Er mektubu görülmüştür
“Mektubuma başlamadan evvel üzerime farz olan Allahın selamlarını sunarım”
Satırları ile başlayan mektuplar okuma yazması olmayan erler tarafından okuma yazma bilen arkadaşlarına veya komutanlarına yazdırılırdı. İki kelime söyler” sıhhatte olduğumu bildir” der. Mektup yazan kişide iki soru sorar” evliminsin coluk, çocuk var mı? Kız mı? Oğlan mı ?” der.
Yukarıdaki klişe satırlarla başlayan er mektupları yazılır. Evdeki herkese selam edilir, herkesin hali hatırı sorulur Sarı kız ineklerin doğurdu mu? der ama eşinden söz edilmez onun ne hatırı sorulur nede selam edilir ayıp olur. Sadece soranlara selam denilir. Yazılan mektup komutana teslim edilir. Komutanlıktan er mektubudur görülmüştür damgasını yeğince postaya verilir. İlçedeki berber, terzi veya bakkal Ahmet eliyle Mehmet Öztürk diye yazılarak babasına yollar, Bir bilene yazdırılan mektup bakkal, terzi veya berber’e gelir.
Asker babası ilçenin pazarı günü ilçeye inince sorar bizim askerden bir haber var mıdır? Şayet o hafta ilçenin pazarına gidememiş ise pazara giden yakınlarına berber Hasan ağaya sor bakalım bizim askerden bir (mektup) haber var mıdır? Der.
Köyde mektup okuyan eve davet edilir. Bu öğretmen veya okuma yazma bilen biridir. Evde birkaç defa okunur. Anne oğlundan gelen mektubu alır saklamak gayesi ile ama çaktırmada gelinine verir. Hasretlisinden gelen mektubu eşi koynunda saklar.
Baba oğluna mektup yazdırır. Tüm köyün haberlerini bir bir aktarır. Evlenen gelin olan ölen evde doğuran sarı kızdan bahsedilir. Şayet oğlu veya kızı varsa mektuba eli çizilir. Tüm ev halkı selam eder seni dört gözle beklerler cümlesi ile eşi ima edilirdi.
“Gel teskere gel bitsin bu hasret” Türküsü çınlar kulaklarda. Okuma yazma oranı arttı herkes kendi mektubunu yazmaya başladı öyle güzel ve kişiye özel mektuplar yazıldı. Bu mektuplar kimse ile paylaşılmadı. İki kişi arasında kalan sırlar oldu.
Bu devrede üretilen fıkralardan iki tane aktarmak istiyorum. Eşini hamile iken vatani görevine giden genç oğlumu yoksa kızımı olduğunu merek eden asker eşine sorar sipariş ettiğim bisiklet gel dimi? Evet, geldi de sadece pompası unutulmuş. Yani beklediğin çocuğumuz geldi ama kızımız oldu. İkinci fıkramız şöyle eşinin hamile olup olmadığını öğrenmek isteyen asker eşine yazdığı mektupta güzel mektup uç git uç gel benim diktiğim fidanlar yeşillen dimi haber al gel der. Eşi cevap yazar uçup gelen güzel mektup uçup git fidanıma selam et. Yalnız diktiğin fidanlar yeşermedi gelince tekrar kazarsın der.
Bir zaman sonra telefon ilçelere geldi. Bizim köyde bir P.T T şubesi açıldı. Babalar P.T.T şubesine varıp telefon yazdırır oldular. Mektuplar ilçedeki bakkal, berber veya terzi eliyle değil direk babaların adreslerine teslim edildi. Telefonun gelmesi askerlerin hasretliğini uzun zaman gideremedi çünkü askere telefon edilemiyordu bu imkân yoktu. Asker talimde nöbette oluyor o nedenle askerle telefonla iletişim sağlanamıyordu. Uzun zaman askerler ile er mektubudur görülmüştür kaşeli mektuplarla haberleştiler.
Köyümüzde P.T.T şubesinin açılması ile babam Manyetolu ( çevirmeli) bir telefon aldı.
“-Alo Niyazi,
-Ben İsmail üstün,
-Tanıdım hacı amca,
-Bana Ankara Hacettepe …..numaradan Rafet’i bağlar mısın?,
-Numarayı tekrar alayım ama saat dokuzda yazdırdığım telefonlardan daha bir haber yok biraz çok bekleriz.
-Hayırlısı olsun eğer bu gün görüşemez isek yarın saat dokuzda bu kaydı yenile belki görüşürüz.”
Der bekleme başlar evet acil görüşmeler daima öne geçer normal yazılanlara sıra gelmez.
Bağlamalı telefon görüşmelerinde çok komik olaylarda yaşanır. Konya Karaman’dan Ahmet Öztürk ile görüşmek istersin, Burdur Karamanlıdan Ahmet Örs karşına çıkar veya tam konuşmanın içinde iken biri araya girer Çorum aradan çık diye bağrışmalar olur. Konuşmalarınıza santral memurları şahitlik eder. Bu nedenle konuşmalar çok dikkatli ve resmi olur.
Teknoloji hızla ilerledi manüel santrallar dan otomatik santrallara geçildi ama bir zaman çevrilen numarayı düşürmek mesele oldu ayrıca karda yağmurda iletişim hepten kesilirdi. Tam iletişime ihtiyaç olduğu zaman hat arızaları ortaya çıkardı. Şimdi bunlarda giderildi. Otomatik santrallar sayesinde evlere hatlar verildi babanızla, annenizle hem de nine ve dedenizle rahat konuşma imkânı doğdu. Bu imkânlar mektup yazma ve tebrik gönderme sayılarını oldukça düşürdü.
