Azim

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Azim

Haydar Malatya’nın Pütürge ilçesinin İncesu köyündendi köyünde ilkokulu bitirdikten sonra Malatya lisesinde kala gece beş senede ortaokulu bitirdi.
Askerlik yaşına geldi. Akranları ile askere gitti. Acemi eğitimi bitince dağıtım yapılmadan önce Kore’ye gönüllü gidenlere dönüşte devlet dairelerinde görev verilecektir denildi.
Bunu duyan Haydar Kore’ye gönüllü oldu. Kore’de Amerikalılarla omuz omuza Kuzeylilere karşı savaştı. Amerikalı askerlerden birçok dostları oldu. Askerlik dönüşü içişleri bakanlığı emniyet genel müdürlüğüne müracaat etti.  Polis olarak Şanlı Urfa Emniyet müdürlüğü emrine atandı. 
Anne ve babası Haydar’ın başını bağladılar. Fırıncı Osman’ın kızı Arife ile evlendirdiler. Haydar hanımı Arife ile çok mutlu yaşarken mutluluklarını perçinleyen Ömer Faruk isminde bir oğlanları oldu.  Ömer Faruk fark edilen güzel bir çocuktu. 
Anne bir yıl sonra amansız bir hastalığa yakalandı. Haydar ve arkadaşları ve tüm akrabaları kurtarılması gayret etmelerine rağmen Arife hanımı kurtaramadılar. Bir yaşındaki Ömer Faruk’a halası ve babaannesi sahip çıktılar. Haydar bey çok üzüldü ama yapacak bir şey yoktu.   Kaderine küstü çok kızdı. 
Urfa adliyesinde Celil beyin sekiz kızı vardı yedisini gelin etmişti sekizincisi yirmi dört yaşına girmesine rağmen bir nasibi çıkmamıştı. İki tarafı da iyi tanıyan ve seven dostları ve arkadaşları devreye girdiler önce Haydar’ı bilgilendirdiler. Haydar dünden razı oldu. Celil beye Haydar’ı anlattılar polis olduğunu çok düzgün bir insan olduğunu anlattılar. Sadece bir oğlu var, O da bir buçuk yaşında eğer uygun görürseniz bunları Zehra ile evlendirelim dediler. Celil ağa bir kızıma sorayım demedi. Evdeki Köroğlu ile konuşayım ne derse size bildireyim dedi.   Aracılar işin takibini bırakmadılar. Her şey yolunda gitti. Düğün dernek Haydar’a yeni bir yuva kuruldu. 
Zehra Hanım evlatlığı Ömer Faruk’u çok sevdi. Güleş oynaş iki yıl geçti. İki yıl sonra Zehra hanımın bir oğlu oldu. Zehra Hanım Ömer Faruk ile kendi oğlunu hiç Ayırt etmedi. Allah Zehra hanıma birde kız evlat verdi. Üçkardeş çok iyi geçiyorlar. Ömer Faruk anlatıyor. Bize misafirliğe gelenler beni ve kardeşlerimi seviyorlar. Ama beni severken pekte güzel bir çocuk, kadersiz yavru diyerek acıyarak seviyorlar. Ben anlamıyorum beni niye acıyarak seviyorlar diye düşünürken ilkokula giderken birinci sınıfta akrabalardan biri anlattı.  Senin annen Arife idi ama o öldü. 
İşte o zaman dünya başıma yıkıldı. Ama Zehra annem beni çok seviyor bende onu seviyorum. İşte bundan sonra kardeşlerim kıskanmaya başladım. Annem bir elmayı ortadan bölüp bizde verse sanki onun ki yarı değilmiş gibi gözümde büyüyordu.
Babamın tayini İstanbul’a çıktı. İlkokulu bitirdim Vefa Lisesi orta kısmında okula başladım. Babam yaz tatillerinde boş boş gezip avara olmasın diye beni Berber yanına çırak verdi.  Berberde aldığım bahşişleri biriktirir akşam eve giderken üç tane gofret alır kız kardeşim ve oğlan kardeşime kim bana abim diye sarılışa ona bir hediyem var der onları sevindirirdim onlarda akşam benim dönüşümü beklerdi. Bazan gün boyu aldığım bahşişler üç gofret almaya yetmez ben iki gofret alır onları sevindirirdim. Ben yemesem de olur yeter ki kardeşlerim beni sevsinler ve sevinsinler diye düşünürdüm.
Bir gün babamın bacanağı geldi, Bir akrabasının oğlunu Çankırı astsubay okuluna yazdırdığını anlattı. Yatılı bir okul, talebenin her türlü ihtiyaçlarını askeriye tarafından karşılanıyor. Harçlık bile veriyorlar üstelik okul bitince işin hazır diye okulu tanıttı. 
Bizim okula da bir tanıdığımız var. Ben ona bir mektup yazarım telefonda ederim. Ömer Faruk’u oraya gönderelim dedi. İşin gerçeği benimde hoşuma gitti. Babam bana sormadan olur dedi. Sen telefon et ne gibi evraklar lazımsa biz hazırlayalım dedi. Babam bana baktı bende olur baba dedim. 
Evrakları hazırladık.  Okul çıkma belgem, resimler, zarflar ve pullar birde tanıdığa yazılan tavsiye mektubunu aldım.  İstanbul’dan Çankırı otobüsüne bindirdiler.  Babam on lirada harçlık verdi. Evet, yuvadan ayrılış o ayrılış oldu.
Bazen çok sıkıldım, bunaldım okuldan kaçıp gitmeyi düşündüm.  Ama nereye gideceksin ne yapacaksın diye düşündüm. Bu fikirlerden vaz geçtim derslerime daha çok sarıldım.  Derslerimde başarılı olunca öğretmenlerim ve komutanlarım beni daha çok sevdiler.  En düşük notum sekizdi sınıfın en başarılı öğrencisi oldum. 
Bayramlarda ve ara tatillerde bile okulumu ve komutanlarımı özler oldum. Ders çalışmak bende büyük bir alışkanlık haline geldi.
Astsubay okulunu bitirip kıtada hizmete başlayınca,  Yaptığım işin en iyisini yapmak, en layığını yapmak ayrıca anlayarak yapmayı alışkanlık haline getirdim.  Bu titiz ve dikkatli çalışmam komutanlarım tarafından daima takdirle karşılandı. 
Lise fark derslerini vererek liseyi dıştan bitirdim. Çalışma okuma arzum her gün daha artıyordu. Üniversite giriş imtihanlarına girdim.  Devam mecburiyeti olmayan faküllere bakıyordum. Bu arada kıt hizmetlerim arttı tatbikatlar, operasyonlar yer değiştirmeler ve anarşiyi önleme çalışmaları kapsamında doğu hizmetleri derken üniversiteye devamda güçlük çektim ama iktisat fakültesini açık öğretim fakültesi programında bitirdim. 
Subaylığa geçiş imtihanını kazandım.  Harp okulundaki eğitimimi tamamlayıp silahlı kuvvetlerde subay olarak hizmet vermeye başladım. Sicilim çok iyi disiplinli çalışıyorum. Bu defa yabancı dil ve bilgisayar kurslarına devam ediyorum. İyi derecede İngilizcem nedeni ile yurt dışı hizmetlerde görevlendirildim. Gerek kıta çalışmalarımda gerekse karargâh çalışmalarımda başarılı çalışmalarımdan dolayı üst komutanlarımdan başarı belgeleri ve plaketler aldım.
Binbaşılık rütbesine gelince emeklilik hakkımı kazandım. Kızlarım üniversiteye başladılar eşim ile birlikte yanlarında ve yakınlarında olmamız gerektiğine karar verip çok sevdiğim Peygamber ocağından emekliye ayrıldım.
Özel firmalar iş teklifinde bulundular kızlarımın okuduğu şehirlerdeki firmalarda çalışmaya başladım.  On beş yıl özel sektör de görev aldım.  Askeri disiplin ve liyakatle iktisat ve personel yönetiminde bilgisayar ağırlıklı hizmet verdim. 
Torunlarım gelince ikici işime de noktayı koyarak zamanımı ve birikimlerimi torunlarıma harcamaya karat verdim. 
Ben hür general rütbesine terfi ettim, ama torunlarımın istek ve dileklerine uyarak onların emir ve komutası altında büyük bir mutlulukla hayatımı yaşıyorum.

RAFET ÜSTÜN
26-02- 2026

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız