Yarı Cahiller Tehlikelidir!
Yarı cahillerin, tam cahillere göre daha tehlikeli kabul edilmesinin temel nedeni; “bilmediklerinin farkında olmamaları ve az bilgileriyle büyük bir özgüven sergilemeleridir.”
Bu konuda rahmetli İlber Ortaylı’nın sıklıkla vurguladığı gibi; “Cahil, tutarlıdır kendi içinde. Kötü olan yarı cahillerdir. Bunlarla münakaşaya girilmez, uyuz olursun, hasta olursun.”
Yarı cahillerin daha tehlikeli olmasının nedenleri şu başlıklarla açıklanabilir aslında:
ÖZGÜVEN VE KİBİR: Yarı cahil, konu hakkında biraz bilgi sahibi olduğu için, her şeyi bildiğini sanır. Bu kibir, öğrenmeye kapalı olmalarına ve yanlış bilgilerini doğruymuş gibi savunmalarına yol açar.
BİLMEDİĞİNİ BİLMEMEK: (Dunning-Kruger Etkisi)
Dunning-Kruger Etkisi, “Bilgisizliğin beraberinde getirdiği aşırı özgüven” olarak tanımlanan bir bilişsel önyargıdır. 1999 yılında Cornell Üniversitesi’nden David Dunning ve Justin Kruger tarafından ortaya atılan bu kurama göre:
Belli bir alanda az bilgisi olanlar, kendi yetkinliklerini “abartma” eğilimindedir.
Gerçek uzmanlar ise, konunun ne kadar derin olduğunu bildikleri için, kendi bilgilerini küçümsemeye meyillidir.
Yarı cahil, azıcık bilgisiyle “tepenin şahı” olduğunu sanırken; bilgili kişi; “cehalet vadisinde “olduğunu fark eder.
Kısacası yarı cahiller, yetkinliklerinin sınırını göremezler. Hatalı olduklarını kabul etmezler, aksine yanlışlarında ısrar ederler.
YANLIŞ BİLGİYİ YAYMAK: Tam cahil, bilmediğini bildiği için susabilir, ancak yarı cahil, yanlış veya eksik bilgiyi büyük bir inançla paylaşarak, toplumda bilgi kirliliğine neden olur.
ÖĞRENMEME ISRARI: Yarı cahiller, cehaletleriyle övünme eğilimindedirler. Bilgiye ulaşma çabası yerine, mevcut yüzeysel bilgileriyle, ego tatmini yapmayı tercih ederler.
Özetle, tam cahil, öğrenmeye açık olabilirken, yarı cahil, “öğrenme sürecini tamamladığını sanarak” aslında en tehlikeli cehalet türünü yaşar.
Eğer yarı cahil biri lider olmuşsa, yarattığı tarihsel felaketlere dönüp bakmak gerekir. Tarih “biraz bilmenin” koca bir ülkeyi nasıl felakete sürüklediğinin örnekleriyle doludur. İşte o örneklerden bazıları:
MAO ZEDONG VE SERÇE KATLİAMI: Mao, serçelerin tahıl yediğini “öğrenince” tüm serçelerin öldürülmesini emretti. Ancak serçelerin aslında ekinlere zarar veren böcekleri de yediğini hesaba katmadı. Sonuç: Böcek istilası, kıtlık ve yaklaşık 30_ 40 milyon insanın ölümü oldu.
POL POT (KAMBOÇYA): Fransa’da yarım yamalak bir eğitim alan Pol Pot, “saf bir tarım toplumu” yaratma hayaliyle, ülkenin tüm aydınlarını, doktorlarını ve hatta gözlük takan (okumuş sanılan) herkesi katletti. Ülke nüfusunun dörtte biri yok oldu.
- İKİNCİ WİLHELM (ALMANYA): Birinci Dünya Savaşı öncesinde, Alman İmparatoru, askeri ve stratejik konularda “her şeyi bildiğini “sanarak uzman generallerini dinlemedi. Agresif dış politikası ve yanlış ittifak hesapları, imparatorluğun çöküşüne ve dünya savaşına yol açtı.
Şimdi tanımak için, yarı cahilin temel özelliklerini bilmek zorundayız:
Bir kere yarı cahil, “kara cahil” den çok farklıdır; Onlar:
SUSTURULAMAZ: Her konuda söyleyecek bir lafı vardır ama, gerisini getiremez.
ÖĞRENMEYE KAPALIDIR: Bildiği her şeyin, mutlak doğru olduğunu sanır. Yeni bilgiye “Ben biliyorum zaten” diyerek yaklaşır.
DİNLEMEZ: Siz konuşurken, sizi anlamaya çalışmaz. Sadece kendi sırası geldiğinde ne söyleyeceğini planlar.
KÜSTAH VE AGRESİFTİR: Bilmediği kısımları uydurur ve yanlışını düzeltmeye kalkanlara saldırgan bir tavır takınır.
Konfüçyüs’ün da dediği gibi; “Gerçek bilgi, insanın cehaletinin sınırlarını bilmesidir.”
Yoksa ne mi olur? Bu soruya Goethe’ nin sözleriyle cevap vereyim:
“Eyleme geçmiş bir cehaletten, daha korkutucu bir şey yoktur.” Diyor, ne kadar doğru değil mi?
Bu türden yarı cahil yöneticiler, dünyanın en büyük sorunu olmaya devam ediyorlar. Tıpkı Bertrand Russell’in dediği gibi:
“Dünyanın sorunu; akıllılar hep kuşku içindeyken, aptalların küstahça kendinden emin olmasıdır.”