Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
32°

Kuşlar İçin Ölüm Tuzağına Dönüşen Müze Antalya'ya Yakışmıyor!

YAYINLAMA:
Kuşlar İçin Ölüm Tuzağına Dönüşen Müze Antalya'ya Yakışmıyor!

Yeni bir bulmaca... Cevap anahtarıysa en sonda!


1-Üç ayrı seçmen anketi bize çok şeyler söylüyor...

Ekrem İmamoğlu’nun aday olamaması durumunda CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı sizce aşağıda okuyacağım isimlerden hangisi olmalı?

Mansur Yavaş: %39.5
Özgür Özel: %17.0
Kemal Kılıçdaroğlu: %3.5
Muharrem İnce: %1.5
Dilek Kaya İmamoğlu: %1.0
Başka biri: %10.5
Hiçbiri: %12.0
Fikrim yok/Cevap yok: %15.0

Asal Araştırma
11-20 Nisan 2026

Bu pazar Cumhurbaşkanı 2. tur seçimi yapılacak olsa ve adaylar; Recep Tayyip Erdoğan ve Mansur Yavaş olsa oyunuzu hangi adaya verirsiniz?

Mansur Yavaş: %59,03
Recep Tayyip Erdoğan: %40,97

Gündemar Araştırma
24-27 Mayıs 2026


Ank-Ar'ın cumhurbaşkanlığı anketi: Cumhurbaşkanı Erdoğan 3 ayrı senaryoda da birinci değil...

Nefes Gazetesi'nde Aytunç Erkin'in ilk kez yayınladığı, Ankara Araştırma ve Danışmanlık'ın cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair yaptığı araştırmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel ve Mansur Yavaş'ın gerisinde kalıyor.

CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, CHP Grup Başkanı Özgür Özel’in başkanlığında toplanan MYK toplantısı sonrasında şu açıklamayı yaptı:

“Bugün MYK toplantımızda üç ayrı araştırmanın çok yakın tarihli sonuçlarını değerlendirdik. Oradan şu çok açık çıkıyor ki bize oy veren CHP seçmeni, yüzde 90’ın üzerinde bir sayıyla bizim yanımızda ve destekliyor. Sayın Özgür Özel liderliğindeki CHP’yi istiyor. Eğer Sayın Özgür Özel liderliğinde bir CHP olmazsa, orası bu haliyle işgal halinde butlan bir şekilde durursa Sayın Özgür Özel liderliğinde başka bir parti istiyor. Her iki seçeneğin de birinci parti olduğunu görüyoruz.”

Ankara Araştırma ve Danışmanlık’ın (Ank-Ar) iki bin dört kişiyle 26-28 Haziran 2026 tarihleri arasında yaptığı çalışma önemli.


Her sonuçta Yavaş, İmamoğlu ve Özel önde...

Ank-Ar’ın anketi:

“Mansur Yavaş ve Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı adayı olması durumunda kime oy verirsiniz?” sorusuna verilen yanıtla devam edelim:

Yüzde 46.2’si Mansur Yavaş, yüzde 32.4’ü Tayyip Erdoğan, yüzde 16’sı oy kullanmam, yüzde 5.4’ü de kararsızım diyor. Bu yanıtın alt kırılımları önemli. Neden mi? Çünkü; Kılıçdaroğlu’nun CHP’sine oy verenlerin yüzde 66.2’si, Özel’in yeni partisine oy verenlerin yüzde 96.1’i Mansur Yavaş’ı destekliyor.

“Ekrem İmamoğlu ve Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adayı olması durumunda kime oy verirsiniz?” sorusuna verilen yanıtlar da farklı değil:

Yüzde 44.6’sı İmamoğlu, yüzde 35.8’i Erdoğan, yüzde 14’ü oy kullanmam, yüzde 5.7’si de kararsızım yanıtı veriyor.

Kılıçdaroğlu’nun CHP’sine oy verenlerin yüzde 61.5’i, Özel’in yeni partisine oy verenlerin de yüzde 97.4’ü İmamoğlu’nu destekliyor.

Üçüncü soru da şu: “Özgür Özel ve Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adayı olması durumunda kime oy verirsiniz?” sorusuna şu yanıt verilmiş:

Yüzde 42.4 Özel, yüzde 37.6 Erdoğan, yüzde 13.7 oy kullanmam, yüzde 6.3 kararsız. Alt kırılımlara baktığımızda da şu verileri görüyoruz: Kılıçdaroğlu’nun CHP’sine oy verenlerin yüzde 53.8’i, Özel’in yeni partisine oy verenlerin yüzde 95.9’u Özgür Özel’i destekliyor.

Bu da Kılıçdaroğlu da olsa Özel de olsa tabanın yüzde 50 artı 1 konusunda Erdoğan karşısındaki adayda birleştiğini bizlere gösteriyor.

İYİ Parti, Anahtar Parti, Zafer, Yeniden Refah Partisi, DEM seçmeninde durum ne? Bu partiler, Yavaş, İmamoğlu ve Özel’den hangisini seçiyor?

Mansur Yavaş açısından: İYİ Partililer’in yüzde 91’i, Anahtar Partisi’nin yüzde 61.7’si, Zafer Partisi’nin yüzde 92.9’u, Yeniden Refah Partisi’nin yüzde 61.9’u Mansur Yavaş’ı destekliyor. DEM seçmenininse yüzde 29.2’si Yavaş diyor.

Ekrem İmamoğlu açısından: İYİ Partililer’in yüzde 60.3’ü, Anahtar Partisi’nin yüzde 23.3’ü, Zafer Partisi’nin yüzde 71.4’ü, Yeniden Refah Partisi’nin yüzde 19’u İmamoğlu’nun yanında. Yani milliyetçi-muhafazakar seçmenin ilk tercihi Mansur Yavaş. İmamoğlu’na destekse çok daha az. DEM seçmeninse yüzde 79.2’si İmamoğlu’na oy vereceğini ifade ediyor. Yavaş’a destekleri yüzde 29.2’yken İmamoğlu’na yüzde 79.2 yani yüzde 50 daha fazla!

Özgür Özel açısından: İYİ Partililer’in yüzde 51.3’ü, Anahtar Partisi’nin yüzde 18.3’ü, Zafer Partisi’nin yüzde 66.1’i, Yeniden Refah Partisi’nin yüzde 14.3’ü Özel’in yanında. DEM seçmeninin yüzde 75’i Özgür Özel diyor.

Üç soru daha var.

Birinci soru: CHP’ye yönelik mutlak butlan kararını onaylıyor musunuz?

Ankete katılanların yüzde 58.5’u onaylamıyorum, yüzde 25.8’i onaylıyorum, yüzde 15.7’si fikrim yok diyor. Burada çarpıcı yanıt, Kılıçdaroğlu’nun CHP’sine oy vereceklerin yüzde 50.8’inin de onaylamaması. Yine Özgür Özel’e oy verecek kitlenin yüzde 97.7’si, AKP’ye oy vereceklerin yüzde 21.1’i, MHP’ye oy verenlerin de yüzde 35.2’si onaylamıyor.

İkinci soru: Sizce Özgür Özel ve arkadaşları mutlak butlan kararı sonrasında ne yapmalı?

Yüzde 39.6’sı yeni parti kurulmalı, yüzde 24.2’si CHP içerisinde mücadeleye devam etmeli, yüzde 20.4’ü de başka bir siyasi partiye katılmalı yanıtını vermiş.

Üçüncü soru: Özgür Özel’i güvenilir buluyor musunuz?

Yüzde 42.8’si güvenilir bulurken yüzde 48.9’u güvenilir bulmuyor. Aslında bu sonuç, cumhurbaşkanlığı seçiminde Özel’in aday olmasına destek verenlerle (yüzde 42.4) hemen hemen aynı!

Sorum şu: Mansur Yavaş hangi yıl dünyaya gelmişti?

A-1959
B-1955
C-1960
D-1962


2- “Bir kuşun yaşamı önemsiz değildir. Bir canın çırpınışı görmezden gelinemez. Hiçbir tarihi yapı, canlıların ölümü pahasına korunamaz. Doğa sessiz olabilir ancak vicdan susmaz”


Antalya Hayvan Hakları Platformu Sözcüsü Özlem Başargil, Antalya Nekropol Müzesi’ndeki ağ sistemlerinde kuşların yaşamını yitirdiğini öne sürerek yetkililere çağrıda bulundu. Başargil, “Bir kuşun yaşamı önemsiz değildir” diyerek olayla ilgili yasal süreç başlatıldığını açıkladı.

