10 Kasım 1938 Perşembe günü saat 09.05’te, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Dolmabahçe Sarayı’nda hayata gözlerini yumdu. Bu tarih, Türk milleti için yalnızca bir liderin fiziksel kaybı değil, aynı zamanda onun fikirlerinin, devrimlerinin ve ideallerinin ebediyete perçinlendiği kolektif bir yas ve saygı günüdür. Aramızdan ayrıldığında o henüz 57 yaşındaydı. Ama bu kısacık ömre büyük başarılar sığdırmayı başarmış bir liderdi.
O yüzden 10 Kasım, Türk milleti için bir bitiş değil; onun gösterdiği çağdaş uygarlık hedefine, bilime ve cumhuriyet değerlerine her yıl yeniden söz verme günüdür.
Atatürk’ün ölümü sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada şok etkisi yarattı. Birinci Dünya Savaşı’nda karşı cephelerde savaştığı komutanlar ve devlet adamları bile onun dehası önünde eğildiler.
Kurtuluş Savaşı’nda esir alınan Yunan Orduları Başkomutanı General Nikolaos Trikopis mesela, her 10 Kasım’da Atina’daki Türk Büyükelçiliği’ne giderek Atatürk’ün fotoğrafı önünde saygı duruşunda bulunmayı hayatının sonuna kadar bir görev bilmiştir. Bir dönem düşman olduğu liderin dehasına duyduğu saygı, evrensel bir takdirin sembolüdür.
Dönemin İngiltere Başbakanı Winston Churchill, Atatürk hakkında şu tarihi tespiti yapmıştır: “Savaşta Türkiye’yi kurtaran, savaştan sonra da Türk milletini yeniden dirilten Atatürk’ün ölümü, sadece yurdu için değil, Avrupa için de büyük bir kayıptır.”
Dönemin komşu ülkesi İran’daki “Tahran Gazetesi”, acı haberi şu sözlerle duyurmuştu:
“Atatürk gibi dehalar, sadece görünüşte ölürler. Oysa gerçekleştirdikleri eserlerle daima hayattadırlar.”
İşte o dönem dünya basınında çıkan başlıklar:
Fransa Basını:
- “La Petit Parisien”: “Doğu’nun barış kubbesinin sütunu yıkıldı.”
- “Paris-Soir”: “Türklerin babası ve modern cumhuriyetin yaratıcısı öldü.”
İngiltere Basını:
- “The Times”: “Yeni Türkiye’nin kurucusu öldü.”
- “Daily Telegraph”: “Yüzyılın en dikkate değer devlet adamlarından biri hayatını kaybetti.”
Almanya Basını:
- “Deutsche Allgemeine Zeitung”: “Kemal Atatürk öldü, Yeni Türkiye’nin yaratıcısı aramızdan ayrıldı.”
- “Völkischer Beobachter”: “Atatürk, arkasında tek bir düşman bırakmadan aramızdan ayrılan dünyadaki tek şeftir.”
Sovyetler Birliği Basını:
- “Pravda Gazetesi”: “Onun ölümü, sadece Türk milleti için değil, dünya için de derinliği ölçülmez bir kayıptır.”
Amerika Birleşik Devletleri Basını:
- “The New York Times”: “Savaşın küllerinden modern bir ulus çıkaran deha.”
Yunanistan Basını:
- “Eleftheron Vima”: “Bir insana ölümünden sonra bu derece büyük bir sevgi ve yas gösterilmesi, milletler tarihinde az görülen şeylerdendir.”
Dünya basınının o dönem Atatürk için ortak paydada buluştuğu nokta, onun “halkını ayağa kaldıran, mazlum milletlere örnek olan ve yüzyılın çehresini değiştiren bir lider” olduğuydu. İşte o yüzden Türk milletinin ona olan saygısı, sevgisi, minneti ve vefası hiç ama hiç bitmeyecek. Dünya durdukça o hep kalplerimizde yaşayacak.
