederseniz Ruslara hizmet ederim. Elinizdeki Çeçen savaş esirleriyle benimle takas edin diye talepte bulunmuştu. İki ateş arasında kalan Hacı Murat beklediği desteği bulamamıştı. Ruslar ise ikili arasındaki düşmanlıktan Zafer elde etmeye çalışıyordu. Bunun üzerine şeyh Şamil yanındaki sadık adamlarıyla Ruslardan kaçıp şeyh şamilin elindeki ailesini kurtarmak için yola çıkmıştı. Ancak bu kez Hacı Murat’ın peşine Ruslar düşmüştü. Ruslarla kıran kırana bir çarpışma sonucunda Azerbaycan yakınlarında yerli işbirlikçilerin de desteğiyle bir bataklıkta kıstırılan Hacı Murat öldürülüp kellesi Rus Çarı 1’inci Nikola’ya götürülmüştü. 1990’lı yıllarda ben Mimar Sinan Üniversitesi’nde öğrenciyken 4 yıl boyunca derslerimize giren eski bir gazeteci olan Hocam Hilmi Yavuz tragedyaya bir örnek olarak Tolstoy’un hacı Murat romanını göstermişti. Dünya edebiyatının şaheserlerinden biri kabul edilen bu romanda Tolstoy, Hacı Murat'ı özgürlüğüne düşkün, bir kahraman olarak anlatmıştı. Ancak köşeye sıkıştırılan bu kahraman teslim olmaktansa ölmeyi tercih etmişti. Öte yandan parçala ve de yok et stratejisinin de bir örneğiydi bu roman. Nitekim Şeyh Şamil ve Hacı Murat’ın ortak bir düşmana karşı savaşırken birbirlerine düşmeleri sonucu Kafkas halklarının direniş gücü zayıflamış sonra da Ruslara karşı mağlup olmuşlardı. Bugün ülkemizde yaşanan siyasi olaylara bakınca kişisel ihtirasların yarattığı trajedilerin nelere yol açtığını anlatan Tolstoy’un bu ünlü eseri aklıma geliyor. Bence tüm siyasetçiler bu romanı okumalı. Özellikle de siyasi ikbaliyle, ülkenin geleceği arasında gidip gelenler. Elbette Hacı Murat gibi gözü kara olabilmek herkesin harcı değil.