Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
20°

6 Mart 1930'da Antalya'da Atatürk neler söylemişti?

YAYINLAMA:
6 Mart 1930'da Antalya'da Atatürk neler söylemişti?

Stres Ömrümüzün Törpüsüdür!  

6 Mart 1930 Perşembe günü Atatürk Antalya'da halkın dertlerini, dileklerini, isteklerini, arzularını dinlemekten bunalmış Hasan Rıza Soyak'a (1888-1970) vardığı sonuçları anlatırken, çok yorgun, düşünceli ve sinirli görünüyordu...Bir sigara yaktı...Aynen şöyle konuştu:

"Bunalıyorum çocuk, büyük ıstırap içinde bunalıyorum" dedi..."Görüyorsun ya, her gittiğimiz yerde mütemadiyen dert, şikayet dinliyoruz. Her taraf derin bir yokluk, maddi, manevi bir perişanlık içinde. Ferahlatıcı pek az şeye rastlıyoruz; maateessüf (Maatteessüf, "üzülerek söylemek gerekirse", "ne yazık ki" veya "maalesef" anlamlarına gelen Arapça kökenli bir kelimedir) memleketin hakiki durumu bu işte. Bunda bizim günahımız yoktur; uzun yıllar hatta yüzyıllarca dünyanın gidişinden gafil, birtakım şuursuz idarecilerin elinde kalan bu cennet memleket düşe düşe şu acınacak hale düşmüş. Memurlarımız henüz istenilen seviyede ve kalitede değil; çoğu görgüsüz, kifayetsiz ve şaşkın. Büyük yeteneklere sahip olan zavallı halkımız ise kendisine mukaddes akideler şeklinde telkin edilen bir sürü batıl görüş ve inanışların etkisi altında uyuşmuş, kalmış...Bu arada beni en çok üzen nedir bilir misin? Halkımızın zihninde kökleştirilmiş olan, her şeyi başta bulunandan (ülkeyi yönetenden) beklemek alışkanlığı. İşte bu zihniyetler herkes büyük bir tevekkül ve rehavet içinde bütün iyilikleri bir şahıstan, yani şimdi benden istiyor, benden bekliyor, fakat nihayet ben de bir insanım be birader, kutsi bir kuvvetim yoktur ki...

(Kaynak: Hasan Rıza Soyak'ın "Atatürk'ten Hatıralar" Kitabı: Sayfa: 389)

Yusuf Sıtkı Mardin'in yazdığı (1916-1995) "Kocataş Yalısı Anılarım" adlı kitaptan bir bölüm:

"31 Temmuz 1930 Perşembe Atatürk İstanbul Sarıyer'in en büyük ve en görkemli yalısı olan,  Necmeddin Molla Kocataş'ın yalısına (Yalı İstanbul Sarıyer'de Büyükdere’de Piyasa Caddesi üzerinde bulunan, Boğaziçi’nin en iyi ve en temiz su kaynaklarından biri olan Kocataş Suyunun aktığı bölgedeydi) konuk oluyor... Başbakan İsmet İnönü o gece davete katılmıyor... Yalı çevresinde toplanan büyük kalabalığa Atatürk hitap ediyor:  

"İşittim ki hakkımda hastadır, eli ayağı tutmuyor, ölüme mahkumdur demişler...İşte karşınızdayım, sıhhatteyim, elim ayağım tutuyor. Kendi gözlerinizle görüyorsunuz ki sapasağlamım; kuvvetim yerindedir...Sizin menfaatiniz için sıhhatini, ömrünü vakf ve hasreden adam sıhhattedir ve sizin için çalışacaktır. O sizin için yaşıyor..."

Ömür törpüsü, insanı sürekli olarak yıpratan, yoran, enerjisini tüketen ve sıkıntıya sokan kişi, durum veya olayları tanımlamak için kullanılan bir deyimdir. Aynı zamanda, kişiyi bedenen ve ruhen tüketen son derece uzun ve yorucu işler için de kullanılır...

HARİKA FAALİYETLERE İMZA ATAN BİR AKTİVİST: HALUK LEVENT

2026  Haberi: Birleşmiş Milletler etkinliğinde konuşan Haluk Levent’in yayını İsrail’e yönelik eleştirilerin ardından kesildi...

HALUK LEVENT: "Siyasi bir konuşma yapmayacağıma dair Birleşmiş Milletler yönetimine söz vermiştim ama iki günde dünyada çok enteresan şeyler gelişti. Ben siyasi bir konuşma yapmayacağım ama toplumsal bir konuşma yapmak istiyorum. Bakın, şu an dünyada yeni algılarla sanki dünyanın yahudi olmayan bütün insanları Yahudilere karşıymış gibi bir izlenim veriliyor. Hayır! Dünyada hiçbir zaman Yahudi olmayan toplumlar Yahudilere karşı olmadı. Neden olmadı? Bizler Piyanist filmiyle ağladık. Bizler  The Boy in the Striped Pyjamas-Çizgili Pijamalı Çocuk filmiyle ağladık. Bizler, Hitler soykırımında Yahudilerin atalarına yapılan o soykırıma ağladık ve her gün izleyerek ağlıyoruz. Bugün dünyaya seslenmiyorum, Yahudi toplumuna sesleniyorum. Yahudi toplumundaki dostlarımıza sesleniyorum: Bizler nasıl sizin için ağlıyorsak sizler de lütfen sadece son iki yılda soykırıma uğrayıp öldürülen 20 bin Gazzeli çocuk için ağlayın. Onlar için ağlayın çünkü göreceksiniz ki bizler Yahudi toplumuna karşı değiliz, onları seviyoruz. Ama biz İsrail'in Siyonist politikasına karşıyız..."

2024 Haberi: Haluk Levent'ten sosyal medyaya 'sağlık molası'...

Sosyal medyanın kendisinde stres oluşturduğunu açıklayan Haluk Levent, bir süre sosyal medyadan uzak kalacağını açıklamıştı...

Ağustos 2024'te Haluk Levent  "Sağlık Molası" vereceğini ilan etmişti...

Ahbap Derneği'nin kurucusu ve şarkıcı Haluk Levent,  sosyal medya hesabından geçen yıl 24 Mayıs günü kan değerlerini ölçtürdüğünü açıkladı. Çok şikayeti olduğunu söyleyen Levent, kan değerlerini "Açlık kan şekeri 341, Hba1c 13.5 çıkmıştı. Evet yanlış görmüyorsunuz. Maalesef öyleydi" sözleriyle paylaştı.

"Bir yıldır sağlıklı beslenme ve full spor sonucunda değerler bayağı düştü ama yeterli değil" diyen Haluk Levent, sosyal medyanın kendisinde stres oluşturduğunu belirterek, sosyal medyada ara verme kararı aldığını duyurdu.

Levent bu süreçte ise konserlerine, stüdyo çalışmalarına ve deprem bölgesindeki Ahbap faaliyetlerine yoğunlaşacağını açıklamıştı...

'SOSYAL MEDYANIN BENDE STRES OLUŞTURDUĞUNU DÜŞÜNMÜŞLER'

Levent şu ifadeleri kullanmıştı...

"Geçen yıl 24 Mayıs günü kan değerlerimi ölçtürmüştüm hastanede. Çünkü çok şikayetim vardı. Açlık kan şekeri 341 Hba1c 13.5 çıkmıştı. Evet yanlış görmüyorsunuz. Maalesef öyleydi. Bir yıldır sağlıklı beslenme ve full spor sonucunda değerler bayağı düştü ama yeterli değil. Çünkü spor da yapsan sağlıklı da beslensen eğer hayatında stres varsa şekeri tetiklediğini söyledi doktorlarım. Ve bugün uzun toplantılar sonucu kararlar aldık.

Bir müddet sosyal medyadan da uzak durmamı söylediler. Evet sosyal medyanın da bende stres oluşturduğunu düşünmüşler. (Doğru düşünmüşler) Bu sürecin yönteminde, mikrobiyom esaslı sağlıklı yaşam desteği için Prof.Dr. Meltem Yalınay’a, endokrinolojik tedavi desteği için Doç.Dr. Arzu Or Koca’ya teşekkür ederim. Evet bir müddet konserlerimle, stüdyo çalışmalarıyla ve deprem bölgesindeki Ahbap faaliyetlerine yoğunlaşacağım.

Sayfamı @ahbap ekibi yönetecek. İhtiyacı olanlara direkt ulaşacaklar yine. Haydi bana biraz müsade. Arkamdan çok konuşmayın!"

