Kara Elmasa Bulaşan Gözyaşları

Kara Elmasa Bulaşan Gözyaşları

Yine maden, yine Zonguldak ve yine Kilimli. Bir türlü sihri bozulmayan maden ocakları. Yine üç can, ateşin düştüğü ocaklar, tabutlara sarılan 8-10-14 yaşlarındaki gözü yaşlı çocuklar, ölüme destan yazan, yas tutan analar, eşler ve yakınlar. Yerin altında metrelerce derinliklerde ekmek arayan ve nasıl bir patlamada öleceği belli olmayan kader kurbanları.
Ancak ifade etmeliyiz ki bu ölümler ne kaderdir ne de alın yazısı. Yıllardan bu yana ardı arası kesilmeden katleden ölüm çukurları, birilerinin rantı, çıkarı uğruna mevcudiyetini sürdürüyor. Maden ocaklarıyla ilgili (kömür ocaklarında) zaman içinde peyderpey meydana gelen ölümlerin ardından bir takım insanlar, bilim insanları TV'lerde birkaç laf ediyorlar, öneriler sunuyorlar, çözüm yolları öneriyorlar. Araya zaman giriyor, bir süre sonra aynı vakalar tekerrür ediyor.
Belli ki bu kirli senaryolar bir türlü sona ermeyecek. Yıllardan bu yana ülkemizde uygulaması hâlen sürdürülen kontrolsüz, denetimsiz özelleştirmeler devam ettiği sürece bu tür ölüm vakalarının sonu gelmeyecektir.
Merak konusudur, Anayasamızda “yaşama hakkı” diye bir hüküm vardır. Aynı yasanın 56. maddesi, insanımızın sağlıklı ve kaliteli yaşama hakkını tarif eden bir hüküm de mevcuttur. Diğer taraftan yine insan hayatının güvenli bir şekilde sürdürülebilirliğini öne çıkaran sosyal güvenlik yasamız ve konuya ilişkin sair meri mevzuat, içtihatlar vardır. Tüm bu hukuki ayrıntılara ve yönetmeliklere rağmen insanlar yerin onlarca altında metan gazından, karbon monoksitten, karbondioksitten boğulup, zehirlenip ölüyorlarsa şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz, ardından da gereğini yapmamız gerekmez mi?
Peki aynı maden ocakları Şili başta olmak üzere Afrika’da, dünyanın birçok ülkesinde vardır. Bu konudaki dünya istatistikleri arasında bizdeki hayati istatistiklere bakıldığında neden ölüm sayısı korkutucu boyuttadır. Birkaç yıl önce Manisa’da 301 maden şehidi toprağa verilmedi mi, öncesinde ve sonrasında ardı arası kesilmeyen bu tür vakalara tanık olmuyor muyuz?
Diğer maden ocakları paralelinde kömür madenlerinde tepeden tırnağa gereken tedbirlerin alınması için baştan sona devletin temelden devreye girerek söz konusu ocakların devletin temiz ellerine teslim edilmeli, sıkı denetim, otokontrol yöntemiyle; ekmek teknesi olması gereken ölüm çukurları üzerindeki gözyaşları dindirilmelidir. Bundan böyle de akılcı bir yöntemle bu konu gündemimizden çıkarılmalıdır.
Ocaklarda ihtiyaç olan havalandırma sistemleri, gaz ölçüm cihazları, uyarı mekanizması kesintisiz takip edilmeli, yanı sıra derindeki tünellerde fiziki tedbirler, dinlenme odaları, sağlıklı yaşam alanları oluşturulmalıdır.
Maden ocakları mağdurlarının ve tüm kamuoyunun serzenişlerini ilgili bakanlıklarımıza, gözyaşları eşliğinde iletiyoruz. Etkilerini görmek istiyoruz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız