Kamuoyunda seçimlerin ne zaman yapılacağına dair uzun zamandır değişik görüşler ortaya atılıyor. Kimileri 2027’nin ilkbaharında seçimin yapılacağını kimileri sonbaharında sandığın kurulacağını söylüyor.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ise seçimlerin 2028 Mart veya Nisan ayında yapılmasının büyük oranda netleştiğini ifade etti. Tabi hangi yetkiyle bu tarihi açıkladı anlamış değiliz.
Nihayetinde kendisi bir bürokrat, siyasi bir kimliği yok!
Netleşen bir tarih olduğunu ifade etmesinin şahsi düşüncesinden ziyade Sayın Cumhurbaşkanı’nın iradesini yansıttığı izlenimi doğuyor.
İster erken yapsınlar ister zamanında yapsınlar mutlaka seçim sandığı günü geldiğinde milletin önüne konulacaktır!
Ne zaman mı?
2023 seçimlerinin ilk turu 14 Mayıs’ta yapılmıştı. Bu nedenle önümüzdeki seçimin en geç 7 Mayıs 2028 Pazar günü yapılması -savaşa girmek gibi ekstrem bir durum söz konusu olmazsa- kanuni zorunluluk.
Yani erkene alınsa da alınmasa da 554 güne kadar sandık başındayız!
Seçimin ayak seslerini, öncü sinyallerini almaya başladık…
Nasıl mı?
İktidar partisine seçimi kazandıran kesim ağırlıklı olarak emeklilerdir ve nihayet emeklileri de akıllarına getirmişlerdir!
En son yapılan 2024 seçimlerinde toplam seçmen sayımız 58 milyon civarında idi. 2028’de bu rakamın ilk defa oy kullanma çağına geleceklerle birlikte 61 milyon civarında olması bekleniyor.
Türkiye’deki emekli sayısı ise yaklaşık 17 milyon, aileleriyle birlikte toplam 30-35 milyon kişidir.
Yani her iki seçmenden biri emekli veya emekli yakınıdır.
İşte bu yüzden iktidar cenahında emekliler için hummalı bir çalışma başlatıldı!
Sayın Cumhurbaşkanı, geçtiğimiz hafta kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada; “Emeklilerimizin yaşadığı zorlukların farkında olduğumuzu, daha önce pek çok defa samimiyetle ifade ettim. İnşallah 2027 Bütçesinde, başımızın tacı olan emeklilerimizin durumunu biraz daha iyileştirecek mali imkanları oluşturuyoruz’’ dedi.
Demek ki neymiş efendim?
Emeklilerimiz zorluklar yaşıyormuş!
Hadi ben bu açıklamayı hayatın içinden tercüme edeyim sizlere…
Bugün itibariyle en düşük emekli maaşı 23 bin 552 lira.
Platform verilerine ve sektörel ortalamalara göre ise Türkiye'de ortalama emekli maaşı 43.200 lira seviyelerinde seyretmektedir. Müteveffa emeklinin hak sahibi yakınları ise bu maaşın yarısını veya dörtte birini almaktadır.
Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) 2026 yılı Ekim ayı açlık ve yoksulluk sınırı araştırma sonuçlarına göre 4 kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması yani ‘’açlık sınırı 38 bin lira’’, gıda, giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık vb. harcamaları hesaba katıldığında ‘’yoksulluk sınırı 124 bin lira’’ civarındadır.
Tablo budur.
Ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın ifade ettiği gibi; emeklilerimiz geçim sıkıntısı çekmekte, zor zanaat kıt kanaat hayatlarını idame ettirmeye çalışmaktadır.
Diğer taraftan…
Emekli ayda 1 kilo eti zor alırken… Ucuz kıyma, ucuz yumurta, ucuz ekmek için sabahın köründe kuyruklara girerken deveyi hamuduyla götürenler hala tam olarak açıklanamadı!
‘’Fon’umuza kadar soyanlar’’ hala kimlerdir ne kadar çalmışlar açıklanmıyor, listede kimler var, kimlerin yakınları var bilinmiyor!
Alıştık artık bu soygunlara, vurgunlara der gibisiniz…
Bakınız; sabık Ankara Belediye Başkanı ve çocukları, fon vurguncuları ortaya çıkınca gündemden düştü, unutuldu!
Bay Başkan -kendi ifadesiyle- 500 defa zıpladım demişti...
Oldu 501!
Borsa manipülasyonu yapan eski THK Üniversitesi Rektörünün adını hatırlayanınız kaldı mı?
Bakara-makaracıları, evinde para sayma makinaları, çikolata kutularında deste deste dolarlar bulunan eski banka genel müdürünü çabucak unuttuk değil mi?
Ne acıdır ki; yolsuzluk, hırsızlık yapanların, milletin hakkını çalanların ‘’yaptığı yanlarına kar kalıyor’’ düşüncesi toplumda yaygın görüş haline geldi!
Vurgunu yap, soygunu yap… Tövbe et ve kurtul!
Evet, ufukta sandık göründü, çok şükür emekli akıllarına geldi.
Neredeyse her iki seçmenden biri olan emekliye belli ki 2027 başında bir parmak bal sunulacak!
Türkçemizde; insanların zorluklarla dolu dönemlerden geçebileceğini, ancak o süreçte kendilerine kötülük edenleri, sırt çevirenleri veya haksızlık yapanları asla unutmadığını anlatan güzel bir deyim vardır…
“Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz”
Bugüne kadar emekli kesiminin büyük desteğiyle kazanan iktidar bakalım ilk seçimde nasıl bir tabloyla karşılaşacak?
Ya ağızlarına çaldığı bir parmak balla emekliden oyları yine devşirecekler…
Ya da çilekeş emekliler ‘’fonumuza kadar soyanları’’ unutmayacak, çektiği sıkıntıların hesabını sandıkta soracak!
Sizce ne olacak?