Antalya Nekropol Müzesi’nde kurulan koruma ağları, hayvan hakları savunucularının tepkisini çekti. Antalya Hayvan Hakları Platformu Sözcüsü Özlem Başargil tarafından yapılan açıklamada, ağ sistemlerinin çok sayıda kuş için “ölüm tuzağına” dönüştüğü iddia edildi. Açıklamada, ağlarda mahsur kalan ve yaşamını yitirdiği öne sürülen kuşlara ilişkin görüntülerin kamu vicdanını yaraladığı belirtilirken, yetkililere acil müdahale çağrısı yapıldı.


Hayvan hakları savunucuları tarafından yapılan basın açıklamasında, tarihi alanı koruma amacıyla kurulduğu belirtilen ağ sistemlerinin bugün kuşların ölümüne neden olduğu öne sürüldü. Antalya Hayvan Hakları Platformu Sözcüsü Özlem Başargil, “Gökyüzünde özgürce yaşaması gereken kuşlar; çırpınarak, saatlerce kurtulmaya çalışarak, susuz ve çaresiz biçimde can vermektedir. Tarihi koruma adına yapılan bir uygulamanın canlı yaşamını yok eden bir sisteme dönüşmesi büyük bir çelişkidir” dedi.


Başargil, başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere Antalya Valiliği ve Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne çağrıda bulunarak şu soruları yöneltti:

“Bu görüntüler karşısında neden hâlâ sessiz kalıyorsunuz? Ölen kuşlar için neden acil müdahale yapılmamaktadır? Kurulan ağ sistemi hangi bilimsel rapora dayanılarak uygulanmıştır? Veteriner hekimler, ornitologlar ve yaşam hakkı savunucularının görüşü alınmış mıdır?”


Yaşananların yalnızca teknik bir hata olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Özlem Başargil,


“Bu, göz göre göre gelen ölümlerdir. Her ölüm gerekli önlemleri almayan kurumların sorumluluğunu daha da büyütmektedir” ifadelerini kullandı. Başargil, “Bir kuşun yaşamı önemsiz değildir. Bir canın çırpınışı görmezden gelinemez. Hiçbir tarihi yapı, canlıların ölümü pahasına korunamaz. Doğa sessiz olabilir ancak vicdan susmaz” dedi.


Antalya Hayvan Hakları Platformu ile Engelli Hayvanları Koruma ve Hayvan Hakları Derneği’nin olayla ilgili gerekli yasal başvuruları yaptığı belirtilirken, sürecin takipçisi olunacağı açıklandı.

Başargil, “Ölüm tuzağına dönüşen ağ sistemleri derhal kaldırılmalıdır. Bağımsız uzmanlar tarafından inceleme yapılmalı, kamuoyuna şeffaf açıklama sunulmalı ve sorumlu kişi ya da kurumlar hakkında idari soruşturma başlatılmalıdır” dedi.


Paylaşılan fotoğraflarda, müze alanındaki ağ sistemleri üzerinde kuşların hareketsiz halde bulunduğu ve bazı bölümlerde yoğun kirlenme oluştuğu görüldü. Hayvan hakları savunucuları, alanın yeniden uzmanlar tarafından değerlendirilmesini isterken, doğal yaşamı tehdit ettiği öne sürülen uygulamaların sonlandırılması çağrısında bulundu.


EN YENİ GELİŞME


ANTALYA'nın tarihi Attaleia Antik Kenti'ne ait Doğu Nekropol Alanı üzerinde inşa edilen Nekropol Müzesi'nin çatısına giren kuşların dışkılarının tarihi yapıya zarar vermemesi için kurulan tel örgü sistemi kuşların ölümüne neden olunca önlem alındı. Antalya Rölöve ve Anıtlar Müdürü Veysel Akın, geçici süreyle çatı pencerelerinin açıldığı ve bu alanlarda ultrasonik kuşsavar sistemleri kurulduğunu, kuşların yapı dışına yönlendirilme işlemlerinin tamamlandığını belirtti.


Antalya kent merkezinde Attaleia Antik Kenti'ne ait Doğu Nekropol Alanı üzerinde kurulu ve üzeri çelik konstrüksiyon ile örtülü Nekropol Müzesi çatısının güvercinler ve diğer kuşlar tarafından yoğun şekilde kullanımı ve dışkılarının tarihi eserlere zarar vermesi nedeniyle bir süre önce Antalya Rölöve Anıtlar Bölge Müdürlüğü'nce tel örgülü önlem alındı. Ancak tel örgü sistemindeki açıklıklardan içeri giren güvercinler ve diğer kuşlar dışarı çıkamayınca öldü. Hayvan Hakları Platformu Antalya üyeleri, Antik Çağ'ın izlerini günümüze taşıyan 2 bin 300 yıllık mezar alanıyla dikkati çeken Nekropol Müzesi önünde açıklama yaparak kuş ölümlerinin önlenmesini istedi.


