Hükümet İcraatlarına Karşı Tamamen Sessiz Kalmak En Büyük Suç Ortaklığıdır
Gazze'deki iki milyon Filistinliyi başka ülkelere sürgüne yolladıktan sonra burada genelev, otel, kumarhane kenti kurma projesinin mimarı olan, İsrail lideri Benjamin Netanyahu'nun kankası, dolar milyarderi damadını (Jared Kushner), ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'yu bypass ederek, Rusya lideri Putin'e göndererek Ukrayna-Rusya savaşını bitirme yollarını araştırıyor gibi yapan ABD Başkanı Trump, NATO üyesi Kanada'yı, NATO üyesi Danimarka'nın özerk bölgesi Grönland'ı ve Meksika'yı Amerika Birleşik Devletleri'nin bir parçası olarak gösteren bir harita paylaşmayı ihmal etmedi...
Jared Kushner, ABD Başkanlık Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile birlikte 5 Eylül 2026 tarihinde Moskova'daki Kremlin Sarayı'nda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yüksek düzeyde stratejik bir görüşme gerçekleştirdi.
Donald Trump'ın damadı Kushner ve Witkoff'tan oluşan ABD heyeti, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı sonlandıracak yeni bir barış teklifini iletmek amacıyla bu ziyareti düzenledi. Görüşmenin ardından heyet Ukrayna'nın başkenti Kiev'e geçerek Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski ile bir araya geldi
Görüşme Süresi ve Katılımcılar: Kapalı kapılar ardında gerçekleşen toplantı 3 saat 10 dakika sürdü. Rusya tarafında Putin'in dış politika danışmanı Yuri Uşakov ile Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) CEO'su Kirill Dmitriev yer alırken; ABD heyetinde Ulusal Güvenlik Konseyi, Dışişleri Bakanlığı ve Hazine Bakanlığı'ndan (özellikle yaptırım politikalarından sorumlu) yetkililer hazır bulundu.
Putin'den Trump'a Teşekkür: Toplantının başında Vladimir Putin, Donald Trump'ın arabuluculuk çabalarından ötürü teşekkürlerini iletti ve mevcut durumu "çözülmesi gereken, basit olmayan karmaşık bir süreç" olarak nitelendirdi.
"Geçici Saldırısızlık" Mutabakatı: Görüşmelerin güvenli bir ortamda yürütülebilmesi adına Putin ve Zelenski, diplomatik temaslar sürerken Moskova ve Kiev'e yönelik hava ve İHA saldırılarını geçici olarak durdurma konusunda anlaştı...
Görüşmenin İçeriği: Kremlin yetkilileri görüşmeyi yapıcı, açık sözlü ve faydalı olarak tanımladı. Savaşın durdurulmasının yanı sıra, gelecekteki olası Rusya-ABD ekonomik projeleri ve yaptırımların esnetilmesi gibi konuların da masaya yatırıldığı bildirildi.
Moskova'dan ayrılan Kushner ve Witkoff, 6 Eylül'de Kiev'e giderek Zelenski ile "yapıcı" ancak somut bir sonucun çıkmadığı bir toplantı gerçekleştirdi. Beyaz Saray, sonraki adımlara ilişkin daha kapsamlı planların ve detayların önümüzdeki haftalarda kamuoyuyla paylaşılacağını duyurdu.
Rusya'nın yaklaşık 300 milyar dolarına Ukrayna'ya saldırdığından dolayı Avrupa Birliği ve NATO ülkeleri el koymuştu...2022'den bugüne süren savaşta 500 bin Rusun ve 200 bin Ukraynalının öldürüldüğü tahmin ediliyor...Rusya Ukrayna'nın beşte birini işgal etmiş durumda...Trump'ın damadının Rusya Ukrayna ziyaretleri kördüğümün çözülmesi konusunda herhangi bir ümit vermedi...
