Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
23°

Almanya Türkiye'yi Çok Mu Kıskanıyor?

YAYINLAMA:
Almanya Türkiye'yi Çok Mu Kıskanıyor?

Nostaljinin (geçmişe özlemin) en önemli bölümü, artık yaşamayan, artık hayatta olmayan, hatıralarımızda kalan, sevdiklerimizden, aile fertlerimizden, akrabalarımızdan, dostlarımızdan, arkadaş çevremizden kaynaklanır...

Bir zamanlar 30 Ekim 1973'te halkın hizmetine sunulan Boğaziçi Köprüsü'nde köprüyü yürüyerek geçebiliyorduk...Asansörle çıkıp karşıya yürüyorduk...Boğazı seyretmek güzeldi...

Petrol fiyatları arttı ve bununla birlikte 1974'ün sonundan itibaren ekonomimiz yerle bir oldu...İntihar etmek isteyenler köprüyü kullanmaya başlayınca bu lüksümüz elimizden alındı ve köprü yaya geçişine yasaklandı...

Türkiye'de enflasyon 

1977: % 40+

1978: % 50+

1979: % 70+

1980: % 120+

TÜRKİYE'NİN EN KARANLIK YILLARI: 12 EYLÜL ASKERİ DARBESİNE DOĞRU GİDEN İÇ SAVAŞ ORTAMIYDI

ORAL ÇELİK "SIR'RIN SIRRI" ADLI ANILARINDAN VE UĞUR MUMCU'NUN YAZILARINDAN, GAZETECİ ABDİ İPEKÇİ SUİKASTİYLE (1 ŞUBAT 1979 PERŞEMBE) BİRLİKTE ANILAN MEHMET ALİ AĞCA'YI POLİSE İHBAR EDEN PİYANGO BİLETİ SATICISI RAMAZAN GÜNDÜZ'ÜN ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ ÖĞRENİYORUZ...

RAMAZAN GÜNDÜZ'ÜN ORAL ÇELİK'E "AĞCA TÜRKİYE'DEKİ SOVYETLER BİRLİĞİ VE İSRAİL DİPLOMATLARINA SUİKAST PLANI HAZIRLIYOR” İTİRAFI YAPTIĞI DA "SIR'RIN SIRRI"NDA YER ALIYOR...

1975'TE SÜLEYMAN DEMİREL ABD ASKERİ ÜSLERİNİ KAPATMIŞTI VE 1974'TE NATO'DAN AYRILAN YUNANİSTAN NATO'YA GERİ DÖNMEK İSTİYORDU VE BUNA HEM BÜLENT ECEVİT HEM DE SÜLEYMAN DEMİREL ENGEL OLMUŞTU...

ÖTE YANDAN FARUK GÜRLER'İN CUMHURBAŞKANI OLMASINI ENGELLEYEN DEMİREL VE ECEVİT'İ KENDİ DE CUMHURBAŞKANI OLMAYA ÇOK KARARLI KENAN EVREN BERTARAF ETMEYE YEMİN ETMİŞTİ...

Oral Çelik tarafından kaleme alınan "Sır'rın Sırrı: Bir Muhbir ve Bir Kardinal", 2002 yılında Global Ajans tarafından yayımlanan, Mehmet Ali Ağca ve suikast girişimleri sürecine odaklanan bir kitaptır. 

Kitap, Ağca'nın yakalandıktan sonraki günleri ve olayı aydınlatmaya çalışan gizli servislerin rolünü konu almaktadır. 

Ağca Türkiye’de gazeteci Abdi İpekçi’yi öldürmekten yargılanırken askeri cezaevinden firar etmişti... 

1954'te ABD vatandaşı olan gazeteci Tad Szulc (1926-2001) Papa II. Jean Paul 'ün verdiği çok özel bilgilerle ve çok özel destekle 13 Mayıs 1981'de düzenlenen Papa II. Jean Paul Suikastinin ardındaki kişiyi ifşa etmişti...Bu kitabını roman formatında yazmasınıysa Vatikan Katolik Kilisesi istemişti...

Roman (To Kill The Pope: An Ecclesiastical Thriller-Papa'yı Öldürmek: Bir Kilise Gerilimi; 2000) bir silahlı saldırıdan sağ kurtulduktan sonra gizli bir soruşturma başlatan ve Vatikan entrikalarını içeren bir komployu ortaya çıkaran Fransız Papa XVII. Gregory'yi konu almaktadır.