Antalya Rölöve ve Anıtlar Müdürü Veysel Akın, müzedeki uygulamaların 2023 yılında kendileri tarafından yapıldığını belirterek, "Müzenin hizmete açılmasının ardından yürütülen çalışmalar sırasında yapıda mevcut bazı eksiklikler ve müze işleyişini olumsuz etkileyebilecek hususlar tespit edildi. Bunların başında, yapının çıplak uzay kafes sistem çatı örtüsünde meydana gelen yoğun kuş yuvalanmaları ile buna bağlı oluşabilecek sağlık riskleri ve kuş pisliklerinin gerek yapı elemanlarında gerekse nekropol alanında oluşturabileceği tahribat gelmektedir. Yapılan incelemelerde, çatı örtüsünün alt ve ara alın bölgelerinde kaplama bulunmaması nedeniyle kuş girişine ve yuvalanmasına elverişli bir ortam oluştuğu, bu durumun yapı içerisindeki dolaşım alanları ile sergi mekanlarında kirlenme ve imalatlarda zarar meydana getirdiği değerlendirilmiştir. Bu nedenle, yapının mimari karakterini etkilemeyecek şekilde çözüm geliştirilmesi amacıyla mimari müellif ile yapılan görüşmeler neticesinde çatı altı ve ara alan açıklıklarının metal ağ sistemi ile kapatılması önerilmiş, genel müdürlüğümüzün uygun görüşü doğrultusunda uygulama gerçekleştirilmiştir" dedi.

 

Yapılan uygulama sonucunda kuş kaynaklı sorunların büyük ölçüde giderilmekle birlikte, yapının mimari özellikleri ve müelliflik hakları kapsamında müdahale edilemeyen bazı açıklıklardan sınırlı ölçüde kuş girişinin devam ettiğini dile getiren Akın, "Bu nedenle Antalya Müze Müdürlüğünce ultrasonik kuşsavar sistemi kurulmuştur. Daha sonraki süreçte yağışların başlamasıyla yapıda çatı kaynaklı su girişleri tespit edilmiştir. Konuya ilişkin Antalya Müze Müdürlüğü ile yapılan görüşmelerde, bakanlığımız ile Antalya Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan protokol hükümleri doğrultusunda çatıdaki su problemleri ile diğer yapısal hususların yapı sahibi Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığınca giderilmesinin uygun olacağı değerlendirilmiştir. Sonraki incelemelerde Antalya Müze Müdürlüğünce korkuluklar ve kuşların yuvalanabileceği yapısal noktalara ilgi yazı ekinde sökülmesi istenen kuş kovucu dikenler (kuşkonmaz çivileri) yerleştirildiği, ayrıca Antalya Büyükşehir Belediyesince çatı su yalıtımına yönelik çalışmaların gerçekleştirildiği görülmüştür" diye konuştu.

 

Ancak söz konusu çalışmalar sırasında, Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü'nce yaptırılan metal ağ sistemlerinde ve mevcut çatı pencerelerinde açmalar yapıldığı, bu nedenle çatı içerisine yeniden kuş girişlerinin meydana geldiğini dile getiren Veysel Akın, şöyle devam etti:


"Bu kapsamda, çatı içerisine giren kuşların tahliyesi amacıyla Antalya Müze Müdürlüğünce geçici süreyle çatı pencerelerinin açıldığı ve bu alanlarda ultrasonik kuşsavar sistemleri kurulduğu ve bu vasıtayla kuşların yapı dışına yönlendirilerek tahliye edilmesi işlemlerinin tamamlandığı, söz konusu alanda dışarı çıkamamış herhangi bir kuş kalmadığı bildirilmiştir. Bu çalışmaların yanı sıra, yapının mevcut güvenlik kamera sistemine ek olarak çatı yüzey ve alanlarında meydana gelebilecek kuş girişlerinin izlenebilmesini teminen ayrı bir kamera sistemi kurulmuştur. Bu vasıtayla yapıda bahsi geçen metal ağ ile kapatılmış çatı alanına kuş giriş çıkışı olup olmadığı tedbiren gözlemlenmekte olup yeniden kuş girişlerinin olması halinde zafiyet gösteren noktalara yönelik gerekli ek önlemler alınacaktır."


Antalya Nekropol Müzesi, Türkiye'nin ilk nekropol (antik mezarlık) müzesidir ve kentin merkezindeki Doğu Garajı mevkiinde yer almaktadır. 2023 yılında ziyarete açılan müze, Attaleia Antik Kenti'nin 2.300 yıllık geçmişe sahip Doğu Nekropol alanı üzerine inşa edilmiştir.


Antik mezarlık ticari inşaat kazıları sırasında tesadüfen keşfedilmiştir. Kurtarma kazılarında yaklaşık 1000 farklı mezar, iskeletler ve antik döneme ait binlerce gözyaşı şişesi, sikke ile takı gibi eserler bulunmuştur.Antik mezarlık hangi yıl keşfedildi?

A-1999
B-1985
C-2008
D-2000

 

3-Son ikibin yılın en büyük yazarlarından, Miguel de Cervantes (22 Nisan 1616), William Shakespeare (23 Nisan 1616) birer gün arayla vefat etmişti...

Shakespeare'in yaşamından kesitleri konu alan sinema filmlerine Türk halkı daima çok ilgi duydu...

Bu filmlerden Hamnet Türkiye sinemalarında 616.746, Shakespeare in Love Türkiye sinemalarında 424.402 seyirci toplamıştı..

William Shakespeare'in tek oğlu olan Hamnet Shakespeare (1585-1596), ikiz kız kardeşi Judith ile birlikte Stratford-upon-Avon'da büyüdü. Henüz 11 yaşındayken veba salgını nedeniyle hayatını kaybetti.

Ekteki linkte Rusya'ya ait "Hamlet" filminin (1964) tamamı bulunuyor...Film 1964 Venedik Film Festivali Seçici Kurulu (Jüri) Ödülü'ne layık bulunmuştur!

Değerli yazar Onat Kutlar'a (1936-1995) göre bu film dünyanın en iyi on filminden biridir...

https://www.youtube.com/watch?v=OzN1isLYc_A


Dünyaca ünlü Don Kişot romanının yazarı Miguel de Cervantes, 1575 yılında Napoli'den İspanya'ya dönerken Cezayir korsanları tarafından ele geçirilerek Türklere esir düştü. Beş yıl boyunca Cezayir'de tutsak kalan yazar, yaşadığı bu deneyimleri ve gözlemlerini daha sonra kaleme aldığı eserlerinde ustaca kullanmıştır.

İnebahtı Gazisi: Esir düşmeden önce, 1571 yılındaki İnebahtı Deniz Savaşı'na katılmış ve burada aldığı yaralar sonucu sol elini kaybetmiştir.

Cezayir'deki Esaret Yılları: Kardeşi Rodrigo ile birlikte esir alındı. Ailesi sadece kardeşinin fidyesini ödeyebildiği için beş yıl boyunca Cezayir'de esir kaldı.

Kaçma Girişimleri: Esareti boyunca özgürlüğüne kavuşmak için tam dört kez tehlikeli kaçma girişimi yapsa da başarılı olamadı.

İstanbul Efsanesi: Bazı popüler kaynaklarda yazarın İstanbul'a getirilip Tophane'deki Kılıç Ali Paşa Camii inşaatında amele olarak çalıştırıldığı iddia edilse de, tarihsel araştırmalar bu bilginin gerçeği yansıtmadığını ve tüm tutsaklık süresinin Cezayir'de geçtiğini ortaya koymuştur...

Hamnet'te William Shakespeare'i canlandıran Paul Mescal İstanbul, Fethiye ve Muğla'da çekilen bir filmdeki (Aftersun; 2022) oyunculuk performansıyla Oscar ödülüne aday gösterildi...

1936'da Atatürk ve İnönü'ye Rusya lideri Stalin tarafından yollanan Rus sanatçı ekibinde David Oistrakh ve Dmitry Shostakovich gibi 20. yüzyılın en büyük müzisyenleri vardı...

Shostakovich linkteki filmin (Rus "Hamlet"inin) müziğini besteledi...

Dimitry Shostakovich (1906-1975) Leningrad adını verdiği 7. Senfoni’sini 27 Aralık 1941’de tamamladı. Senfoniyi 900 gün kuşatma altında tutulan Leningrad’a ithaf etti. Senfoni yalnız Rusya’da değil Batı’da da popülerlik kazandı.7. Senfoni Nazi totaliterliğine, militarizmine karşı direnişin simgesi olarak karşılandı. İkinci Dünya Savaşı’nı, kurbanlarını yansıtan önemli bir beste sayıldı.

20 Temmuz 1942'de 7. Senfoni ve Shostakovich TIME dergisinin kapak konusu oldu...TIME dergisi Rusların Hitler'in ordularına teslim olmaya niyetinin olmadığını duyurdu...

Leningrad Kuşatması'nda yaklaşık 1.500.000 arası Sovyet sivili ve askeri hayatını kaybetti. Ölümlerin büyük çoğunluğu (yaklaşık 1 milyon kişi) abluka sırasındaki aşırı soğuk ve açlık nedeniyle gerçekleşti.  

Daha geniş bilgi için bu kitap tavsiye edilir: "The 900 Days: The Siege of Leningrad" (Harrison Salisbury)...

Shostakovich 1936 yılında bir grup Sovyet müzisyen ile Türkiye’ye geldiğinde (Oistrakh da var bu grupta) İstanbul’dan nota kâğıdı almıştı.  1930’lu yıllarda Rusya’da nota kâğıdı bulmak çok zormuş! 1941'de Leningrad Alman ordularının kuşatması altında iken 7. Senfoni’yi bu nota kâğıtları üzerinde bestelemişti. Kâğıtlar üzerinde Türkiye’den geldiğini gösteren bir damga vardı...


Linkteki filmde (Rus "Hamlet"inde) Shakespeare'in eserini Rusçaya çeviren Nobel edebiyat ödülü sahibi yazar kimdir?

A-Alexander Soljenitsin

B-Anton Çehov

C-Mihail Bulgakov

D-Boris Pasternak

E-Arseni Tarkovski

4-ABD 19. yüzyılın başlarında, 1803 yılında Fransa'dan devasa bir toprak satın aldı. Bu tarihi anlaşma, Amerika'nın sınırlarını bir gecede ikiye katlamış ve ülkenin Batı'ya doğru genişlemesinin temelini oluşturmuştur.

Satın Alınan Bölge: Louisiana Satın Alımı olarak bilinen bölge, Mississippi Nehri havzasının batısındaki yaklaşık 2.1 milyon kilometrekarelik bir alanı kapsar.

Maliyet: ABD, bu geniş alan için Fransa'ya toplam 15 milyon dolar ödemiştir.

Tarih: Anlaşma 30 Nisan 1803 tarihinde Paris'te imzalanmıştır.

Neden Satıldı? Dönemin Fransız lideri Napolyon Bonapart, Avrupa'da devam eden savaşları finanse etmek için acil nakde ihtiyaç duyuyordu ve bu geniş bölgeyi elden çıkarmayı tercih etti.


Amerika Birleşik Devletleri (ABD), 30 Mart 1867 tarihinde Alaska topraklarını Rus İmparatorluğu'ndan 7,2 milyon dolar karşılığında satın almıştır. Dönemin ABD Dışişleri Bakanı William H. Seward tarafından yürütülen bu süreç, Alaska Anlaşması (Alaska Purchase) olarak tarihe geçmiştir...

19. yüzyılda Çin'in zayıflamasından istifade eden Rus İmparatorluğu, Çin'deki Çing Hanedanı'nı bir dizi "eşitsiz antlaşma" imzalamaya zorlayarak yaklaşık 1 milyon kilometrekarelik bir alanı kendi topraklarına katmıştır. Bu süreç, Çin tarihinde "Aşağılanma Yüzyılı" olarak bilinen dönemin önemli bir parçasıdır.

Gulca (Kuldja) Antlaşması (1851): Çin'in kuzeybatısındaki İli bölgesi ve çevresinde ticari ayrıcalıklar ve sınır düzenlemeleri sağlamış, bu da ilerleyen yıllarda bölgedeki Rus etkisini ve toprak kazanımlarını pekiştirmiştir


Aygun Antlaşması (1858): Rusya ile Çin arasındaki sınırı Amur Nehri olarak belirlemiştir. Bu antlaşma ile Stanovoy Dağları ile Amur Nehri arasındaki yaklaşık 600.000 kilometrekarelik Mançurya toprağı Rusya'ya devredilmişti

Pekin Sözleşmesi (1860): Aygun Antlaşması'nı teyit etmiş ve Ussuri Nehri'nin doğusunda kalan (günümüz Vladivostok şehrinin de bulunduğu) Primorye bölgesini Çin'den alarak Rusya'ya bırakmıştır. Böylece Rusya, Pasifik Okyanusu'nda buz tutmayan limanlara erişim sağlamıştır.