Öte yandan Trump'ın Kanada'yı, Meksika'yı, Grönland'ı, Panama'yı sömürge haline getirme konusundaki realpolitikle asla uyuşmayan uçuk hayalleri emperyalist, istilacı emellere sahip Almanya lideri Adolf Hitler 1938'de Çekoslovakya ve Avusturya'yı işgal ettikten sonra 1939'da da Polonya'ya da saldırarak İkinci Dünya Savaşı'nı başlatmıştı...
Realpolitik: devletlerin dış politika ve diplomasiyi ahlaki, etik veya ideolojik kurallara göre değil, tamamen mevcut somut koşullara ve çıkarlara göre yürütmesi anlamına gelen gerçekçi bir siyaset yaklaşımıdır...
ABD'nin 40. Başkanı Ronald Reagan Sovyetler Birliği'ni (bugünkü Rusya'yı) "Şeytan İmparatorluğu" olarak tanımlamıştı...
"Make America Great Again" gibi sloganları 1980'lerin Başkanı Ronald Reagan'dan ödünç alan ABD'nin 47. Başkanı Trump bir başka konuşmasında ulusal kolluk kuvvetlerini överken konuyu iç siyasete çekerek ülkenin "Komünizm" gibi tehditlerle karşı karşıya olduğunu da iddia etti. Trump, 11 Eylül 2001 terör saldırılarında hayatını kaybeden ve "Kırmızı Bandanalı Adam" olarak bilinen gönüllü itfaiyeci Welles Crowther'a ölümünden sonra Başkanlık Özgürlük Madalyası verirken, Crowther'ın kendisinden "çok daha ünlü olmasından hoşlanmadığına" dair şakayla karışık bir ifade de kullandı.
OY KULLANMAYI REDDEDEN 89 MİLYON ABD VATANDAŞI DÜNYA GEZEGENİNDEKİ BÜYÜK KAOSUN EN BÜYÜK SORUMLUSU VE TRUMP'IN EN BÜYÜK SUÇ ORTAĞIDIR
ABD'nin 2024 Başkanlık Seçimleri'nde Trump 77 milyon 303 bin 568 oy alırken, Kamala Harris'e 75 milyon 19 bin 230 oy verildi...
Oy kullanma hakkını kullanmayan ABD vatandaşı sayısı ise 89 milyon 278 bin 948...
Belki de Trumpizmin dünyaya verdiği tahribatın, hasarın asıl sorumlusu bu oy kullanmayan devasa kalabalıktır…
İSRAİL'İN SPONSORU ELLISON AİLESİ HOLLYWOOD'UN İMPARATORU OLMA YOLUNDA İLERLERKEN AİLENİN YAPTIĞI BORÇ DAĞLARI DİKKAT ÇEKİYOR
Kartel, aynı sektörde faaliyet gösteren bağımsız şirketlerin rekabeti ortadan kaldırmak veya sınırlamak amacıyla gizli ya da açık bir şekilde bir araya gelerek oluşturdukları ekonomik dayanışma ve tekel birliğidir.
Şu sıralar Virginia Evans'ın çok satan kitabının (“The Correspondent") sinema filmi uyarlaması üzerinde çalışan, "Klute" ve "Coming Home"la iki kez Oscar ödülü kazanan oyuncu Jane Fonda da Paramount ve Warner Bros film şirketlerinin birleşmesine karşı çıktı…
Soru: Kısa bir süre önce Mark Ruffalo’nun Paramount-Warner Bros. birleşmesine karşı çıkışına destek verdiniz...Bu birleşme ihtimaliyle ilgili asıl endişeniz nedir?
Jane Fonda: “Bunu durdurabileceğimiz bugün bile konusunda umutluyum. Çok fazla borç taşıyorlar. Ellison ailesi o kadar çok borç yapmış durumda ki...Birleşme gerçekleşirse, kartelleşme tüketiciler için korkunç sonuçlar doğuracak. Fiyatlar artacak. Binlerce insan işini kaybedecek. Ve bir sanatçı olarak, ne kadar az stüdyo olursa, o kadar tehlikeli, o kadar riskli bir sektör oluşacak...Biz pazarlık gücünü kaybediyoruz. Sendikalar güçlerini kaybedebilir... Birleşmeleri durdurmak için çok sağlam ve büyüyen bir hareket var. David Ellison'ı çok seviyorum. David’in Skydance’ı, Netflix için yedi yıllık mücadelem olan “Grace ve Frankie” yi finanse etti ve onu tanıdım ve onu seviyorum. Ama bu bir şeyleri değiştirmez. Bu kişisel bir şey değil.”
Jane Fonda , "bebek sahibi olamadıkları" için robotlar üretirken geri kalanımızı "geleneksel ev kadınlarına" (tradwives) dönüştürmek isteyen küresel elitleri eleştiriyor:
“Geri kalanımızı öldürürken kendileri sonsuza dek yaşamak istiyorlar. Ortada iki husus var: Bu adamların çoğu —o teknoloji dünyası figürleri, oligarklar ve milyarderler— geri kalanımızın tabi olduğu yasaların (fizik yasaları ve doğa yasaları dahil) kendileri için bir anlam ifade etmediğini düşünüyor. Sonsuza dek yaşayacaklarına inanıyorlar. Bu birincisi. İkincisi ise, bu [yaşlanmayan] adamlar bebek sahibi olamadıkları için robotlar yaratacaklar; o robotlar onların bebekleri olacak. Ve geri kalanımızı, bolca çocuk doğuran 'geleneksel ev kadınlarına' dönüştürecekler. Sonra da oy hakkımızı elimizden alacaklar. İnanabiliyor musunuz? Ama buna müsaade etmeyeceğiz. Kazanamayacaklar, çünkü buna izin vermeyeceğiz. Asıl büyük sorun şu ki —ki bu, insanlık tarihinde daha önce hiç yaşanmamış bir durum— eğer bu olay başka bir dönemde gerçekleşiyor olsaydı, 'sonunda biz kazanacağız' diyebilirdik. Ancak iklim krizi nedeniyle o kadar vaktimiz yok. Biliyorsunuz, hava sıcaklığının belli bir noktayı aştığı bir eşik var; o noktadan sonra geri dönüş mümkün olmuyor.”
Ellison ailesinin birleşik Paramount ve Warner Bros. Discovery imparatorluğunun yaklaşık 80 milyar dolarlık bir borç yükü taşıması öngörülürken; Larry Ellison'ın kişisel ve kurumsal finansman süreci, 40,4 milyar dolarlık bir şahsi kefaleti ve Oracle'daki hisselerini teminat göstererek yaptığı yüklü borçlanmayı içeriyor.
Paramount-Warner Anlaşması ve Borç Yükü: Birleşen medya şirketinin toplamda yaklaşık 80 milyar dolarlık bir borçla faaliyete başlaması ve net borcun yıllık FAVÖK'ün (EBITDA) kabaca 6,5 katı seviyesinde olması öngörülüyor.
Finansman paketi; Bank of America, Citi ve Apollo gibi büyük bankalardan sağlanan 57,5 milyar dolarlık borcu içeriyor.
AVRUPA BİRLİĞİ'NDE ÇATLAK DERİNLEŞTİ
Belçika Avrupa Birliği'nin el koyduğu Rusya'ya ait paraların (210 milyar Euro) bir bölümünün Ukrayna'ya verilmesini engelleyerek, Rusya lehine bir karara imza attı...Avrupa Birliği'nde pek çok ülke bu paranın Rusya aleyhine ve Ukrayna lehine kullanılması için mücadele veriyor…
ENDONEZYA'DA DEVLET YOKSULLARA BEDAVA YEMEK DAĞITIYOR
Ancak dağıtılan bozuk yemeklerden zehirlenerek hastanelik olan binlerce kişi var…
TRUMPİZM NOTLARI
ABD Hazine Bakanlığı, İran'ı ekonomik olarak izole etme hedefi kapsamında Golden Global Bank isimli Türk bankasına yaptırım uygulama kararı aldı.
Bakanlık söz konusu bankanın, İran Devrim Muhafızları için "on milyonlarca dolarlık işlem" yaptığını, bu sebeple Golden Global Bank ile bu şirkete bağlı İstanbul merkezli kuruluşlara yaptırım uygulanacağını duyurdu. Açıklamada, Golden Global Bank'ın İran yönetiminin uluslararası ödeme trafiğini desteklediği dile getirildi.
Kamuyu Aydınlatma Platformunda (KAP) yer alan bilgiye göre, 2019'da kurulan ve 2020'de İstanbul Borsası'nda işlem görmeye başlayan Golden Global Yatırım Bankası AŞ'nin Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinde Recep Kaba, Genel Müdür pozisyonunda ise Yavuz Yeter bulunuyor.
Merkezi İstanbul Şişli olan 1 milyar 650 milyon lira sermayeli bankanın en büyük ortakları sırasıyla yüzde 54 ve yüzde 32 pay ile Emir Kaya ve Salih Berberoğlu.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, konuyla ilgili açıklamasında, finans kuruluşlarının "zor yoldan" da olsa ABD'nin İran'ı ekonomik olarak izole etme konusunda ciddi olduğunu öğrenmesi gerektiğini dile getirdi.
Bessent geçen Salı yaptığı açıklamada, Washington'un bu hafta ve önümüzdeki hafta birer bankaya yaptırım uygulamaya başlayacağını ve Tahran'ı ekonomik anlamda boğmaya kararlı olduklarını belirtmişti.
Hazine Bakanı geçen hafta da, ülkesinin İran'ı yeni yaptırımlarla daha da yalnızlaştıracağını ve böylece Tahran yönetimini dize getirmek istediklerini ifade etmiş, ancak planlanan tedbirlere ilişkin somut bilgiler paylaşmamıştı.
Bessent ayrıca; dijital varlıklar, teknoloji, altın, havacılık ve denizcilik alanlarında İran'la hâlâ iş yapan ülke ve kuruluşlara karşı ikincil yaptırımlar uygulanabileceği uyarısında bulunmuştu.
ABD Başkanı Donald Trump daha önce yaptığı açıklamalarda, İran'ın "ekonomik D-Day" ile tecrit edileceğini ifade etmişti.
D-Day ifadesi, ABD ve İngiltere'nin 2'nci Dünya Savaşı'nda Nazi Almanyası'na karşı Normandiya Çıkarması'nı başlattığı 6 Haziran 1944 günü için kullanılıyor.
TRUMP UKRAYNA İÇİN ABD'NİN HARCADIĞI YAKLAŞIK 183 MİLYAR DOLARI AVRUPA BİRLİĞİ'NDEN VE DİĞER NATO ÜLKELERİNDEN TALEP EDİYOR
Amerika Birleşik Devletleri, Şubat 2022’de başlayan Rusya işgalinden bu yana Ukrayna için toplam 182,8 milyar dolarlık acil durum fonu tahsis etmiştir. Ancak bu miktarın tamamı doğrudan Ukrayna'ya nakit veya ekipman olarak gönderilmemiş, bir kısmı bölgedeki ABD operasyonları ve askeri lojistik için ayrılmıştır.
ABD Başkanı Donald Trump, daha önce ülkesi tarafından Ukrayna'ya gönderilen askerî yardım ve mühimmatın bedelini Avrupa ülkelerinden talep edeceğini duyurdu:
"(Önceki Başkan Joe) Biden yönetimi, Ukrayna'ya ABD'nin İran'da kullandığından çok daha fazla mühimmatı, hiçbir ücret talep etmeden verdi. Kendilerine (Avrupa'ya) sadece sorulmuş olsaydı bunu öderlerdi. Biz bu parayı, biraz gecikmiş de olsa, talep edeceğiz."
Trump'ın bu açıklamayı, Amerikan ordusunun İran savaşı nedeniyle mühimmatsız kaldığı yönündeki haberlere tepki olarak yaptı.Trump, ABD'nin "hiç görülmediği ölçüde silah üretip depolamakta olduğunu" da söyledi...
VENEZUELA CEPHESİ
Venezuela, son yıllarda yaşadığı hiperenflasyon krizinin etkilerini taşımaya devam etmektedir. Mevcut yüzde 366 civarındaki yıllık enflasyon oranıyla, dünyada enflasyonun en yüksek olduğu ülke konumunu sürdürmektedir. Ülkeyi terk eden Venezuelalı sayısı 8 milyona yakındır...
Trump, ABD'nin özel sektörle kurduğu bir ortaklık aracılığıyla, Venezuela'nın 65 milyar varilin üzerindeki kanıtlanmış petrol rezervlerinin kontrolünü elde ettiğini de söyledi. Venezuela'nın kanıtlanmış petrol rezervlerinin toplamı 300 milyar varilin üzerinde.
Venezuela petrolün ABD'nin kontrolüne geçmesiyle birlikte Amerikan petrol rezervlerini "iki kattan fazla artıracağını" iddia eden Trump, hamlenin, ülkenin yıpranmış enerji sektörünü canlandırabileceğine inandığını söyledi.
Venezuela dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip olmasına rağmen, yıllardır süren yetersiz yatırım, kötü yönetim ve yaptırımlar nedeniyle günlük yalnızca yaklaşık 1,25 milyon varil üretim yapabiliyor.
ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Venezuela açısından ise anlaşmanın yaklaşık 100 milyar dolarlık özel sektör yatırımı getireceğini, binlerce yüksek ücretli iş imkânı yaratacağını ve ülke ekonomisinin yeniden inşasına katkı sağlayacağını ifade etti.
Ocak ayında ABD'nin Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu kaçırmasının ardından geçici lider olan Rodriguez, Cuma gecesi yaptığı açıklamada, anlaşmanın, 17 stratejik sahanın geliştirilmesi yoluyla üretimde önemli bir artışa olanak sağlayacağını ve ülkeye toplam 209 milyar dolar vergi geliri kazandıracağını söyledi.
İRAN SAVAŞI
ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'na da kendi adını verebileceğini söyledi. Trump, "Artık ABD kontrolü altında olduğuna göre, Hürmüz Boğazı'nı Trump Boğazı olarak yeniden adlandırmalı mıyız?" diye sorarak boğazın bu sayede "tıpkı Amerika'nın kendisi gibi 'her zamankinden daha cazip' olacağını" iddia etti.
Geçen hafta Ontario Gölü'nün "Amerika Gölü" olarak yeniden adlandırılması talimatını veren Trump, daha önce de Meksika Körfezi'nin ismini "Amerika Körfezi" olarak değiştirmişti.
İNGİLTERE İLE ABD'NİN ARASI DAHA DA BOZULURKEN
Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, seçmen desteğini kaybediyor. Yaklaşık bir yıl sonra seçimlerin yapılacağı Arjantin'de anketler devlet başkanının kemer sıkma politikalarına desteğin yüzde 34'e gerilediğine işaret ediyor.
Arjantin'de aşırı sağcı Javier Milei hükümetine yönelik toplumsal destek zayıflıyor. CEOP Latam tarafından gerçekleştirilen anket çalışmasına göre Arjantinlilerin yüzde 52'si, kendisini hükümete muhalif olarak tanımlıyor. Hükümeti destekleyenlerin oranı yüzde 32'de kalırken, yüzde 15,1'lik kesim kendisini kararsız olarak nitelendiriyor. Kendisini muhalif olarak tanımlayanların yüzde 94'ünün 2023 seçimlerinde Sergio Massa'ya, yüzde 18'inin de daha önce Milei'ye destek verdiği ortaya çıktı.
46 milyon nüfusu olan Arjantin'de halkın yarısı borçlu durumda. 20 milyon kişinin kredi çekerek borç batağına girdiği ülkede Milei hükümetine yönelik protestolar sürüyor. Sokağa dökülen insanlar temel ihtiyaçlar için kredi çekmek zorunda kaldıklarını anlatıyor.
Araştırmada Arjantinlilere bir sonraki hükümetin önceliğinin ne olması gerektiği de soruldu. Katılımcıların yüzde 57,5'i ilk sıraya satın alma gücünü koydu. Enflasyon ve yolsuzlukla mücadele ise ekonominin toparlanmasının gerisinde kaldı. Yolsuzluğu öncelikli mesele olarak görenlerin oranı yüzde 9.
Donald Trump, Arjantinli siyasi Javier Milei'nin partisi La Libertad Avanza (LLA)'nın Arjantin yasama seçimlerini kazanması için her şeyi yapabileceğini söylemişti…
İngiliz Rockhopper Exploration ile İsrailli Navitas Petroleum şirketlerinin ortak petrol projesi, İngiltere ile Arjantin arasında uzun bir geçmişi olan Falkland Adaları gerilimini yeniden tırmandırdı.
Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, Falkland Adaları'nın Arjantin toprağı olduğu iddiasını yineleyerek, ülkesinin "İngiltere işgali altındaki Arjantin topraklarından petrol çıkartılmasına seyirci kalmayacağını" söyledi. Falkland Adaları açıklarındaki Sea Lian petrol sahasında petrol arama hazırlığındaki şirketleri, yaptırım uygulamak ve bölgeye askeri güç göndermekle tehdit eden Milei, "Arkalarından iş çevirerek Falkland Adaları'ndaki projelerde yer alan şirketlerin Arjantin topraklarında faaliyet göstermelerine izin verilmeyeceğini" de sözlerine ekledi. Arjantin Devlet Başkanı Milei, bunun İngiltere ve Arjantin'e, adalarda tek taraflı eylemlerden kaçınmaları çağrısında bulunan Birleşmiş Milletler (BM) kararını da ihlal ettiğini söyledi, "Buna izin verirsek, İngiliz hükümetine adalardaki işgali derinleştirmesi ve kaynaklarımızı sömürmesi için teşvik yaratmış olacağız" diye konuştu.
Arjantinlilerin Las Malvinas dediği Falkland Adaları, İngiltere'nin Güney Atlantik'teki denizaşırı toprağı. Arjantin askerinin 1982 yılında takımadasına çıkarma yapması üzerine, İngiltere ve Arjantin 10 hafta süreyle savaşmıştı.
Yakın dostu olan Başkanı Donald Trump'ın, ABD'nin İngiltere ile Arjantin arasındaki anlaşmazlıktaki tarafsızlığını gözden geçirmeye hazır olduğunu iddia eden Javier Milei, "Arjantin lehine esen değişim rüzgarlarının, ülkesinin takımada üzerindeki iddiasını desteklediğini" öne sürdü.Milei, ABD'nin tutumundaki bu değişikliğin, izlediği politikaların haklılığının bir göstergesi olduğunu iddia ederken ayrıca "ABD, Arjantin'in güvenilir bir ortak olduğunu bildiği için bu tutum değişikliğini değerlendiriyor" dedi.Arjantin Devlet Başkanı, İngiltere'nin ise göç, ekonomik kriz gibi nedenlerden ötürü "çöküş yolunda olduğunu" iddia etti.
Trump 31 Ağustos 2026 Pazartesi günü, ABD'nin İngiltere'yi savaşa hazırlık bütçesinin yükseltilmemesi halinde Falkland Adaları'ndaki egemenliğine karşı çıkmakla tehdit ettiği yönündeki haberlerin ortaya çıkması üzerine açıklama yaptı.Başkan Trump, ABD'nin Falkland Adaları konusundaki tutumunu gözden geçirmeyi değerlendirdiğini duyurdu...Trump İspanya ve Almanya gibi İngiltere'nin de İran savaşına destek vermediğini hatırlattı...