Akdeniz'de Kırmızı Alarm
Akdeniz ve Güneydoğu illeri Tabipler Odası başkanlıklarının beyanları ve yaptıkları basın açıklamaları, denizlerimizi kirleten mikroplastik katı atıkların Akdeniz ve bilumum sularımız için ne denli tehlikeli bir hâl aldığını işaret etmektedir. Bu acı ve ağır gerçeği biz, yıllardan beri ülke çevrecileri olarak haykırıyoruz; ama ülkenin ciddi, kalıcı, planlı, programlı, sonuç alıcı, orta ve uzun vadeli, ayakları yere basan bir çevre politikası olmadığı için artık denizlerimiz:
"Yeter, dayanamıyorum. Koruyucu hekimliği, çevrenin korunmasını göz ardı ettiğiniz için bir gün toplumlar, bataklık hâline getirdiğiniz denizlerin kirli sularında boğulacaksınız." şeklinde haykırıyor Akdeniz...
Biz, ülkemizin çevrecileri olarak bu işlerle henüz çevre kolejli yıllarımızda, 1963 yıllarında başlayarak, katı atıklar kontrol altına alınmazsa insanlığın başına nasıl ve ne şekilde belalar açacağını 63 yıl öncesinden söylemeye başlamıştık.
Kendi çöpümüzle uğraşırken bir de ithal çöplerle uğraşıyoruz. Acaba o çöplerin bileşimlerinde, kompozisyonunda, kimyasal ve organik terkibinde neler var?
Acaba söz konusu ithal çöplerde uranyum kirliliği mi, ağır toksik madde atıkları ve artıkları mı var? Yoksa radyasyon bulaşığı mı var? Hangi şartlar altında ve ne amaçla ithal ediliyor? Ne zaman, hangi zaman aralıklarında kaç ton ithal ediliyor? İthal edildikten sonra nerede, hangi ortamda depolanıyor? Depolama şartları nedir? Depolarda ne kadar zaman bekletiliyor? Eğer geri dönüşüm uygulanıyorsa nasıl bir teknik söz konusudur? Gerek ham maddesi nedir?
Ferdin ve bireyin sağlığının korunması için ne gibi koruyucu tedbirler alınıyor?
Bütünüyle bu işler ve mahiyeti meçhul akım şemaları oluşturulurken acaba tümüyle bu konularda kamuoyu aydınlatılamaz mı? Kamu yararının gözetilmesi ve kamu sağlığının korunması adına toplum bilgilendirilemez mi?
ÇEVRE VE KAMU SAĞLIĞI ÜZERİNE OLAN ETKİLERİ
Esasen konu yalnızca Akdeniz'le de sınırlı değildir. Aynı konu, tüm dünya denizleri ve okyanusları için de aynıdır. Nitekim kutup ayılarının yağ dokusunda yapılan araştırma ve incelemelerle ayıların yağ dokusunda da pestisit (tarım zehri) bulunduğu bir vakadır.
Teknik konulara fazla yeltenmeden diyorum ki; mikroplastik atıkların etkisi, insan bedeninde, tüm organlarda, beyin yapı sisteminde, kanımızda ve tüm doku sisteminde bulunabileceği bilimsel bir gerçektir.
Ayrıca gerek ithal çöplerin gerek yerelde meydana gelen çöplerin bertarafı için büyük bir miktarı yakma yöntemine tabi tutulmaktadır. Çöpün yakılması sonunda atmosfere yayılan gazların terkibinde çok zehirli ve aktif kanserojen olan dioksin gazı, furyan, karbon monoksit, karbondioksit, hidrokarbonlar, kükürt gazı, havanın nemiyle oluşan kükürt sülfür, azot oksitler, azot oksit gazları, partiküller madde vb. bulunmaktadır. Bunların tamamı üst solunum yolu enfeksiyonlarına, akciğer kanserine ve kan kanserine neden olabilmektedir.
Yukarıdaki bilgiler ışığında çöp ithalatı durdurulmalı; denizlere, göllere, akarsulara ve havzalarına asla çöp dökülmemelidir.