Kalleşçe Öldürülen Türk Başbuğları -24

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Kalleşçe Öldürülen Türk Başbuğları -24

Adli konuda yaptıkları:
Bu konuda ivedilikle yapılması gereken şey yeni bir hukuk düzenlenmesiydi. Zamanın en aydın ve bilge kişilerinden olan Ahmet Cevdet Paşa’yı yepyeni bir yasa yapması için görevlendirdi. Yasa çalışmalarına bizzat kendisi de katıldı. Titiz çalışmalar sonucu; “Mecelleyi Ahkâmı Adliye” adlı kanun meydana getirildi. Ayrıca; Divan-ı Muhasebat (Sayıştay), Şurayı Devlet (Danıştay), Divan-ı Ahkâmı Adliye (Yargıtay), bu üç önemli kurum oluşturulmuş ve faaliyete geçirilmiştir.
Eğitim ve öğretimde yaptıkları:
İmparatorluğun hemen her yerinde faaliyete geçen misyoner okullarının kapatılması (daha önce yapılan anlaşmalar gereği) mümkün değildi. Hem bu şer yuvalarının etkisini azaltmak, en azından bilgili Türk gençleri yetiştirmek hem de İmparatorluğun her yönden kalkınabilmesi için eğitim ve öğretimde, devrim niteliğinde hamleler yapmak gerekiyordu. Sultan Aziz bu konuda da müthiş atılımlar ortaya koydu. Daruşşafaka lisesi kuruldu. Askeri rüştiyeler ve bahriye mektepleri kuruldu. Mahreci aklam yani katip mektepleri açıldı. Eğitim ve öğretimde düzeni sağlamak üzere Maarifi Umumiye Nizamnamesi hazırlanarak uygulandı. Dar ul Muallimat (kızlara mahsus öğretmen okulları) açıldı. Dar ul Fünun (üniversite) kurulmuş ve kısa zamanda faaliyete geçirilmiştir. Ayrıca; çeşitli teknik eğitim okulları açılmış. Türkistan’da Türkçe eğitim yapan okullar açılmasını sağlamıştır. Bunların dışında: 1000 Km demiryolu yapılarak ekonomiye kazandırılmış. Rumeli Şimendifer Hattı yapılıp faaliyete geçirilmiştir. Müzecilik, itfaiye teşkilatı, ilk kez posta pulu kullanımı gibi pek çok yenilik, Sultan Aziz zamanında başlatılmıştır, başarılmıştır. 
Askeri alanda yapılanlar:
Sultan Aziz’in, ordu ve donanma ile ilgili çalışmaları sonunda ortaya çıkan başarılar, sanki Osmanlı İmparatorluğunun eski dünya devleti konumuna yükselmesi anlamında silkinişi gibiydi. Önce asker sayısını artırdı, 700 – 800 bin askerden oluşan büyük bir ordu oluşturuldu. Askerlerin eğitiminin yanı sıra silahlarının da yenilenmesi gerekiyordu. Silahlar konusunda dünyadaki bütün yenilikleri sürekli takip etmekte olan Sultan Aziz, Amerika’dan 1000 (sadece bin) adet Martini Henry tüfeği satın aldırdı ve hemen İstanbul’a getirtti. O zamanda dünyanın en iyi hafif ateşli silahı olan bu tüfeklerin, üstün özelliklerinden en önemlisi menzili idi. Bütün dünyada kullanılan tüfeklerin menzilleri 200 metre iken Martini Henry’lerin menzili 500 metre idi. Hemen Tophanede bir tüfek imalathanesi kuruldu. İmalathanede, tüfek ustalarını toplayan Sultan Aziz; ‘gerekirse bin tüfeği de sökün inceleyin, ne yaparsanız yapın mutlaka aynı silahları imal edin; ‘bunu kısa zamanda yapın ve hemen seri üretime geçin’ emrini verdi. O tüfeğin aynısının yapılması ve de seri üretimi sırasında Sultan Aziz sık sık imalathaneye gelerek denetlemelerde bulunmuştur. O kadar ilgilenmiştir ki; zaman zaman geceleri, yatak giysileriyle bile imalathaneye geldiği olmuştur. Ve amaç gerçekleşmiş, seri üretime geçilmiştir. Bu üretim sanıldığından çok daha önemlidir, şöyle ki: Daha sonraları Plevne müdafaası bu tüfekler sayesinde olmuştur. Rusların 200 metre menzilli tüfeklerine karşı 500 metre menzile sahip tüfeklerimiz çok önemli bir üstünlük sağlamıştır… Donanma alanında yaptıkları ise başlı başına, başarılmış bir dünya gücü olma çalışmasıdır.
DEVAMI VAR
 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız