Kalleşçe Öldürülen Türk Başbuğları – 29
BAŞBUĞ ATATÜRK’ÜN ÖLDÜRÜLEMEMESİ
Kötülüğün güçleri, Haçlılar ve yerli HAMAGA’lar tarafından, Türklerin Atası unvanını sonuna kadar hak eden Ulu Önderin naçiz bedeninin ortadan kaldırılmasını irdeleyeceğim. Meselenin iyi anlaşılabilmesi için konuyu uzatmadan, dar çerçeve içinde ele alacağım. Şöyle ki; Burada Atatürk’ü anlatmaya kalksam, özet olarak bile olsa bunun mümkün olmadığını takdir edersiniz. Yalnızca üç konu başlığı altında, kısaca – özet olarak incelemeye çalışacağım. İlki; Ulu Önder, kötülüğün güçlerinin kendisine çok büyük kin ve düşmanlık içine girmeleri için neler yaptı? Öncelikle bu konu ele alınacak. İkinci konu olarak ise, yine özet olarak bedeninin nasıl ortadan kaldırıldığını ve son olarak da Ulu Önderi nasıl öldüremediklerini açıklamaya çalışacağım.
Devlet-i Ali’yi parçalayarak ortadan kaldırmak isteyen kötülüğün uşakları, işleyecekleri cinayetten çok yönlü fayda elde etmeyi umuyorlardı. Koca İmparatorluk topraklarını talan edecekler, çalacaklar, halkını ve doğal kaynaklarını sürekli sömüreceklerdi. Bunlar yalnızca maddi yönden beklentileri idi ve ikincil bir amaçtı. Asıl amaçları ise Türklüğü ortadan kaldırmaktı. Böylece, yeryüzünde Tanrısal güçleri bertaraf ederek kötülüğün egemenliğini bütün yeryüzüne yerleştirmek istiyorlardı. Amaçlarına ulaşmak için epeyce yol kat etmişler, kendilerince sanki yolun sonuna gelmişlerdi. Devlet-i Ali’nin yıkılmaması için olağanüstü gayretler sarf eden II. Abdülhamit Han, içimizdeki hamagalar da kullanılarak tahttan indirilmişti. Ve II. Abdülhamit Selanik’e sürgüne gönderilmişti. Onun yerine padişah yapılan Sultan Reşat’ın II. Abdülhamit Han gibi bir Türk Başbuğu olamayacağını biliyorlardı. Bu arada, yıllar süren hazırlıklar sonunda içimizden; Türk olanı- olmayanı, damat olanı -olmayanı!.. Yazarı – edebiyatçısı hatta sözde din adamları arasından pek çok HAMAGA (HA:hain, MA:mankurt, GA: güdük akıllı) uşak edinmişlerdi. Bunların hepsini de emelleri için kullanıyorlardı. Diğer taraftan; ırkçılık ve bağımsızlık hatta insan hakları gibi konuları da kullanarak imparatorluğu kısmen parçalamışlardı bile. Baktılar ki bazı Müslüman ülkelerin insanları İmparatorluktan ayrılmak istemiyor; öyle yerlere de bizzat kendileri asker sevk ederek işgale başladılar. İlk hedefleri, İmparatorluğun Kuzey Afrika toprakları oldu, Libya’ya saldırdılar…
ATATÜRK’ÜN, KÖTÜLÜĞÜN UŞAKLARINI KAHREDEN YAPTIKLARI
Pek çok Türk aydını, özellikle de Türk subayları büyük tehlikenin farkına varmışlardı. Fakat işin vahametini, evrensel boyutunu kavrayan kaç kişi vardı bilinmez. Ancak, Mustafa Kemal Türklüğe kurulan büyük tuzağı fark eden kişilerin en önde gelenlerindendi. Ben şahsen eminim ki bu büyük tehlikeyi fark eden en önemli kişilerden biri de II. Abdülhamit Han idi ama kelimenin tam anlamıyla onun eli kolu bağlanmıştı. Halk ne yapacağını bilemiyordu. Mustafa Kemal bazı kuruluşlara girerek oradan etkili olmak istemişse de, öylesi kuruluşlara da kötülüğün uşaklarının (özellikle masonların) sızdığını anlayarak hemen içlerinden ayrılmıştır.
Mustafa Kemal, Libya’ya düşman askerlerinin çıktığını duyar duymaz hemen gönüllü olarak harekete geçti. Yanına birkaç (gönüllü) subay arkadaşını da alarak, Libya’ya gitti. Beş-altı Türk subayının, düşmanın işgal ordusuna karşı başarılı olması elbette düşünülemez. Dolayısıyla onlar, düşmanla savaşmaları için Libya halkını örgütlemeye yöneldiler. Olabildiğince hızlı davranarak düzeni kurdular. Kısa zamanda halktan savaşabilecek insanlar, gönüllü olarak toplandı. Onlara çete savaşının, Türk usulüne göre nasıl yapılacağı öğretildi. Sadece eğitimle kalınmadı, aynı zamanda düşman birliklerine karşı vur kaç saldırıları düzenleniyordu.
DEVAMI VAR