Kentimizi Yönetenlere Bir Hatırlatmadır
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Antalya'ya gelip Karaalioğlu Parkı'nın bulunduğu falezlerin üzerinden Beydağları'na ve tüm Antalya'nın güzelliklerine bakarak, "Şüphesiz Antalya dünyanın en güzel yeridir." demişti.
Şimdi soruyoruz; büyük Önder'in en güzel dediği kent, günümüzdeki Antalya mıdır? Bir cevap alabilir miyiz? "Hayır" dediğinizi duyar gibi oluyorum.
Halen her alanda kentimizin yönetiminden 1. ve 2. derece sorumlu bulunan tüm idarecilere, yöneticilere, amirlere, memurlara, başkanlara, herkese sözümdür. Bu kent, geleceği ile ilgili alarm vermeye başlamıştır.
Naçizane ben köyümün delisiyim. Vatan ve millet sevdalısıyım. 60 yılı aşan zamandan bu yana ilgili yasalar ve içtihatlar çerçevesinde, milletimin ve nesillerimizin geleceği adına yaşadığımız alanlara sahip çıkmaya, insanların yaşama alanlarına saldıranlara karşı mücadele içindeyiz.
Ülkemizin kaynaklarına ihanet edenlere karşı savaşan araştırmacı bir çevreciyim.
Kentimizin sorunları olarak:
1) Kentimizin trafik sorunları günden güne dar boğaza girmektedir. Hiç vakit yok. Derhal harekete geçilerek en az önümüzdeki 50-60 yılı esas alan projeler çerçevesinde trafik mastır planı hazırlanarak uygulamaya geçilmelidir.
Bu konuda, tabir yerindeyse kentimizin "emar"ı elimizdedir. Günümüze kadar bu konularda sayamayacağım kadar raporlar hazırlanarak ilgililere sunulmuştur.
2) İlgililerden alınan bilgilere göre kentimiz ve çevresinde bir hafta içinde 100'e yakın semt pazarı kurulduğu anlaşılmaktadır. Anılan pazarlarda, sağlık açısından en hassas gıdalar dahil açıkta satılan gıdalar kamu sağlığı açısından ciddi tehlike arz etmektedir. Gıda güvenliği risk altındadır.
En önemlilerinden birisi de yüzlerce esnafın (yediden yetmişe) ürün satmak için en yüksek perdeden bağırıp çağırmaları, halkın duyu sistemini bozmakta, gizli sağırlığa düçar eder vaziyettedir.
Tıbbi olarak halkın sinir sistemini bozucu, hoşgörü, barış ve anlayış kabiliyetini yok edici etkileşime neden olmaktadır.
En önemli yerlerden birisi olan semt pazarlarında zabıta hizmetleri olağanca sınırlı, yok denecek minimal seviyede; çevre ve gıda mühendislik hizmetleri sıfır, trafik can çekişir hâldedir. Milyonlarca motorlu aracın düzensizliği ile gizli hava kirliliği riski vardır.
3) Şehir suyumuzun, havza ve su kaynakları bazında ciddi tehlikeler arz ettiği; bazı meslek çevrelerince açıkça ortaya konulmaktadır.
4) Şehir içinde akıl almaz kaldırım işgalleri mevcuttur. Esnafın ürün teşhir etme alanları, motosikletlerin ve bisikletlerin adeta yarış pisti hâline getirdikleri kaldırımlarımız; yani yayalarımızın anayasal-evrensel olarak güvenli bir şekilde yürüme, seyahat etme alanları olan kaldırımlarımız, yürünemeyecek şekilde ağır bir baskı altındadır.
5) Kentimizde çok rahatsız edici bir yeşil doku erozyonu vardır. Acımasız bir budama eylemi uygulanmaktadır.
Tüm bu konularda devlet-millet-STK olarak ortak akıl ve dayanışma konusunda anlayış noksanlığı söz konusudur.
Tüm bu nedenlerle, şehreminlerimiz başta olmak üzere tüm kurumlarımızın teyakkuz hâlinde olması gerekir.