Vatikan kendi paralel soruşturmasını yürütüyordu ve bununla görevlendirilen zekası normalin üstünde genç bir rahip bulgularını Papa’ya sunmuştu. O genç, rahiplik yemini etmeden önce ABD İstihbarat Örgütü CIA’de (Central Intelligence Agency) çalıştığı için, oradan da yardım alabilecek biriydi. Soruşturması sonunda ortaya çıkardığı tabloya göre, eylem Vatikan-içi bir çatışmayla, iç hesaplaşmayla ilgiliydi ve Papa’yı suikastla öldürtmeyi bir Fransız Başpiskopos planlamış, ancak infaz işi, eylemi Avrupa’da da dernekleri bulunan bir Türk örgütüne ihale edilmişti.

Hıristiyan aleminin temsilcisi Vatikan, Papa’yı öldürme girişimiyle ilgili raporu CIA bağlantısı sebebiyle açıklayamıyor, ancak gerçeği bildiğini de tüm dünyaya duyurmak istiyordu.

Çare, kendisi de Katolik olan, daha önce Papa John Paul’ün hayat hikayesini kitaplaştırmış, ek iş olarak romanlar yazan Polonya asıllı Amerikalı gazeteci Tad Szluc’u devreye sokmaktı.   

Tad Szluc ‘Papa’yı Öldürmek’ adlı (To Kill the Pope) romanıyla bunu yaptı...

UĞUR MUMCU; CUMHURİYET GAZETESİ 8 HAZİRAN 1982 SALI:

"Abdi İpekçi cinayeti henüz aydınlanmış değildir...İpekçi'yi kimlerin öldürttüğü açıklığa kavuşmamıştır...Şimdilik anlaşılan tek gerçek, Türk basınında İpekçi'nin bıraktığı boşluğun büyüklüğüdür...O'nu her gün okumaya alıştığımız köşede bugün daha çok arıyoruz...İpekçi'nin bütün yazılarına katılıyor ve altına imza atıyorum...

UĞUR MUMCU CUMHURİYET GAZETESİ 1 ŞUBAT 1986 CUMARTESİ:

"Mehmet Ali Ağca'nın eski MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI görevlilerinden ŞAHİN TOLUNOĞLU ile ilişkisi vardı...Bu ilişki hem Mehmet Ali Ağca'nın hem de başka ülkücülerin ifadelerinde ortaya çıkmıştı...Bir terörist ile bir MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI görevlisinin bu derece yakın ilişki kurmalarının nedeni ne olabilirdi? Neydi bu ilişki? Kim sağlamıştı bu ilişkiyi ve kimler eliyle sürdürülmüştü bu ilişki? Bunlar hiç açıklanmadı, açıklanamıyor. Belki bu soruları devletin duyarlı kesimlerinde yanıtlayacak olanlar bulunur!"

1969'DA DA TÜRKİYE İÇ SAVAŞIN EŞİĞİNE GELMİŞTİ...

FAİK BULUT:

8 Temmuz 1969 tarihinde, Kayseri Alemdar Sineması’nda Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) üyeleri ve davetlilerden oluşan 800 aydın, açık tertip ve kışkırtmalarla o zamanın şeriatçıları ve devletin gizli güçlerinin elbirliğiyle yakılmak istendi. Cemselerle il sınırları dışına çıkarılan öğretmenler toplu kıyımdan kıl payı kurtuldu."

Faik Bulut'un "AKP mülteci politikasının Kayseri ve Suriye’deki saldırılara yansımaları" başlıklı yazısından bir bölüm...Araştırmacı, gazeteci yazar Faik Bulut Independent Türkçe için yazmıştı... (12 Temmuz 2024)

2026

2026 Haberi: Denizli'de bir kuyumcu kendisine emanet edilen 100 kg altını alıp yurt dışına kaçtı.

Gazeteci, kanaat önderi Deniz Zeyrek: “Bir işçi, 20 yıl boyunca SGK’ya ödediği primi toplayıp bir bankaya faize yatırsa, ayda 48 bin TL alırdı. Öyle bir hava yaratıyorlar ki, sanki emeklilere ulufe dağıtıyorlar.” 

HABER: Türkiye’ye her gün yaklaşık 150 kamyon plastik atık giriyor. Bu atıkların büyük bölümü İngiltere, Almanya, Belçika ve Hollanda’dan ithal ediliyor. İthal edilen plastiklerin %40–60’ının geri dönüştürülemediği de ortaya çıktı! 

CHP Milletvekili Murat Emir: 

"Suudi Arabistan’a sağlanan imtiyazın arkasında ne var?

Yatırım çekmek ile kapitülasyon vermek arasındaki çizgi çoktan aşıldı. 

Sivas ve Karaman'daki enerji anlaşmasının detayları net bir taviz belgesi niteliğinde. 

Bizim arazimizi adeta hibe ediyorlar. 

Olası bir anlaşmazlıkta kendi mahkemelerimizi devre dışı bırakıp tahkime yetki veriyorlar.

Vergilerde istisna sağlıyorlar. 

Üstüne bir de kendi güneşimizden üretilecek enerjiye tam 30 yıl boyunca Euro bazında alım garantisi veriyorlar!" 

SOKAK KÖPEKLERİ GÜNDEMİ 

AK Parti Bursa Milletvekili Osman Mesten, sokak köpeklerinin ‘milli güvenliği’ ilgilendirdiğini söyledi.

Bu mesele sadece başıboş köpek hadisesi değildir. Milli güvenliğimizi ilgilendiren, dışarıdan birtakım projelerle Türk aile yapısını da hedef alan büyük bir terör organizasyonudur diye haykırmak istiyorum. Hayvan, köpek düşmanı değiliz, ben de değilim. Ben de bir köy çocuğuyum. İhtiyaç varsa evde, avluda, bahçede, başka yerlerde çoban köpeği olarak tabii ki kullanılabilir. Ya da seversin, evinde de besleyebilirsin. Ama garibanın evinin önünde yüzlerce köpeği beslemek akıl işi değildir. Tabii adı köpektir, ‘it’tir. ‘Can dost’ değildir, ‘patili dost’ değildir. Nasıl bir inekten, kuzudan, koyundan ya da başka bir hayvandan bahsederken ‘dostumuz’, ‘yavrumuz’ demiyorsak, köpeğe de köpek ismi vermek ne hakarettir ne de ona olumsuz yaklaşmaktır.Bize bilinçaltımızda köpeğin yiyeceğinin ‘mama’ olduğunu ezberleterek; “Köpek ve bebek eşittir” algısını bu millete yutturmak istemektedirler. Onun için mama değil, ‘yal’, Köpek yemi diyoruz. Hayvansever değil, köpeksever diyoruz. Sadece köpek seviyorlar nedense.

 "Can dost, çocuk değil, köpek/it. Hayvansever değil köpeksever/mizantrop. Mama değil hayvan yemi/yal. Hayvan hakları değil hayvanları koruma. Mama lobisi değil köpekçi terörü. Türkiye, köpekçi terörüne teslim olmayacak!" şeklinde yaptığı paylaşım sonrası hem tebrik hem de tehdit mesajları aldığını belirten AK Parti Bursa Milletvekili Osman Mesten, "Sokakta tek bir başıboş köpek kalmamalı. Köpek, 'it'tir. 'can dost' veya 'patili dost' değildir." dedi. Köpekler sebebiyle insanların rahat hareket edemediğini belirten Mesten, "Milli güvenliğimizi ilgilendiren, dışarıdan birtakım projelerle Türk aile yapısını da hedef alan büyük bir terör organizasyonu. Türkiye, köpekçi terörüne teslim olmayacak. Her yıl 100 kişi köpekler sebebiyle canından oluyor. Bu millet kuduz aşısı olmak zorunda değildir." ifadelerini kullandı.

SEÇMEN ANKETLERİ: 

DENGE ARAŞTIRMA ANKETİ: 

NİSAN 2026 

CHP % 35, 1

AK PARTİ % 26,3

DEM % 9,2

İYİ % 6,8

MHP % 5,4

YRP % 5,2

ZAFER % 3,1

DP % 2,8

SAADET % 2,1

TİP % 1,2

ANAHTAR % 1,1 

ASAL ARAŞTIRMA ANKETİ: 

Ekrem İmamoğlu’nun aday olamaması durumunda CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı sizce aşağıda okuyacağım isimlerden hangisi olmalı?

 Mansur Yavaş: %39.5

 Özgür Özel: %17.0

 Kemal Kılıçdaroğlu: %3.5

 Muharrem İnce: %1.5

 Dilek Kaya İmamoğlu: %1.0

 Başka biri: %10.5

 Hiçbiri: %12.0

 Fikrim yok/Cevap yok: %15.0

 Asal Araştırma

 11-20 Nisan 2026

ORC ARAŞTIRMA ANKETİ: 

SİYASİ PARTİ OY TERCİHLERİ

"TÜRKİYE GENELİ"

 29-31 Mart 2026

 26 İl / 2460 Katılımcı

"Bu Pazar Genel Seçim Olsa"

 ️ AK PARTİ %32,5

 ️ CHP %30,7

 ️ DEM %8,9

 ️ MHP %7,6

 ️ İYİ %5,2

 ️ ZP %3,6

 ️ BBP %3,5

 ️ YRP %2,6

 ️ SP %2,0

 ️ A Parti %1,2

 ️ DİĞER %2,2

ORC ARAŞTIRMA 

Sosyal / Politik / Stratejik Araştırmalar 

Bağımsız Araştırma Kuruluşu

HÜRRİYET GAZETESİ'NİN KURUCUSU SEDAT SİMAVİ 1946'DA DEVALÜASYON KURBANI OLMUŞTU 

Petrol varil fiyatının 1,80 Dolar olduğu 1970'te Türkiye'nin turizm geliri 52 milyon dolardı...

