Türk kültürünün özgün geleneklerinden biri-4
Cumartesi akşamı düğünün en hareketli anlarının başlangıcıdır. Gece boyunca ince saz eşliğinde oyunlar oynanır, yenilir içilir, davul zurna eşliğinde bazı evlere (düğün sahipleri ve yakınlarından şaka götürecek olanların evine) baskınlar düzenlenir. En önemlisi ise güvey kaçırmadır. Sağdıç bu akşam çok dikkatli olmak zorundadır. Hem düğün gereği oluşacak aksaklık ve eksikliklere anında müdahale edecek ve çözüm getirecek hem de güveye sahip çıkacak. Şöyle ki; adet gereği güvey artık çok kıymetli hale gelmiştir, gerdeğe girmeye bir gün kalmıştır, böylesine değerli olan kaçırılır ve fidye alınır! Gençlerden bazıları, güveyinin yanında sağdıç veya onun görevlendirdiği kimse (muhafız) yoksa güveyiyi kaçırmak için fırsat kollamaktadır.
Boşluk bulduklarında güveyi kaçırırlar ve köydeki bir eve kapatırlar. Güveyi kurtarmak için sağdıç’ın, o gençlere ziyafet çekecek kadar fidye ödemesi gerekir. Hemen al parayı ver güveyi de olmaz, rica edecek gerekirse yalvaracak. Ayrıca sağdıcı olduğu güveyi koruyamamak, eğlenme ve alay konusu da olur. Güvey öyle zorla falan kaçırılmaz, kaçırmak isteyen genç sayısı kaç olursa olsun, güveyin başında bir muhafız dahi olsa dokunulmaz, burada amaç güveyin hiç yalnız bırakılmamasıdır.
Bu gecede kız evi de eğlenir. Kız tarafının davetlileri arasındaki kızlar ve kadınlar, kızın yakın arkadaşları, akrabalarının kızları hepsi kız evinde toplanırlar. Nerdeyse şafak vaktine kadar oynarlar eğlenirler. Kadınlardan def çalan, türkü söyleyen hatta taklitler yaparak gülünçlükler ortaya koyan niceleri marifetlerini ortaya koyar. Hele kız tarafında türkü yakan bir kadın varsa eğlenceye doyum olmaz. Eğlencenin sonunda hemen herkes dağılır ancak gelin kızın yakın arkadaşları ve çok yakın akraba kızları onunla birlikte kalırlar, onunla aynı odada yatarlar.
Pazar günü kuşluk vakti olduğunda oğlan tarafının ileri gelenlerinden 3-5 kişi kız evine gider. Kızın babası ve anasından, ‘gelin almak için gelmek istiyoruz ne dersiniz?’ diyerek usulen izin isterler. Onlar da ‘buyurun gelin’ derler. Gelin almak için son yıllarda artık gelin arabası ve konvoyla gidiliyor, aslında atla gidiliyordu. Gelin almak için yine davul zurna eşliğinde kız evinin önüne varılır. Gelin, gelin giysileri içindedir, gelin başlığı giydirilmiş ve siyeç takılmıştır ve de başına al atılmıştır (son yıllarda ‘gelinlik’ denilen bir ucube giydirilmektedir). Gelin alıcılar kız evinin kapısına geldiğinde; varsa gelinin ağabeyi veya erkek olan yakın bir akrabası al renkli bir kurdeleyi gelinin beline bağlar. Al bağlama işi şöyle olur: Kurdeleyi bağlayacak kişi dua (bir ihlas) okur. Kurdeleyi gelinin beline dolar ama henüz bağlanmadan bir ucunu bırakarak diğer ucundan geri çeker. İkinci defa ihlas okur, kurdele ile aynı işlemi yapar. Üçüncü kez İhlas okur, bu kez kurdeleyi, beli çok sıkmayacak şekilde ama hemen çözülmeyecek durumda sağlamca bağlar. Ve Fatiha okur. Gelin, kurdele bağlayan büyüğünün elini öper, o da Allah’tan mutluluk diler ve adet üzere gelinin avucuna biraz harçlık koyar. Oğlan tarafının büyükleri kız tarafının büyüklerinden, gelini götürmek için izin isterler. Gelini, kurdele bağlayan yakını başta olmak üzere birkaç yakını gelin arabasına duayla (eskiden ata) bindirir. Gelin alayı harekete geçer ve davul zurna da çalmaya devam eder. Gelin alayı doğruca mezarlığa gider. Davul ve zurna susar. Mezar avlusunun çevresinde bir tur dolaşılır. Sonra mezarlığın giriş kapısının yanında durulur. Gelin ve güvey dahil herkes arabasından iner. Yanlarında götürülen imam kuran okur, ardından dua eder. Bu törenin iki özel anlamı vardır. Birisi; düğün sahiplerinin, özellikle gelin ve güveyin, geçmişlerini, atalarını bu mutlu günlerinde anmaları ve onların ruhuna Fatiha okumaları içindir. İkincisi; yeni kurulan aile ve yuvanın geçici olduğu dünyaya tamah edilmemesi gerektiği, sonucun ölüm olduğu gerçeğinden ibret alınması için bu kabristan ziyareti yapılmaktadır.
Gelin alayı güveyin evinin önüne geldiğinde, güvey ve yakınları, arkadaşları olan 3-5 kişi tarafından dam üstünden; kâğıtlı şeker, fındık fıstık saçılır. Özellikle güvey para da saçar. Saçılanları özellikle çocuklar ile ‘darısı başımıza olsun, uğur getirsin’ diyen bekâr kız ve oğlanlar toplar. Bu arada gelin arabadan (attan) inmek istemez. Ta ki kayınbabası veya kaynanası, altın, davar veya sığır gibi bir hediye vereceğini söylerse o zaman iner. Gelin, gelin geldiği evin eşiğinden geçmeden önce hoca tarafından Kuran okunur ve dua edilir, ondan sonra eve girebilir.
Gelin indikten sonra konuklara ve bütün köylüye yemek verilir. Yemekler yenilip dua edildikten sonra herkes evine gider.
Darısı bekârların başına…