CHP Bölünürse Kim Kazanır?
CHP, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu partidir.
Kurulduğu günden bu yana Cumhuriyet düşmanları, gericiler, yobazlar, demokrasi karşıtları ve türlü çıkar odakları bu partiyi etkisiz hâle getirmek için mücadele etti.
Kimi zaman darbelerle...
Kimi zaman baskılarla...
Kimi zaman iftiralarla...
Kimi zaman da içeriden yaratılan kavgalarla...
Ama başaramadılar.
Çünkü CHP sıradan bir siyasi parti değildir.
O, Kurtuluş Savaşı'nın siyasi mirasıdır.
Cumhuriyetin kurucu iradesidir.
Atatürk'ün milletine bıraktığı en önemli emanetlerden biridir.
Bugün beni düşündüren şey, dışarıdaki düşmanlardan çok içeride yaşananlardır.
Çünkü atalarımız boşuna söylememiş:
"Ağacın kurdu kendi içinden çıkar."
Kendisini Atatürkçü, laik, demokrat ve Cumhuriyetçi olarak tanıtan bazı çevrelerin, kişisel hesaplarını ve koltuk mücadelelerini ülke meselelerinin önüne koymaları beni derinden üzüyor.
63 yıl sonra Türkiye'nin birinci partisi olmayı başarmış bir CHP'nin bugün kendi içinde yaşadığı tartışmalar, milyonlarca insanın umudunu zedeliyor.
Yıllarca Kemal Kılıçdaroğlu için mücadele ettik.
Anadolu'nun yollarını aşındırdık.
Cebimizden harcadık.
Alın teri döktük.
Yolların tozunu yuttuk.
Türkü, Kürdü, Alevisi, Sünnisi, Lazı, Çerkezi, Abazası demeden Cumhuriyetin ortak değerleri etrafında birleşmeye çalıştık.
Şimdi ise üzülerek görüyorum ki parti içindeki çekişmeler, CHP'nin geleceğini tehlikeye atacak noktaya doğru sürükleniyor.
Benim korkum yalnızca bir tartışma değildir.
Benim korkum CHP'nin bölünmesidir.
Çünkü CHP bölünürse yeni partiler ortaya çıkacaktır.
Oylar parçalanacaktır.
Muhalefetin gücü zayıflayacaktır.
63 yıl sonra yakalanan tarihî fırsat heba olacaktır.
Bölünen CHP'nin gücü olacaktır.
Bölünen milyonların iktidar umudu olmayacaktır.
Bölünen seçim kazanma ihtimali olmayacaktır.
Bölünen Atatürkçü, demokrat ve laik kesimlerin ortak mücadelesi olacaktır.
Bu durumda kazanan CHP değil, rakipleri olacaktır.
Bugün yaşanan gelişmelerin sonunda ortaya çıkacak tabloyu görmek için kâhin olmaya gerek yoktur.
CHP zayıflarsa muhalefet zayıflar.
Muhalefet zayıflarsa iktidar güçlenir.
İktidar güçlendikçe de Cumhuriyetin temel değerleri üzerindeki baskılar artar.
Bütün bu kaygılarıma rağmen umudumu tamamen kaybetmiş değilim.
Çünkü bu ülke kolay kurulmadı.
Bu Cumhuriyet kolay kazanılmadı.
Atatürk ve silah arkadaşlarının bıraktığı miras kolay teslim edilecek bir miras değildir.
Ancak tarih bize şunu da göstermiştir:
Cumhuriyet düşmanlarının yapamadığını bazen Cumhuriyetçiler kendi elleriyle yapabilmektedir.
AKP, Cumhur İttifakı'na DEM'i de katarak 5 yıl daha tek adam iktidarını sürdürebilir; tarikatlar ve cemaatler daha da güçlenebilir. Buradaki asıl mesele şudur: Türkiye iç kavgalarla meşgul edilirken, dış güçler kendi çıkarları doğrultusunda istediklerini yaptırabilecek, istediklerini alabileceklerdir. Bunun bedelini ise yine halk ödeyecektir.
Dilerim akıl galip gelir.
Dilerim kişisel hesaplar değil, ülkenin geleceği düşünülür.
Dilerim CHP, kendi iç mücadelelerini aşarak yeniden halkın umudu olmayı başarır.
Çünkü Türkiye'nin daha fazla ayrışmaya değil, birlik ve beraberliğe ihtiyacı vardır.
Ve unutulmamalıdır ki;
ABD, AB ve Arap topluluğunun yanı sıra, içimizde laik ve Cumhuriyetçi görünen bazı çevreler de derin yapıların ve Ortadoğu projelerinin gerçekleşmesine dolaylı olarak hizmet edebilmektedir.
Atatürk'ün kurduğu partiyi dışarıdan yıkamayanlar, içeriden zayıflatmaya çalışabilirler.
Asıl dikkat edilmesi gereken tehlike de budur.