Günümüzde 18 yaşını doldurup sürücü belgesi almayanların sayısı oldukça azdır. Ehliyet, artık hayatımızın sıradan bir parçası hâline geldi. Peki, cebimizdeki ehliyet, trafik kurallarına uyduğumuzun da bir göstergesi mi?
Gelin, biraz düşünelim.
Sürücü belgesi almak için önce gerekli şartları yerine getiriyor. Sürücü kursuna kayıt, teorik ve direksiyon eğitimleri, ardından yapılacak sınavlarda başarılı olmak. Başarılı olduğumuzda da farklı sınıflardaki araçları kullanma yetkisini cebimize koyuyoruz.
Yani ehliyet alabilmek için kuralları öğrenmek, sınavlarda göstermek ve direksiyon başında uygulamak zorundayız.
Öyleyse asıl soru şu: Kuralları öğrenerek ehliyet alan sürücülerin bazıları neden trafiğe çıktıklarında aynı kuralları unutuyor?
Kırmızı ışıkta geçenler…
Aşırı hız yapanlar…
Hatalı sollamayla hem kendi hayatını hem başkalarının hayatını tehlikeye atanlar…
Büyük araç kullanmanın verdiği güçle küçük araçları görmezden gelenler…
Güneşli havada sis farlarını açanlar…
Aracını gelişi güzel park ederek başkalarının geçişini engelleyenler…
Her tarafını ışıklarla donatarak lunapark görüntüsü veren araçlar…
Bir de aracının arkasına yazdığı sözlerle trafikteki varlığını anlatmaya çalışanlar…
Bütün bunları yapanların çoğu, araç kullanmayı biliyor mu?
Elbette biliyorlar!
Çünkü bu kuralları bilmeden sürücü belgesi almak kolay değil. Demek ki mesele, kuralları bilmemek değil; bildiği kurallara uymak.
Öyleyse sorun ehliyette değil, ehliyetin yüklediği sorumluluğu taşıyabilmekte.
Gelin, konuyu Antalya'dan somut bir örnekle ele alalım.
Kepezüstü Köprülü Kavşağı'nın araç trafiğine açılmasının üzerinden bir yıldan fazla zaman geçti. Antalya-Burdur yönündeki ve Korkuteli Antalya yönündeki transit geçişler dışında ki bağlantılar ve Batı Çevre Yolu ile Duacı Yolu güzergâhlarında ki farklı trafik hareketlerini köprü altındaki döner kavşak aynı noktada buluşturuyor.
Böylesine önemli bir kavşakta trafik düzeninin sağlıklı işlemesi, yalnızca yolun fiziki yapısına değil, sürücülerin kurallara uymasına da bağlı.
Peki, döner kavşakların mantığını bilmiyor muyuz?
Biliyoruz. Çünkü bu konu sürücü eğitiminde öğretiliyor. Sınavlarda da trafik işaretlerini tanımamız ve geçiş kurallarını uygulamamız bekleniyor.
Döner kavşaklarda geçiş önceliği, kavşak içindeki araca yol vermektir. Kepezüstü Köprülü Kavşak altındaki döner kavşak girişlerindeki uyarı levhaları ve sinyalizasyon ışıkları da sürücülere yol boyunca nasıl davranmaları gerektiğini açıkça hatırlatıyor. Buna rağmen birçok sürücünün bu kurallara uymadığını görüyoruz.
Bunca uyarıya rağmen sürücüler geçiş kurallarına uyulmuyorsa burada yol düzenini değil, sürücü davranışlarını sorgulamak gerekiyor.
Çünkü trafik, her zaman araç sayısının fazlalığından veya yolların yetersizliğinden dolayı tıkanmaz. Bazen bir sürücünün kural ihlali, onlarca aracın ilerleyişini aksatır. Bir kişinin sabırsızlığı, onlarca kişinin zamanını çalar. Bir kişinin dikkatsizliği, başkalarının hayatını tehlikeye atar.
Kepezüstü Köprülü Kavşağı'nın altındaki döner kavşakta yaşanan sorunları da bu açıdan değerlendirmek gerekiyor.
Trafikte yıllardır kullandığımız güzel bir slogan vardır:
“Trafik kurallarına uyalım, uymayanları uyaralım.”
Kurallara uyalım, buna hiç itirazım yok. Peki, uymayanları nasıl uyaracağız?
Ne yazık ki trafikte yapılan bir hatayı hatırlatmak, bazen yeni bir tartışmanın, hatta kavganın başlangıcı olabiliyor. Oysa bir sürücüyü uyarmanın amacı onu küçük düşürmek değil, olası bir kazayı önlemektir.
Unutmayalım ki trafik, yalnızca direksiyon başındakilerin değil; yolcuların, yayaların, bisikletlilerin ve çocukların da ortak yaşam alanıdır.
Bir an önce varmak için kuralı çiğnemek, bazen hiç varamamaya neden olabilir.
Cebimizde ehliyetimiz olabilir. Trafik kurallarını ezbere de biliyor olabiliriz. Ama önemli olan, o kuralları yalnızca sınav salonunda değil, hayatın tam ortasında uygulayabilmektir.
Çünkü iyi sürücü, yalnızca aracını iyi kullanan değil; başkalarının yaşamına da saygı gösteren sürücüdür.
Tüm sürücülere, kurallara uydukları, birbirlerine saygı gösterdikleri, kazasız ve belasız yolculuklar diliyorum.
Bir başka yazıda, bir başka konuda buluşmak üzere…
Kalın sağlıcakla.
