“İKİ BEYİN ARASINDAKİ BOŞLUK”
Geçen gün bir TEDx konuşması izledim.
İki insan arasındaki mesafeden bahsediyordu.
Ve o an şunu fark ettim:
Bazı insanlar yan yana durur ama aynı yerde değildir.
Bazılarıysa aynı yerdeyken bile birbirine ulaşamaz.
Aynı ortamdasın.
Aynı günün içindesin.
Hatta bazen aynı konuşmanın.
Ama bir kayma vardır.
Sen bir şey söylersin, o bambaşka bir yerden duyar.
O bir cümle kurar, sen içinde olmayan bir anlam yüklersin.
Sözler yerini bulur gibi görünür…
Ama aslında çoktan yön değiştirmiştir.
Başta fark etmezsin.
Çünkü seversin.
Hem de öyle sıradan bir sevmek değil…
İçinden tamamlamak istersin...
Eksik olanı hissetmeden doldurursun...
Anlamadığın yerde bile kalırsın...
“Anlamasam da olur” dersin… Yeter ki o olsun.
Ve aşk…
İki beyin arasındaki farkı kapatmaz aslında.
Sadece… Hissettirmez.
Sonra bir gün…
Aynı cümleler artık taşınmaz hale gelir.
Eskiden içini yumuşatan bir söz, şimdi içinde bir şeyleri gerer.
Eskiden görmezden geldiğin o küçük farklar…
Şimdi gözünün içine bakar.
Ve fark edersin:
Siz hiçbir zaman aynı noktada değildiniz.
Sadece aşk varken bunu önemsemiyordunuz.
İki insan arasındaki en büyük uzaklık fiziksel değildir.
Aynı anda konuşup farklı şeyler duymaktır.
İnsanlar buna “aşk bitti” der.
Ama bazen aşk bitmez.
Sadece…
Artık taşımamaya başlarsın.
Artık anlamak için çabalamazsın.
Ve o anda…
Daha önce seni rahatsız etmeyen her şey birer birer büyür.
En kırılgan yer burasıdır.
Çünkü artık karşı tarafı duymuyorsun.
Ama hâlâ konuşuyorsun.
Ve bu…
İnsanı en çok yoran şeydir.
İlişkiler çoğu zaman büyük kopuşlarla bitmez.
Sadece…
Bir zamanlar kalbinle susturduğun şeyleri artık zihninle büyütmeye başlarsın.
Ben Aslı.
Aşk bazen iki insanı yakınlaştırmaz…
Sadece aralarındaki farkı görünmez kılar.
Ve biz…
Görmediğimiz şeylerle değil, görmeye başladıklarımızla uzaklaşırız.
Bir sonraki cümlede görüşmek üzere...