19.YY. Sonlarında mobil telefonlar ve araç telefonları çıktı. Bu iletiş araçlarına üst düzey bürokratlarla ve zengin iş adamları sahip olabildiler. İş adamları sahilde yürürken iş görüşmesi yapa biliyorlardı. Valiler her gittikleri yerden müdürlerini arayıp talimatlarını ilete biliyorlardı.
Teknolojide bir basamak daha ileri gidildi yapı tuğlası büyüklüğüne yakın büyüklükte ve tek boynuzlu cep telefonları ile tanıştık. Bu telefonlar zamanında baya pahalı cihazlardı. 1500-2000 $ para ödeniyordu. Bu telefonlardan 1994 yılında edindim. Eşime 1995 yılında aldım. Oğlum İstanbul’a üniversiteye gidince ona 1996 yılında aldım. Kızım Bursa da Üniversite tahsile başlayınca ona da 1998 yılında aldım. Böylece ailenin her ferdinde bir cep telefonu oldu ev telefonunu iptal ettirdik.
Teknoloji ilerlemeye devam etti. 250 gramlık telefonlar ağırlık olarak azaldı ama ekran ve hafıza olarak büyüdü. Şimdi görüntülü ve dokunmatik akıllı telefonlar çıkınca er mektubudur kaşeli mektuplar azaldı. Tebrikler ile mektuplar tarihe karıştı.
Günümüzde sadece fatura, trafik cezaları ve adli evraklar P.T.T tarafından iletiliyor. Oğlunuz, kızınız veya sevdiğiniz kişi nerede kiminle ne yiyor ne yapıyor görüyor ve biliyorsunuz. Bankada kaç paranız var ve nereye kaç para ödenmiş, kime ne kadar havale yapmak isteseniz telefonla yapa biliyorsunuz.
Evinize kurdurduğunuz tesisat ve kamera sistemi ile telefonunuzdan çocuğunuzun bakıcısının çocuğunuza nasıl muamele ettiğini nasıl konuştuğunu duyuyor ve görüyorsunuz. İş yerinden ayrılmadan önce evdeki fırını devreye alarak siz eve gelene kadar böreğiniz pişiyor. Kaloriferinizi çalıştırarak sıcak bir mekâna giriyorsunuz.
Doktorunuz kilometrelerce uzaktan sizin kalp ve kan değerlerinizi. Takip edebiliyor ve size tavsiyelerde bulunup yönlendiriyor
Araçlara yerleştirilen chipler yardımı ile nerede olduğunu daima biliyorsunuz. Acil müdahalede zaman kaybı önleniyor.
Bir başkasına yazdırılan bir başkasına okutulan mektuptan bu gün görüntülü ve hatta birkaç kişinin katıldığı telekonferans sistemli telefonlara ulaşıldı. Bunu bir basamak ilerisi Sevgilinin görüntüsünün yanında onun kokusunu da duyabileceğiz telefonlar yolda.
İletişim denilince Kızılderililerin dumanla iletişiminden Osmanlılarda özel ulak atlı habercilerden günümüze geldik. Her zaman bilinen bir gerçek elimizdeki imkânları toplumun insanın yararına kullanırsak biz kazanırız. İletişim gelişti derken toplum yüz yüze iletişimden koptu. Evlerde oğlan bir odada kız başka bir odada arkadaşları ile cetleşirken anne hem yemek pişiriyor hem de face den arkadaşına laf yetiştiriyor baba salonda televizyondan maç izliyor. Herkes kendi dünyasında yaşıyor buna birliktelik demek oldukça zor aynı evde ama kimse kimseden haberdar değil.
Cep telefonları zenginlerin bir lüksü olmaktan çıktı her kesimin rahatlıkla kullandığı bir araç oldu. Pazarda yoğurt peynir satan teyzeler şalvarından cep telefonunu çıkarıp eşine benim pazarda işim bitti beni pazarın alt köşesinden marketin önünden al diye haber veriyor.
Bu arada amatör habercileri ve kameramanları unutmamak gerekir. Bir kaza veya ilginç bir olaya şahit olanlar hemen cep telefonlarından video kaydı yaparak yerel veya ulusal kanallarla bu olayları paylaşmaktalar.
Rafet ÜSTÜN
29 Eylül 2015
İlk haberleşme Sümerlerin yazıyı icadı ile kil tabletlere yazılan mektuplardır. Sonra kaleden kaleye haberleşme buralarda yakılan ateşler ve dumanları ile yapıldı. Atlı haberciler önemli haberleri padişahlara ilettiler. Bunlara ulak veya tatar denir. Mahallede sevdiğin kızın penceresine ayna tutarak haberleşme işin cabası.
Posta güvercinlerini unutmamak gerekir. Teknolojinin ilerlemesi ile telgraf icat oldu mors alfabesi ile yazılan metinler şehirlerarası ve kıta haberleşmesi oldu. Bell’in telefonu icadı ile manyetolu telefonlar ve aradaki telefon santralları ve memurları hayatımıza girdi.
Bir tık ilerisinde otomatik santrallı telefonlar derken telsizler haberleşme vasıtamız oldu.
21. YY da cep telefonları devrim yarattı 83 milyon nüfusa sahip ülkemizde 106 milyon cep telefonu mevcut.
Bu arada iki tane Isparta mektubunu arşivime aldım.
14 Ağustos 2024 Antalya