Kurtuluş Savaşı
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin yaptığı açıklamalarla toplumun büyük kesiminin sinir uçlarıyla oynamaya devam ediyor. Bakan Bey, geçtiğimiz günlerde Kurtuluş Savaşı'nın müfredatta 'Millî Mücadele' olarak değiştirileceğini söyleyip “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” dedi.
Biz de biliyoruz Bakan Bey, Osmanlı İmparatorluğu’nun varlığını.
Kurtuluş Savaşımız Osmanlı İmparatorluğu’na karşı değil, Osmanlı’nın son döneminde liyakatsiz ellerde perişan edilmesiyle aziz vatanımızı terk ettikleri düşmanlara karşı yapılmıştır.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in bakanlık sayfasında yer alan biyografisine göz attım…
1994'te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü'nü bitirmiş. Sırasıyla Yardımcı Doçent, Doçent ve Profesör olmuş bir dönem Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nin Rektörlüğünü de yapmış.
Anlayacağınız hem öğrenciliğinde hem de hocalığında ders müfredatlarında yer alan yakın siyasi tarihi, 1. Dünya Savaşını, Kurtuluş Savaşını okumuş olmalı!
Okumuştur kesinlikle ama hala öğrenememiş ne yazık ki! Ya da öğrenmişse bile çabucak unutmuş olmalı!
O halde kendisine en temel noktalarıyla yakın tarihimizi tane tane anlatarak yeniden hatırlatalım.
Belki öğrenemediği ya da öğrenip unuttuğu (!) tarihi gelişmeler hakkında birazcık bilgi sahibi olur ve toplumun sinir uçlarıyla oynamayı bırakır!
20 yüzyılın ilk çeyreğinde modern tarihin en yıkıcı savaşlarından biri olan 1. Dünya Savaşı 4 yılı aşkın süre devam etti.
Müttefik Kuvvetler olarak; İngiltere, Fransa, Sırbistan, Rus İmparatorluğu, Japonya, Brezilya, Yunanistan, İtalya, Portekiz, Romanya, Tayland ve Amerika Birleşik Devletleri’nin de dâhil olduğu çok sayıda ülke Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu ve Bulgaristan’a karşı savaşı kazanmışlardı.
10 Ağustos 1920 Salı günü Müttefik Devletler ile mağlup Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan Sevr Antlaşmasına göre İmparatorluğun toprakları galip devletleri tarafından paylaşılacaktı.
Osmanlı Devleti yönetimine dayatılan antlaşma gereğince 623 yıllık koca imparatorluk tarihe gömülüyordu.
Boğazlar; içinde Türk üyesi bulunmayan uluslararası bir komisyonun yönetimine bırakılacaktı.
Doğu Anadolu’da bağımsız bir Ermenistan Devleti kurulacak ve sınırları Amerikan Başkanı tarafından çizilecekti.
Güneydoğu Anadolu bölgesinde bağımsız bir Kürt devletinin kurulması öngörülmüştü.
Doğu Trakya, Ege Adaları ve İzmir bölgesi Yunanistan'a verilecek; On İki Ada ise İtalya'da kalacaktı.
Osmanlı Ordusu 50.700 kişiyle sınırlandırılacak, ağır silahlar bulundurulamayacak ve donanma yok edilecekti.
Osmanlı maliyesi İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyonun denetimi altında olacaktı.
Anlayacağınız 6 asırlık Osmanlı İmparatorluğu resmen bitmişti!
Sayın Milli Eğitim Bakanı, buraya kadar anlattığımız gelişmeleri sanırım hatırlamıştır. Ancak, Kurtuluş Savaşı kısmını da hatırlatmakta yarar var!
Osmanlıca ifadesiyle söyleyelim: “Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” Yani; "İnsan hafızasının en büyük kusuru veya zaafı unutmaktır; insan unutmaya meyillidir"
O halde hafızanızı tazelemenize yardımcı olur düşüncesiyle anlatmaya devam edelim Sayın Bakan…
1. Dünya Savaşı sonrası İstanbul ve Boğazlar İngilizler başta olmak üzere müttefik ülkelerce işgal edilmiş, Payitaht İstanbul istilacıların kanlı çizmeleri tarafından çiğnenmeye başlamıştı.
İzmir başta olmak üzere Ege Bölgemizin tamamı Yunanlılarca, Akdeniz İtalyanlar tarafından istila ve yağma edilmeye başlanmıştı. Kundaktaki bebeklerimiz acımasızca öldürülüyor, kadınlarımıza kızlarımıza vahşice tecavüz ediliyordu!
Doğu Anadolu’da, Rusların da desteğini alan Ermeniler tarafından tarihte görülmemiş insanlık suçları işleniyordu!
Güneydoğu Anadolu Bölgemiz Fransız ve yerli iş birlikçisi olan Ermeniler tarafından yakıp yıkılıyordu!
Balkanlar, Suriye, Irak, Hicaz çoktan elimizden uçup gitmişti. 3 kıtaya yayılan koca imparatorluktan geriye kala kala İç Anadolu Bölgesi ve kısmen Karadeniz’de ufak bir toprak parçası kalmıştı!
Son Osmanlı Padişahı VI. Mehmed Vahdeddin ise İstanbul'un işgal altında olduğu bir dönemde, 17 Kasım 1922’de işgal kuvvetleri komutanlığından yardım isteyip İngilizlere sığınarak HMS Malaya adlı zırhlı gemiyle Malta'ya kaçıyordu!
İşte bu karanlık tabloda, vatanın dört bir yanı elden çıkmışken, Gazi Mustafa Kemal Paşa ve Silah Arkadaşları ‘Kurtuluş Savaşı’nı başlatmışlardı.
Harap ve bitap düşmüş Türk Milleti, namusu için, vatanı için 19 Mayıs 1919’da işgal güçlerine karşı başlattıkları 30 Ağustos 1922’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün başkomutanlığında Türk ordusunun Yunan kuvvetlerine karşı kesin zaferiyle sonuçlanan ve Kurtuluş Savaşı'nı zaferle taçlandıran Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile vatanı kurtarmışlardı.
Ve bu zafer sonrası 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedini yeniden alarak bağımsızlığımızı ve egemenliğimizi tüm dünyaya ilan etmişlerdi.
Sayın Bakan hatırladınız değil mi?
Şimdi söyleyin bakalım; batan bir İmparatorluğun arkasından kendi geleceğini, vatanını ve namusunu kurtarmanın adı ‘’Kurtuluş Savaşı’’ değil de nasıl Millî Mücadele olur?
Millî Mücadele ne demek Sayın Yusuf Tekin?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğundan beri göreve gelen 67. Milli Eğitim Bakanısınız. Birçok bakan gibi göreviniz sona erdiğinde isminiz unutulup gidecektir kesinlikle!
Ancak; şanlı Kurtuluş Savaşı Destanımız ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile Silah Arkadaşlarının isimleri bu necip milletin hafızasında sonsuza dek yaşayacaktır!
Unutturmaya çalışsanız da müfredattan çıkartsanız da gönlümüzden silip atamayacaksınız!