Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
25°

Sporun her türlüsünü seviyorum

YAYINLAMA:
Sporun her türlüsünü seviyorum

Her ne kadar bana hitap etmese de bisiklet sürmekte güzel spor. Biliyorsunuz ben koşucuyum. Daha insani gücün sporda önemli olması gerektiğini düşünüyorum. Geçenlerde benim gibi spor delisi bir arkadaşıma gittim. ‘Bisiklet var 2 tane bende hadi gel bir turlayalım yoldaş’ dedi. Güzel yerde de oturuyor. Konyaaltı’nın Liman Mahallesi’nden pedalladık.

Açık söyleyeyim, kendimi bir spor tutkunu olarak tanımlarım. Sabah koşuları, bol bol yüzme… Ama bisiklet, benim için hep arka planlarda kaldı. Belki de fazla ciddiye almadım, belki sadece çocukluk anılarında kalması hoşuma gitti. Oysa ne zaman Antalya’da bir bisiklet yoluna rastlasam, içimde hafif bir kıpırtı oluyor. “Acaba kaçırıyor muyum?” diye soruyorum kendime. Buna rağmen aklımdan Antalya’da bisiklet, sadece bir araç değil. Bu şehirde iki teker üstünde ilerlemek biraz riskli diye de düşünüyorum.

Bunları geride bırakırsak bisiklet biraz özgürlük hissi vermiyor değil. Konyaaltı sahilinde pedal çeviriyorsan, seni kimse tutamaz gibi bir his yaratılıyor. Bisiklet süren insanlar garip bir huzura sahip. Fark ettiniz mi? Ne telaşlılar ne de yarışta gibiler. Herkesin kendine ait bir ritmi var. Kimisi sessizce ilerliyor, kimisi kulaklık takmış, müziğiyle birlikte sürüyor. Bazıları çocuğunu arkasına almış, bazıları tek başına kilometreleri yutuyor. Ama ortak noktaları şu: Hepsi, o anın tadını çıkarıyor. Tam bunları düşünürken kafamı denize doğru bir çevirdim deniz çarşaf gibi. ‘Çabuk dur’ dedim. Denize girip çıkalım. Yüzmek apayrı bir şey.

‘Antalya gibi bir şehirde yaşıyorsan, aslında bu lüksün var. Geniş sahil yolları, portakal ağaçlarının gölgesinde uzayan güzergâhlar, falezlerin kenarından geçen sessiz rotalar… Yani “vakit yok” bahanesi burada biraz zayıf kalıyor. O yüzden bu yıl 3 Haziran’ı kutlamak için büyük planlar yapmaya gerek yok. Bisikletini kap, sahile in. Yavaş yavaş sür. Nereye gittiğinin önemi yok. Bazen sadece hareket etmek bile yeterlidir’ diyor yoldaş dostum.

Hoşuma gitmedi değil pedallamak. Ama koşunun ve yüzmenin yerini tutmaz.

Biraz kıskanmadım da değil. ‘Siz hep böyle rahat mı hissediyorsunuz?’ dedim. ‘Ayaklarımız zonkluyor pedal çevirmekten’ dedi. ‘ya bırak’ dedim. ‘Tüm aksamlar size hizmet ediyor, iki tane pedalıda döndürüverin’ diyerek ekledim. Koşucular ne yapsın?

Bisiklet bizimkinden biraz daha farklı bir spor. Sanki yurt dışından Alamancı akraban gelmiş gibi hissettiriyor. Ama sonuçta spor. Sporun her türlüsüne aşığız.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız