Devlet Hastanelerinde Açık Emar Cihazı Neden Yok Acaba?
Eski Çamlar Bardak Oldu
Bir zamanlar köylerimiz vardı, kırsallarımızda. Köylerimizde mahallelerimiz vardı. Tek katlı, çamurlu duvarların bittiği temelin üzerine gerilen ahşap mertekler (dilme denilen ağaç dizilerinin üzerine yerleştirilen tahtaların üzeri çam yapraklarıyla kapatılarak), üzeri topraklarla kapatılarak taştan, topraktan evler inşa edilir ve o mekânlarda yaşardı insanlar.
O günlerde hastanelerimiz, MR falan yoktu. Röntgen makineleri vardı.
Gün geldi, teknoloji ilerledi. Teknoloji gelişti. O dar ve zor günlerde bile doktorlarımız, hemşirelerimiz, hastaların şifa bulması için canla başla gayret sarf ederlerdi. Hastalardan iğne, ilaç, yatak parası, katkı payı falan talep edilmezdi.
Teknoloji geliştikçe riskleri de arttı. Ülke sosyolojimizde de müthiş değişimler yaşanmaya başladı. 1950'li yılların başında ülkemizde nüfusun %79'u köylerde yaşamaktayken, günümüzde %79'dan fazlası şehirlerde yaşamak zorunda kaldı.
Kırsaldan kentlere hızlı bir göç akımı başladı. Çiftçi tarımdan elini ayağını çekti.
Kentlerin kirli havasına, kötü çevre koşullarına teslim oldu. Açlık, sefalet, işsizlik, yoksulluk devri gelip çattı.
Hızla artan şehir nüfusu bazında hastalıklar da patlama yaptı. Hastane kapıları hastalarla dolup taştı. Hastanelerin bütün polikliniklerinin önleri yüzlerce hastayla dolup taştı.
Doktorlar, hemşireler adeta canlarından bezdiler. Hastalara karşı o eski güler yüzler, tatlı sözler, hastaya ayrılan dakikalar iyiden iyiye kısıtlandı.
Mesela MR günü için verilen randevular, hastanelerden tedavi için randevu alınmasındaki zorluklar olağanca zorlaştı. İnsanlar patolojik, mikrobiyolojik, ortopedik, iç hastalıkları, dahiliye hastalıklarının yanı sıra uygulamadan gelen dayanılmaz zorluklar sebebiyle bir de psikolojik travmalar yaşar hâle geldi. Hasta-doktor-hemşire dengesi korkunç derecede bozuldu.
Mesela iki üç yıl önce Antalya'da bir hastaneye günlük 25.000 hastanın müracaatta bulunduğunu duyduğumda şaşkına dönmüştüm. Günümüzde aynı hastanelere başvuruda bulunan hasta sayısının kat kat arttığını düşünüyorum.
MR çektirecek hastaların da sayısı tahminlerin üstünde arttığı anlaşılmaktadır.
MR demişken, bu konuda çok hayati bir sıkıntı var. Bu hususa da değinmek gerek. Birçok hastada MR korkusu vardır. Asansör ve yükseklik korkusu gibi.
Arıyorsunuz, hastanelerimizde açık MR bulamıyorsunuz. Aramaya devam ettiğinizde özel hastanelerde açık MR cihazının olduğunu görüyorsunuz.
Peki, neden devletin hastanelerinde açık MR cihazı yok? Bu durum birçok yorum ve endişelere neden olmaktadır. Elbette özel hastaneler bu konuda para kazanacak. Alınan bilgilere göre özel hastanelerin birinde açık MR cihazında MR çektirmenin bedelinin 17.000 TL olduğunu duymuştum. Hastanın açık emar çektirmek için parası yoksa ölsün mü, hani insan sağlığının ve insan hayatının korunması, hasta tedavisi anayasamıza göre ücretsizdir.