Greenland-Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı ele geçirme isteğinin hâlâ geçerli olup olmadığına ilişkin "Stratejik bir bölgede olduğumuz için Grönland'da iki yıldır çok ciddi baskılara maruz kalıyoruz. Bunlar, kabul edilemez baskılar" dedi.

Nielsen, bu baskıların henüz sonunu göremediklerini ancak ABD ve Grönland arasında doğrudan diyalog kurarak önlemler almaya çalıştıklarını aktararak, dünyanın değişim sürecinden geçtiğini gözlemlediğini dile getirdi.

Bulundukları bölgede güvenliği sağlamak istediklerini söyleyen Nielsen, "demokrasinin yanı sıra uluslararası hukuka ve insan haklarına saygı gibi ilkelere sahip ülkelerle ortaklıklar geliştirmek istediklerini" ifade etti.

Nielsen, bu "kriz" kapsamında Fransa ve Avrupa Birliği'nin (AB) kendilerine destek sağladığını belirterek "Üç gün önce ABD'nin Grönland Özel Temsilcisi, bize Donald Trump'ın Grönland'ı ilhak etme fikrinden vazgeçtiğini söyledi ancak baskı hâlâ burada" ifadelerini kullandı.

Grönland'ın daima Avrupa Birliği'nin tarafında olacağını söyleyen Nielsen, "Grönland, Fransa ile Nordik ülkeleri, Danimarka ve NATO'nun yanında olmak istiyor" dedi.

Nielsen, Kanada'yla da yakınlaşmaları gerektiğine ve bu durumdan herkesin fayda sağlayacağına işaret ederek Grönland'ın Avrupa ülkelerinin madencilik faaliyetleri konusunda Çin'e daha az bağımlı olmasını sağlayabileceğini belirtti.

Grönland Başbakanı Nielsen:

"Grönland, kendi kaderini tayin etme hakkından asla vazgeçmeyecek, asla ilkelerimizden vazgeçmeyeceğiz ve satılık değiliz"  

Fransız Dışişleri Bakanı Barrot "Amerika'nın devasa ve emperyalist baskısı altında, Jens Frederik Nielsen ayağa kalkarak 'Hayır' dedi. Grönland halkı, Avrupa'yı, NATO'yu seçti. (Grönland) Satılık değil, alınabilecek bir şey değil" ifadelerini kullandı.Barrot, "Nielsen'in bu konuda inanılmaz derecede cesaretli davrandığını" söyledi...


Donald Trump, ülkesinin "ulusal güvenlik amacıyla Grönland'a ihtiyacı olduğunu" ve bunun "inşa edilen Altın Kubbe için hayati önem taşıdığını" iddia etmişti...

Washington'da bir araya gelen ABD, Danimarka ve Grönland dışişleri bakanlarının görüşmesi ardından temel anlaşmazlıklar devam etmiş, ABD'nin Grönland'ı "ele geçirme arzusunun açık" olduğu kaydedilmişti.

Danimarka Krallığı'na bağlı özerk bölge Grönland da daha önce ABD'nin egemenliğin devredilmesini de içeren yaklaşımlarını reddetmişti.

Danimarka ise müttefiklerle birlikte bölgedeki askeri işbirliğini artırma çağrısı yapmıştı. Bu kapsamda Avrupa ülkeleri küçük askeri birlikler ve subayları Grönland'a göndereceklerini açıklamıştı.

Trump’ın Ocak 2026'da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile daha fazla ABD etkisini öngören bir “çerçeve” anlaşması imzalamasının ardından doğrudan “ele geçirme” söylemi geri planda kalsa da, Washington’ın Arktik’teki nüfuz arayışı sürüyor.

ABD başkanı Donald Trump'ın oğlu Donald Trump Jr.'ın Grönland'ı ziyaret etmesi, Trump'ın önceliğinin bu kutup bölgesindeki kuzey kutup rotasının ya da Kutup İpek Yolu üzerindeki güvenliğin sağlanması olacağına bir işaret...

Trump 2019'daki ilk döneminde adayı satın almayı teklif etti, ancak Grönland ve Danimarka bu teklifi reddetti.

Grönland Başbakanı Mute Bourup Egede, "Grönland, Grönland halkınındır. Danimarkalı ya da Amerikalı olmak istemiyoruz. Grönlandlı olmak istiyoruz." dedi...Grönland'ın kömür, altın, bakır, gümüş ve belki de keşfedilmemiş petrol ve doğalgaz gibi yer altı kaynakları kadar, geniş deniz yetki alanlarından da bahsediliyor...

Ada, mineraller, petrol ve doğal gaz açısından zengindir, ancak kalkınma yavaş olmuştur. Grönland'ın başkenti Nuuk, New York'a Danimarka'nın başkenti Kopenhag'dan daha az uzaklıktadır. 2023'te yapılan bir araştırma, Avrupa Komisyonu tarafından ‘temel hammadde’ olarak kabul edilen 34 mineralden 25'inin Grönland'da bulunabileceğini gösterdi.

Bu mineraller arasında grafit ve lityum gibi batarya malzemeleri ile elektrikli araçlarda ve rüzgâr enerjisi jeneratörlerinde kullanılan nadir toprak elementleri de yer alıyor.Grönland'da çevresel nedenlerle petrol ve doğal gaz çıkarılması yasak ve madencilik sektörünün gelişimi bürokrasi ve yerli halkın muhalefeti nedeniyle engelleniyor.

2026'da Danimarka'nın Özerk Bölgesi Greenland-Grönland'da protestocular ABD büyükelçiliği önünde "ABD Defol" diye slogan atıyor.

ABD her an Grönland'ı işgal edebilir; ABD ve Danimarka'nın ikisi de North Atlantic Treaty Organization-NATO üyesi olduğundan bu teşkilatın tabutuna bir çivi çakılabilir!

Greenland-Grönland Madencilik ve Petrol Dairesi Başkanı Jørn Skov Nielsen (Danimarka Kopenhag 1960 doğumlu) 2010'da National Geographic Dergisi'ne (makalenin yazarı: Tim Folger) KuzeyBatı ve KuzeyDoğu Grönland için 50 milyar varil petrol ve doğalgaz tahminimiz var demişti...Yani en az 5 trilyon dolarlık bir zenginlik kaynağıydı bu...

Grönland, küresel ısınmayla eriyen buzulların açığa çıkardığı zengin yeraltı kaynaklarıyla dikkat çekmektedir. Adada uranyum ve altın başta olmak üzere; nadir toprak elementleri, grafit, nikel, kobalt ve çinko yatakları bulunur. Şu an adada aktif olarak sadece iki maden (bir anortozit ve bir altın madeni) işletilmektedir.

Nadir Toprak Elementleri: Elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji teknolojilerinde kritik öneme sahip olan neodimyum ve praseodim gibi elementler açısından dünya rezervlerinde üst sıralarda yer alır.

Altın: Özellikle Nalunaq bölgesindeki altın yatakları, yabancı yatırımcıların arama faaliyetleri yürüttüğü odak noktalarından biridir.

Grafit, Kobalt ve Nikel: Batarya teknolojilerinde yoğun talep gören mineraller bakımından yüksek potansiyele sahiptir.

Uranyum: Nükleer enerji için önemli bir kaynak olup, geçmişte uluslararası siyasi tartışmalara konu olmuştur.

Grönland Maden Kaynakları Otoritesi verilerine göre onlarca uluslararası şirketin aktif arama ruhsatı bulunmaktadır. İklim değişikliğinin etkisiyle buzulların erimesi ve yeni deniz ticaret rotalarının ortaya çıkması, bölgeyi jeopolitik açıdan küresel güçlerin rekabet alanı haline getirmiştir. Ada ekonomisinin Danimarka'ya olan bağımlılığını azaltmak için madenciliğin geliştirilmesi temel stratejilerden biri olarak görülmektedir.

ABD başkanı Harry Truman yönetimindeki ABD, Soğuk Savaş sırasında Grönland'ı stratejik bir varlık olarak 100 milyon dolar karşılığında satın almak istemiş, ancak Danimarka satmayı reddetmişti... Truman yönetimi, stratejik konumu nedeniyle adayı ele geçirmek amacıyla Danimarka'ya 100 milyon dolar değerinde altın teklifinde bulunmuştu...Harry Truman Grönland'ı ne zaman satın almayı teklif etti?

 

A-1944
C-1949
D-1945
E-1946


Cevap Anahtarı


1-B

2-C

3-D

4-E
 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız