Abdülhamit’in Çiftliği Taksitle Satılmış
Osmanlı sultanlarından 2’nci Abdülhamit günahlarıyla sevaplarıyla adından en çok söz ettiren padişahlardan biridir. İyi derecede eğitim alan bir padişah olan 2’inci Abdülhamit Fransızca, Arapça, Farsça, Arnavutça ve Çerkezce olmak üzere 5 yabancı dil biliyordu. Usta bir marangoz olan 2’inci Abdülhamit arkeoloji ve sanata da meraklı biriydi Hatta mezunları arasında benim de olduğum Mimar Sinan Üniversitesi’nin 1882’de açılması da Abdülhamit sayesinde olmuştu. İlk müzecilik faaliyetleri de yine O’nun döneminde gerçekleşmişti. Ama aynı Abdülhamit 1884 yılında Kerhane yönetmeliği çıkartarak İstanbul Galata ve Pera’da ilk resmi genelevlerinin açılmasına da vesile olmuştu. Hatta 1915 yılında İstanbul’daki genelevlerin sayısı 359’a ulaşmıştı. Buradan da Anadolu’ya yayılmıştı.
Yaklaşık 33 yıllık hükümdarlığında bugünkü Türkiye’nin yaklaşık 2 katı büyüklüğünde toprak kaybeden padişah olarak da tarihe geçen 2’nciAbdülhamit aynı zamanda Dünyanın gelmiş geçmiş en zengin hükümdarlarından biriydi. Çünkü çok iyi bir borsa oyuncusuydu. Borsadan şehzadeliği döneminde bile çok büyük paralar kazanmıştı. Kazancını ağırlıklı olarak gayrimenkule yatırıyordu. Hatta devletin özelleştirdiği kurumları da satın alıyordu. Abdülhamit’in finans danışmanlığını ise Osmanlı devletine faizle borç veren Yunan vatandaşı Yorgo Zarifi yapıyordu. Hatta yüksek faizlerle alınan borçları ödeyemediği için hazinesi tam takır boşalan Osmanlı devletinin gelir kaynakları Duyunu Umumiye ile yabancı bankacılara geçtiği dönemde bile Abdülhamit’in kişisel serveti artmaya devam ediyordu.
Bugünkü resmi kayıtlara göre bile toplam 7 bin 756 taşınmazın tapusuna sahip olan 2’nci Abdülhamit’in aralarında Gazze ve Kudüs’ün de olduğu Ortadoğu’da, balkanlarda ve Anadolu’daki çok sayıda yerde binlerce dönüm yeri vardı. Abdülhamit’in 7 bin 756 taşınmazından 2 bin 369’u Anadolu’da bulunmaktaydı. Bu taşınmazların tapuları halen Tapu ve Kadastro Genel >Müdürlüğü’nün arşivinde saklanıyor.

Osmanlı’nın 34’üncü padişahı 2’nci Abdülhamit’in Burdur’un Çeltikçi İlçesi ile benim de doğum yerim olan Bağsaray köyü arasındaki ovada da büyük bir çiftliği varmış. İddiaya göre Abdülhamit tahttan indirildikten sonra mallarının bir kısmını Osmanlı devletine iade etmiş. Onlardan biri de Çeltikçi’deki çiftliğiymiş. Çocukluğumda sarayın atlarının Çeltikçi’deki çiftlikte yetiştirildiğini duyardım.
İlk duyduğumda inanmamıştım. “Osmanlı padişahlarından 2’inci Abdülhamit’in Çeltikçi’de ne işi olabilir “ diye düşünmüştüm. Meğer doğruymuş. Çeltikçi Kaymakamlığı’nın internet sitesindeki bilgilere göre 1914 yılında Osmanlı İmparatorluğu 1’inci Dünya savaşına girmeden önce Harbiye Nazırı Enver Paşa Antalya’ yı ziyaret etmiş. Enver Paşa Antalya ziyareti esnasında Çeltikçi’de mola vermiş. Çeltikçililer Enver Paşa’dan Abdülhamit’in çiftliğinin köylülere satılmasını istemişler. Bunun üzerine bedeli 12 yılda ödenmek üzere Abdülhamit’in çiftliği köylülere satılmış. Böylece Abdülhamit’in çiftliği Çeltikçilerin olmuş.

Yemyeşil ovada Çeltikçililer çiftçilik yaspmsya devam ediyorlar. Öte yandan Abdülhamit’in diğer taşınmazları ne oldu? 1924 yılında çıkan kanunla Padişahların Türkiye’deki tapulu malları millete geçirildi. Bu yasa nedeniyle aralarında Abdülhamit’in varislerinin de olduğu Osmanlı torunları bu servetten paylarını alamadılar. Ancak 2’inci Abdülhamit’in mirasçıları Sultan 2’nci Abdülhamit’in 1909 yılında tahttan indirilip 1918 yılında padişah değilken vefat ettiğini belirterek 1924 yılında çıkan kanunun kendilerini bağlamadığını iddia ediyorlar. Bu nedenle de Abdülhamit’in mirasının kendilerine verilmesini talep ediyorlar. Geçen yıl İstanbul 12’inci Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görülen davayla Abdülhamit’in 71 varisinin olduğu tespit edildi. Öte yandan bu kısıtlama kararı kaldırılırsa Abdülhamit’in torunları Çeltikçi’deki çiftliğin de iadesini talep edebilir. Osmanlı torunları belki bize komşu da olabilir. Öte yandan 75 yaşında hayata veda eden 2’nci Abdülhamit dünyanın en zengin sultanlarından biri de olsa da dünya malı dünyada kalıyor. Kimse sırtına alıp öbür tarafa götüremiyor. Yunus Emre ne güzel demiş. “ Mal da yalan. Mülk de yalan. Var biraz sen oyalan”