Yeni yılda akla zarar öneriler
“NOBEL SAVAŞ ÖDÜLÜ DE OLSUN!”
Yeni yıl yeni savaşlarla başladı. Eski yılın savaşları devam ederken, yeni savaşlara da yelken açtı dünya! Tuhaf olan şu ki; Savaşı başlatanlar, bunu barış ve demokrasi adına yaptıklarını söylüyorlar. Yani, “minareyi çalan, kılıfını hazırlıyor!” Yersen tabii! Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump; Venezüela’ya saldırdı ve ülkenin devlet başkanı Madura ile karısını yargılanmak üzere kendi ülkesine kaçırdı. Madura’yı uyuşturucu patronu olmakla suçluyor! Yani, kendisi, hem polis, hem savcı hem de yargıç oluyor! Bu hakkı, gücüne dayanarak, kendisinde görüyor!
Bu arada yanlış anlaşılmasın, Maduro’ da sütten çıkmış ak kaşık değil tabii ama, onu bu yöntemlerle alıp, yargılama hakkı da Trump’ın değil! Yöntem çok ama çok yanlış! Uluslararası hukuka aykırı! Düpedüz savaş!
Daha da komik olanı; Trump “ Dünya Nobel Barış Ödülü” nü istiyordu! Barış dediğimiz şeyin içini boşalttıklarına göre; “ Dünya Nobel Savaş Ödülü” de olsun. Bence açık ara ABD başkanı bu Nobel’i bileğinin hakkıyla kazanır! Gerçi Çetin rakipleri de var tabii bu ödül için; mesela İsrail, Rusya ya da Çin’de bu ödülü sırayla alabilirler.
Teknolojik gelişmeler insanlık için kullanılabilecekken, savaş için kullanılıyor. Amerika Birleşik Devletleri başkanı Trump, Venezüella devlet başkanı Maduru’yu kaçırarak başka ülkelere ve onların yönetimlerine de gözdağı vermiş oldu! “ Bak beni kızdırırsanız, sizi de alırım!” diyor mealen. Mesaj çok açık ve net yani. Bundan sonra dünyada geçerli olan bir “orman kanunu” var. Güçlü olan, güçsüzü yer! Artık haydut devletler günü.
E haliyle, “olur mu öyle şey” diyorsunuz! Birleşmiş Milletler Örgütü var, bunu önler, önlemeli diye düşünüyorsunuz! Bilmem farkında mısınız ama, bu örgüt çoktan işlevini yitirdi! “Kedi sevenler derneğinden”farkı kalmadı!?
“ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER “ BARIŞ SEVENLER DERNEĞİ “ OLSUN! “
Akla zarar bir öneri gibi duruyorsa da, gerçek bu değil mi zaten? Onlar toplanıp, barış ve uluslararası hukuk konusunda bol bol laflıyorlar ve sonra olup biten her şeye seyirci kalıyorlar. Bu gerçeği dile getiren ABD merkezli yayın organlarından “ Responsible Statecraft” da yayımlanan bir yazı da ; 81 yıllık Birleşmiş Milletler” in ileri düzeyde felç halinde olduğu, yapısında yeni bir güncelleme yapılmazsa, kâğıt üzerinde, işlevsiz bir yapı olarak kalacağını söylüyor! Büyük devletlerin “ veto yetkisi”yüzünden doğru dürüst bir karar bile çıkartamayan bu örgüt, operasyonel bir çöküş durumunda bulunuyor! İsrail ablukasındaki Gazze’ye bile yardım ulaştıramayan, felç olmuş ve insanlık facialarına seyirci kalmış bir örgüt konumundaki Birleşmiş Milletler ‘in “ en güçlü ve veto yetkisine sahip üyelerinin” tutarsız ve haksız tutumları yüzünden, tutarlı bir eylem potansiyeline ne yazık ki sahip olamadığı görülüyor. Bu analizde ayrıca;
Uluslararası haydutluğa karşı eli kolu bağlı bir Birleşmiş Milletler’in “ yoğun bakımdaki bir hasta gibi” değerlendirildiği ve yapısal bir değişimle birlikte günümüz dünyasının taleplerine cevap verebileceği söylenmiş!
Bu analize katılmamak mümkün mü? Ne dersiniz?