Yüzde 71’imiz lüks tutkunu
Yoksulluğuna bakmadan gösteriş yapmaya kalkanların gülünçlüğünü anlatmak için kullanılan bir söz vardır hepimizin çok iyi bildiği: “Ayranı Yok İçmeye, Atla (Veya Tahtırevanla) Gider Sıçmaya.” Ülke olarak maalesef durumumuz tam da böyle. Dövizin, akaryakıtın, altının durumu ortada, asgari ücretli geçim derdinde, vergi mükellefi olan neredeyse herkese icra borcu peş peşe geliyor ama gelin görün ki ülke olarak lüks tüketimden bir türlü vaz-ge-çe-mi-yo-ruz! Türk insanının %71’i yüksek kaliteli ürünlere (lüks) sahip olma arzusuyla hareket etmeye devam ediyor.
Geçtiğimiz günlerde uluslararı alanda ciddi başarıları olan çok önemli bir danışmanlık firması Türkiye’nin ‘Lüks Tüketim Endeksi 2025’ raporunu hazırladı. Bu endeksi hep takip eden biri olarak rakamların bu kadar yüksek çıkmasını şaşırmadım desem yalan olur. İnsanlarımız bir nebze de olsa ekonomik olarak yaşadığı buhrandan etkilenir lüksten uzak durur diye düşünmüştüm ama yanılmışım.
Tüketicilerin %71’i Lüksü Seviyor…
Endeks; yüksek kaliteyi lüksün temeli olarak tanımlarken, statü arzusunun da hâlâ etkili olduğunu ortaya koyuyor. Müşterilerin %71’i yüksek kaliteli ürünlere sahip olma isteğiyle hareket ederken, %32’si lüks modayı statü göstergesi olarak satın alıyor. Ayrıca %54’lük bir kesim, lüks bir markadan doğrudan ikinci el ürün satın alabileceğini belirtiyor. Benzer şekilde, %50’si satın almak yerine kiralamayı tercih edebileceğini söylüyor.
Endeks sonuçlarında bir çarpıcı veri de ‘logo’ ve ‘prestij’ takınıtımızın ne kadar üst seviyede olduğunu da ortaya koyuyor. Nasıl mı? Sessiz lüks trendine rağmen, marka logolu ürünler hâlâ cazibesini koruyor: tüketicilerin %26’sı logoyu ilk beş satın alma kriteri arasında gösterirken, yalnızca %12’si logosuz ürünleri tercih ediyor. Lüks tüketici için satın aldığı ürünün kaliteli olması, o ürünün fiyatı ya da kişide yarattığı ayrıcalıklı hissetme duygusuna göre daha ağır basıyor. Ancak yüksek harcama yapan “prestij odaklı” (%42) ve “seçici” (%34) müşteriler, bunu daha çok statü göstergesi olarak görüyor.
Kıymetli okurlar; lüks sektörü ülkedeki genel ekonomik havadan etkilenmesiyle birlikte bir süredir devam eden düşüş trendinedydi. Ama bunu yavaşlatmak için yeni bir iş geliştirmeye imza atmışlar. Özellikle lüks giyimde kiralama ve ikinci el gibi sürdürülebilirlik odaklı alternatifler bir yandan çevresel duyarlılığı artırırken diğer yandan da yeni nesil tüketicilerin değer algısıyla paralel bir çözüm oluşturuyor. Yani insanımız ne yapıyor ediyor lüks bir ürünü alamasa da onu ya kiralıyor ya da ikinci elini almanın derdine düşüyor. Bu lüks tukumuzu, gösteriş tutkumuzu ne zaman bırakacağız bilemiyorum. Ama yoksulluğuna bakmadan gösteriş yapmaya kalkanların sonu da bellidir. Umarız bizim sonumuz da onlar gibi olmaz…