2026: İFLAS HABERLERİ ÇIĞ GİBİ

Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde uzun yıllardır faaliyet gösteren Gültav Tavukçuluk Ltd. Şti. hakkında iflas kararı kesinleşti.1983 yılında kurulan ve yıllık yaklaşık 50 milyon adet yumurta üretim kapasitesine sahip olan şirket için tasfiye süreci resmen başladı. Burhaniye’de 15 bin metrekare açık, 5 bin metrekare kapalı alanda üretim yapan firma, yıllardır bölge yumurta üretimi ve servis hizmetleri alanında faaliyet gösteren şirket, aynı zamanda Ar-Ge çalışmalarıyla da gıda güvenliği standartlarını geliştirmeyi hedefliyordu. Ekonomisinin önemli işletmeleri arasında gösteriliyordu.

Burhaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin, Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla yürüttüğü dava sonucunda Gül-Tav Tavukçuluk Hayvancılık Süt ve Süt Ürünleri Ltd. Şti.’nin iflasına hükmedildi. Kararın ardından şirketin mal varlıklarının tasfiye işlemleri resmen başlatıldı. İcra ve İflas Kanunu’nun 166. maddesi kapsamında ilan edilen karar doğrultusunda, şirketin tüm işlemleri Burhaniye İcra Dairesi tarafından yürütülecek. Tasfiye sürecinde şirket varlıklarının iflas masasına devredileceği belirtildi.

Bursa’da 15.000 metrekarelik dev üretim alanı ve 500 metrekarelik depolama tesisine sahip Watan Design Mobilya iflas etti.

Dimes, Eti, Ülker ve Uludağ gibi dev markaların distribütörlüğünü yapan Türkeri Otomat iflas etti...Büyük markalara hizmet veren Türk devi iflas etti!

Dimes, Eti, Ülker ve Uludağ gibi dev markaların distribütörlüğünü yapan Türkeri Otomat Sistemleri için iflas kararı verildi. İzmir merkezli şirketin tasfiye süreci başlarken alacaklılar için kritik tarih de açıklandı.

İzmir’de 2009 yılında yüzde 100 Türk sermayesiyle kurulan ve yıllar içinde Türkiye’nin önde gelen gıda markalarıyla yaptığı iş birlikleriyle büyüyen Türkeri Otomat Sistemleri, ekonomik sıkıntıları aşamayarak iflas etti. Sıcak içecek otomatları, geniş dağıtım ağı ve Coffeemar markasıyla sektörde önemli bir yer edinen şirket için mahkeme tarafından resmi iflas kararı verildi.

İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin aldığı karar doğrultusunda şirketin tasfiye süreci başladı. Dosya İzmir İflas Müdürlüğü’ne devredilirken, alacaklılar ve şirketle ticari ilişkisi bulunan taraflar için yasal süreç de resmen işlemeye başladı.

Kurulduğu ilk yıllarda sıcak içecek otomat sistemleri alanında faaliyet gösteren Türkeri Otomat Sistemleri, kısa sürede büyük markalarla yaptığı anlaşmalarla dikkat çekmişti.

Şirket, 2010 yılında Dimes, Eti ve Peyman markalarının distribütörlüğünü üstlenirken, aynı yıl Coffeemar markasını tescilleyerek sıcak içecek otomatı sektöründe büyümesini hızlandırdı. 2012 yılında ise Ülker ve Uludağ ile yapılan distribütörlük anlaşmaları sayesinde hizmet ağını Türkiye geneline yaydı.

Geniş araç filosu, otomat ağı ve dağıtım organizasyonuyla sektörün önemli oyuncularından biri haline gelen şirketin yaşadığı ekonomik darboğazın ardından faaliyetlerini sürdüremediği belirtildi.

İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 15 Mayıs 2026 tarihli kararıyla şirketin tasfiyesinin adi tasfiye usulüyle yürütülmesine hükmedildi.

İzmir İflas Müdürlüğü tarafından yayımlanan resmi ilana göre, şirketten alacağı bulunan kişi ve kurumların ilan tarihinden itibaren 1 ay içerisinde gerekli belgelerle birlikte müdürlüğe başvurması gerekiyor.

Ayrıca şirkete borcu bulunanların ya da şirkete ait malları elinde bulunduran kişilerin de aynı süre içerisinde durumu bildirmesi veya malları teslim etmesi gerektiği belirtildi. Yetkililer, aksi durumda cezai işlem uygulanabileceği konusunda uyarıda bulundu.

İflas sürecindeki en önemli aşamalardan biri olan ilk alacaklılar toplantısının ise 22 Temmuz 2026 tarihinde saat 11.00’de gerçekleştirileceği açıklandı. Toplantı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Binası F Blok 5. katta bulunan İzmir İflas Müdürlüğü toplantı salonunda yapılacak. Alacaklıların hak kaybı yaşamamaları adına toplantıya şahsen ya da vekilleri aracılığıyla katılması gerektiği ifade edildi.

AFRİKA'DA 300 MİLYONA YAKIN İNSAN AÇLIKLA BİRLİKTE YAŞIYOR!

Tüm bunlar olurken, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: "Afrika'nın yoksul halklarının, yoksulluğundan nasıl kurtarılacağı Türkiye'nin meselesidir," açıklamasını yaptı...

2023 Haberi: 9 milyar insanı besleme potansiyeline sahip Afrika'da 278 milyon kişi aç...

Afrika kıtası, 2050'ye kadar 9 milyar kişiyi besleyecek potansiyele sahip olsa da iklim değişikliği, tarım sektöründeki yatırım azlığı, terör ve Rusya-Ukrayna savaşı gibi unsurlar nedeniyle 278 milyon Afrikalının karnını doyuramıyor.

Geçen hafta Senegal'in başkenti Dakar'da düzenlenen Feed Africa Summit (Afrika'yı Besle Zirvesi) kıtanın zengin kaynakları ve iş gücüne rağmen gıda konusunda dışa bağımlılığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Afrika Kalkınma Bankası (AfDB) tarafından organize edilen zirvede, kıtanın kalkınma ortakları Afrika'da gıda egemenliğinin sağlanabilmesi için gelecek 5 yıl için toplam 30 milyar dolar finansman sözü vermişti.

Bu kaynakla Afrika'daki tarım projelerinin desteklenmesi ve gıda ithalatının azaltılması hedeflense de rakamlar kıtanın gıda ithalatının her geçen yıl arttığını ortaya koyuyor.

AfDB verilerine göre, Afrika 2015'te 35 milyar dolarlık gıda ithalatı yaparken bu rakam 7 yıl içinde 2 katına çıkarak 70 milyar dolara ulaştı.

Tüketim alışkanlıklarının değişmesi ve gıdaya olan talebin artmasıyla 2025'te gıda ithalatının 110 milyar doları aşması bekleniyor.

Afrika en çok tahıl, sıvıyağ, şeker, et ve süt ürünleri gibi temel gıda maddelerinde dışa bağımlıyken kakao, kahve, çay ve baharat gibi ürünleri ihraç ediyor.

Oysa uzmanlar, Afrika'nın, dışarıdan satın aldığı temel gıda maddelerinin neredeyse tamamını üretebileceğini ve bu tarımsal üretimin önemli bir istihdam oluşturabileceğine işaret ediyor.

Afrika'nın gıda talebini kendi kendine karşılaması için tarım sektörüne yatırım önem arz ederken, ithal ürünlerin yerel alternatifleriyle de ithalat rakamlarının düşebileceği belirtiliyor.

Örneğin 2021'de 55 milyon ton tahıl ithalatı yapan Afrika, bunun yerine fonio, amarant, teff gibi yerel hububat ürünleri kullanabilir.

Afrika 9 milyar insanı doyurabilir!

AfDB'nin 2022 rakamlarına göre dünyada açlık çeken 828 milyon kişinin 278 milyonu Afrika'da yaşıyor.

AfDB (Afrika Kalkınma Bankası / African Development Bank), kıta genelinde ekonomik ve sosyal ilerlemeyi teşvik etmek amacıyla kurulmuş bölgesel, çok taraflı bir kalkınma finansmanı kurumudur.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, Afrika'da açlık çekenlerin sayısının 2030'da 310 milyona ulaşabileceği konusunda uyarıyor.

Afrika, dünyada el değmemiş tarım arazilerinin yüzde 65'ine ev sahipliği yapıyor. Kıta 2050'ye kadar 9 milyar insanı beslemeye yetecek ekilebilir araziye sahip olmasına karşın 100 milyon tondan fazla gıda ithal ediyor.

2022 Afrika Tarım Durum Raporu ise iklim değişikliğinin etkileri ve küresel krizlere dayanıklılık için Afrika'daki tarım sektörünün her yıl 257 milyar dolara ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor.

Sömürge döneminden kalma "tek ürün" alışkanlığı

Afrika'da ekilebilir araziler ve verimli topraklara karşın yaşanan gıda sorununun temel nedenlerinden birisini, sömürge döneminden kalma alışkanlıkla devamlı aynı ve tek ürün üzerinden tarım yapılması oluşturuyor.

Sömürgeci devletlerin, bağımsızlık öncesi Afrikalı çiftçilere kendi ihtiyaçları doğrultusunda tek ürün dayatması ve bu alışkanlığın bugün hala sürdürülüyor olması kıtanın tarım alanında kalkınmasının önüne geçiyor.

Bunun yanı sıra hızla artan nüfus, alt yapı ve tarım alanında yatırım eksikliği de Afrika'daki gıda sorununu derinleştiriyor.

Terör Afrika'da gıda güvensizliğini artırıyor

Kıtada 30'dan fazla silahlı terörist grubun varlığı da tarım ve hayvancılığı olumsuz etkiliyor.

Özellikle Sahel bölgesi ve Çad Gölü havzasında milyonlarca kişinin terör ve güvenlik riski nedeniyle açlık ve gıda güvensizliği yaşadığı biliniyor.

BM rakamları, dünyanın en uzun süreli ve karmaşık çatışma bölgelerinden Çad Gölü havzasında yer alan Kamerun, Çad, Nijer ve Nijerya'da 5,6 milyon kişinin ciddi gıda güvensizliğiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.

BM, Sahel'de terör örgütleri nedeniyle artan gıda güvensizliği konusunda önlem alınmazsa 18 milyon kişinin açlık riski altında olduğu konusunda uyarıyor.

İklim değişikliği

Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15'ini barındıran Afrika, küresel ısınmaya neden olan sera gazı emisyonlarının sadece yüzde 3'ünden sorumlu olsa da iklim değişikliğinin etkilerine en sert şekilde maruz kalıyor.

Hint Okyanusundaki ada ülkesi Madagaskar 2021'de iklim değişikliğine neden olan faktörlerde hiç pay sahibi olmasa da "sadece iklim değişikliğinin yol açtığı kıtlıkla mücadele eden ilk ülke" olmuştu.

Son 40 yılın en ağır kuraklığının yaşayan ülkede kuraklığın her geçen yıl artması, 1 milyon 140 bin kişiyi hiç gıda bulamaz hale getirmişti.

Dünya Bankası verileri, Afrika'yı "iklim değişikliğinden en çok etkilenen kıta" olarak nitelerken, kuraklık, düzensiz yağışlar ve aşırı sıcakların tarım sektörünü derinden etkilemesi nedeniyle 86 milyon kişinin göç etmek zorunda kalacağını göstermişti.

Kovid-19 ve Rusya Ukrayna savaşı

Öte yandan Kovid-19 salgınının neden olduğu gıda krizi de Afrika'da 200 milyondan fazla kişiyi etkiledi.

Salgının ardından patlak veren Rusya-Ukrayna savaşı da Afrika ülkelerindeki tarım faaliyetlerini sekteye uğratarak buğday fiyatlarında yüzde 45 artışa yol açtı.

Buğday ihtiyacının yüzde 40'ını Rusya ve Ukrayna'dan karşılayan Afrika kıtasında savaş nedeniyle 30 milyon ton gıda açığı oluştu.

Afrika ülkeleri ihtiyaç duydukları gübrenin büyük bir kısmını da Rusya ve Ukrayna'dan ithal ederken savaş nedeniyle gübre fiyatları 3 katına çıktı, piyasada 2 milyon tonluk gübre açığı baş gösterdi.

BU YAZIDA YARARLANILAN DİĞER KAYNAK KİTAP:

EROL MÜTERCİMLER'İN YAZDIĞI BELKİ DE EN İYİ ATATÜRK BİYOGRAFİSİ OLAN "FİKRİMİZİN REHBERİ" 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız