Cumhuriyet ve Atatürk’ün Sanayi Hamleleri

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Cumhuriyet ve Atatürk’ün Sanayi Hamleleri

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı hepimize kutlu olsun. Cumhuriyet ilk kurulduğu günden itibaren siyasi bağımsızlığı, ekonomik bağımsızlıkla taçlandırmıştır. Sadece kulluktan kurtulup, birey olmakla kalmadık, Sanayi Devrimi’ni tamamen kaçırmış, el tezgahlarından öteye geçememiş bir toplumdan; sadece 10 yıl içinde:
Demir- çelik üreten, kendi demiryolu ağlarını ören ve “ Avrupa’ya uçak ihraç eden” bir sanayi ülkesine dönüşülmüştür.
Önce Düyun-u Umumiye kıskacında, borç batağında olan Osmanlı borçları ödendi. Ardından Merkez Bankası, İş Bankası, Sümerbank ve Etibank gibi milli bankalar kuruldu.
Temel ihtiyaçlarımız; un, şeker ve giyim malzemeleri ( kapitülasyonlar nedeniyle) tamamen ithaldi. Alpullu ve Uşak Şeker Fabrikaları, yerli un değirmenleri ve tekstil fabrikalarıyla kendi kendine yeten bir ülke olduk.
Sıfır sanayi alt yapısı yüzünden, madenler ve demiryolları yabancıların elindeydi. Karabük Demir-Çelik Fabrikası kuruldu. Demiryolları satın alınarak millileştirildi. Yani Ülkeyi “ demir ağlarla ördük”.
Teknolojik gelişmelere tamamen kapalı ve tarımda kara saban kullanan bir toplumken, “ Kayseri Uçak Fabrikası “ açıldı. Yerli lokomotif ve motor üretimi denemeleri de başladı ve tarımda da makineleşmeye geçildi.
1930’lu yıllarda Kayseri ve Etimesgut’ta kurulan uçak fabrikalarında yüzlerce yerli uçak üretildi. Türkiye, dönemin en modern yolcu ve savaş uçaklarını yapar hale geldi. Hatta imal edilen uçaklardan bir kısmı Hollanda gibi Avrupa ülkelerine ihraç edildi. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk uçaklarını üretenler, hayatlarını Türk havacılığına adamış iki dev vizyonerdir: Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ. Onlar Cumhuriyet’in “ kendi küllerinden doğma” ve “ tam bağımsızlık” ruhunu gökyüzüne taşıyan öncülerdir. Ama yeterince kıymetleri bilinmemiştir!
Hem Demirağ, hem Hürkuş, Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı sonrasında yönünü tamamen Batı’ ya ( Marshall Planı ve NATO sürecine ) çevirmesinin kurbanı oldular. Amerika’ dan bedava veya ucuz askeri yardım ( hibe uçaklar) almak cazip gelince ( yerli uçak sanayisi “ gerek yok” denilerek tasfiye edildi.) Eğer bu iki vizyonere, bu iki dahiye sahip çıkılsaydı, Türkiye bu gün dünyanın en büyük havacılık ve savunma sanayi devlerinden biri olacaktı belki de.
Sümerbank Dokuma Fabrikaları, Nazilli Basma Fabrikası gibi dev tesisler, sadece üretim yeri değildi, işçilerin sinemaya gittiği, spor yaptığı birer sosyal aydınlanma merkezi olmuştu aynı zamanda.
Sonrasında da sanayi hamleleri devam etti eski Türkiye’ de. Kâğıt fabrikaları ( İzmit’te SEKA fabrikası, Petkim petro- kimya sanayii ) vb. Eğer kendine yeten ve üreten bir ülke olmaya devam etseydik, ve bu fabrikaları elden çıkarmasaydık, hiç bir zaman dışa bağımlı ya da borçlu bir ülke olmazdık. Eski Türkiye bu yüzden özleniyor bence.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız