Kurallara uyarak belge alan ve vergisini ödeyen işletmeciler, denetim mekanizmalarının kasıtlı olarak işletilmediğini iddia ederek, “Bakanlık yasal işletmeciyi kime karşı koruyor?” sorusunu gündeme getirdi.
"İptal Edilen Belgeler Kağıt Üzerinde Kaldı" İddiası
Sektör temsilcilerinin ortaya attığı iddiaların başında, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından belgeleri iptal edilen binlerce konutun fiilen turist ağırlamaya devam etmesi geliyor. Bakanlığın veri tabanında, yalnızca Antalya ve Muğla genelinde 9 bin 572, Kaş özelinde ise 3 bin 372 iptal kaydı bulunduğu belirtilirken; sahada bu konutların çok büyük bir bölümünün piyasadan çekilmediği iddia ediliyor. Sektör temsilcileri, “İptal edilmiş konutların yüzde 95'i hâlâ kaçak olarak çalışıyor. Bakanlığın bu gerçeği gizlemeyip resmi denetim rakamlarını açıklaması gerekiyor” diyerek durumun vahametini gözler önüne serdi.
Bakanlık Adresleri Biliyor Ama Kulağının Üstüne mi Yatıyor?
Gazetemize ulaşan iddiaların en dikkat çekici boyutu ise denetim yetersizliğiyle ilgili. İddiaya göre; Bakanlığın daha önce belge verip sonradan iptal ettiği konutların açık adresleri, sosyal medyadaki ilanları ve haklarındaki şikayet dilekçeleri devletin elinde bulunuyor. Buna rağmen kaçak kiralama faaliyetlerinin hız kesmeden sürmesi, sektörde büyük bir tepkiye neden olmuş durumda. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan bir işletmeci:
"Adres var, iptal kaydı var, ilan var, şikâyet var, rezervasyon var. Buna rağmen faaliyet devam ediyorsa Bakanlığın ‘haberimiz yoktu’ demesi kimseyi ikna etmez. Sektörde açıkça 'Bakanlık kulağının üstüne yatıyor' algısı oluşmuş durumda."
Diye konuştu.
"Dürüst İşletmeci Cezalandırılıyor" İsyanı
Bir diğer çarpıcı iddia ise vergi ve maliyet kıskacındaki yasal işletmecilerin haksız rekabete kurban edilmesi. KDV, konaklama vergisi, personel, muhasebe ve güvenlik gibi ağır mali yükümlülükleri yerine getiren dürüst işletmeciler, hiçbir vergi ödemeyen kayıt dışı villaların haksız rekabeti altında ezildiklerini savunuyor. İşletmeciler, kayıt dışı faaliyet gösteren konutların hiçbir maliyet yüklenmediği için fiyat kırdığını ileri sürerek, “Devletin sistemi kanuna uyanı pahalı, kanuna uymayanı ucuz hale getiriyorsa, burada denetimden değil ancak dürüst işletmeciyi cezalandırmaktan söz edilebilir” iddiasında bulundu.
Sosyal Medyada "Korsan Pazar" İddiası
Kayıt dışı kiralama faaliyetlerinin sadece mülk sahipleriyle sınırlı kalmadığı, dijital mecralarda devasa bir "korsan pazar" oluşturduğu da iddialar arasında. Hiçbir yasal yetkisi ve seyahat acentası belgesi bulunmayan kişilerin, WhatsApp ve Facebook grupları üzerinden komisyon karşılığı başkalarına ait villaları pazarladığı ileri sürülüyor. Yasal acentaların TÜRSAB mevzuatına uyarak vergi ödediğini ve ofis açtığını hatırlatan turizmciler, tek bir telefonla organize olan bu korsan ağların kamu güvenliğini de tehlikeye attığını iddia ediyor.
Sektörden Çarpıcı Soru: "Bakanlık Kimi Koruyor?"
Bölge halkı ve yerel esnaf için can damarı olan villa turizminin, denetimsizlik nedeniyle uçuruma sürüklendiğini savunan işletmeciler:
"Biz belirli bir şirketi kanıtsız suçlamıyoruz. Ancak ‘Bakanlık kimin turizmini koruyor?’ diye sormak da hakkımız. Büyük oteller kadar yerel villa sahibinin ve küçük acentanın da korunması gerekmiyor mu?"
dedi.
Özellikle Kaş, Kalkan ve Fethiye gibi bölgelerde özel denetim ekiplerinin kurulmasını talep eden sektör temsilcileri, kayıt dışı faaliyet gösteren komisyoncular hakkında son iki yılda kaç işlem yapıldığının kamuoyuna açıklanması gerektiği çağrısında bulundu.