1970 devalüasyonunda dolar kuru 9 liradan 15 liraya yükselmişti...

Başbakan Süleyman Demirel Mart 1969'da ABD eski Başkanı Dwight David Eisenhower'ın (1890-1969) cenaze töreni için gittiği ABD'nde Başkan Richard Nixon'a Beyaz Saray'da şöyle dedi: 

"Üç aşağı beş yukarı 6-7 yıl sonra yani takriben 1976 tarihinde, Allah izin verirse Türkiye Cumhuriyeti'nin gelişmiş ülkeler trenine, kategorisine dahil olacağını, katılacağını öngörüyorum, umuyorum, size bunu büyük memnuniyetle ve gururla söyleyebilirim...Umut ediyorum ki, yardım dilenen ülke konumdan o tarihte çıkacağız ve yardıma ihtiyacı olan ülkelere yardım eden ülke konumuna o tarihte ulaşacağız! Şu anda ülke olarak hızla kalkınıyoruz..."

Doçent Doktor Zafer Z. Başak "Dış Yardım ve Ekonomik Etkileri 1960-1970" adlı kitabında (Hacettepe Üniversitesi Yayınları) şöyle yazmıştı: 

"Türkiye'nin dövizle ödenmesi gereken dış borçlar toplamı Kasım 1976'da yaklaşık 5 milyar dolar düzeyindedir...Bu miktarın 3,4 milyar dolarlık kısmı kullanılmış, arta kalan 1,6 milyar dolar tutarındaki bölümü henüz kullanılmamış kredilerden meydana gelmiştir...2 milyar dolar tutarındaki faiz ödemeleri eklenince geri ödemeler toplamı 7 milyar dolara varmaktadır. Dış borçların yüzde 90'ı devlet sektörüne, yüzde onu özel sektöre aittir...1970 yılında Türkiye'nin dış borçları 1,8 milyar dolar tutarındaydı..."

HÜRRİYET GAZETESİ'NİN KURUCUSU 1946 DEAVALÜASYONUNUN MAĞDURU OLMUŞTU

Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi'ne göre Sadrazam Mehmed Esat Safvet Paşa Napoleon'un en büyük yenilgisini yaşadığı Waterloo Savaşı'nın ayında (Haziran 1815'te) dünyaya geldi...

Osmanlı Devleti’nin en buhranlı döneminde dört padişahla çalışan ve Sadrazam Mehmed Esat Safvet Paşa 1883'te vefat etmişti...

Sadrazam Mehmed Esat Safvet Paşa'nın torunu Sedat Simavi (1896-1953) AK Parti hükümetine kadar Türkiye'nin gündemini belirleyen ve bugün itibarı, saygınlığı Völkischer Beobachter düzeyine inmiş olan Hürriyet Gazetesi'ni yayın hayatına hazırlarken 7 Eylül 1946 devalüasyonuyla adeta otobüs çarpmış bir duruma düştü...

7 Eylül 1946'da 1 Dolar 1,80 liradan 2,80 liraya yükseltilince Sedat Simavi'nin Hürriyet Gazetesi'nin matbaa makineleri için bir araya getirdiği Türk lirası birikimi Dolar karşısında yüzde 40 değer kaybetmiş oldu...Matbaa makinelerini ithal edebilecek parası artık yeterli değildi ya da çok eksikti...

Sedat Simavi Hürriyet'i basacak matbaa makinesini 30 Temmuz 1947'de New York'a sipariş etti...Dört renk basacak özellikteki matbaa makinesi saatte 45 bin gazete basabilecek bir GOSS'tu...

1 Mayıs 1948'de ilk sayısı yayınlanan Hürriyet'in o günkü manşeti şöyleydi "Ürdün ve Irak Orduları Filistin'e Girdi!"

İrem Barutçu "Babıali Tanrıları: Simavi Ailesi" adlı kitabında Dolarla matbaa makinesi alacak olan Sedat Simavi'nin 1946'da % 40 oranında devalüasyon mağduru olduğunu ve matbaa makinesi için ödeyeceği Doların çok önemli bir bölümünü 1492'lerde İspanya'dan kovulan ve Osmanlı ülkesine sığınan Yahudi asıllı Burla Ailesinden sağladığını yazmıştı... 

Burla Ailesi Buzdolabı, elektirikli süpürge, radyo, fotoğraf makinesi, otomobil reklamları vermeseydi Hürrriyet Gazetesi yayın hayatına başlayamayacaktı...

Burla'lar Sedat Simavi'nin New York'tan ithal ettiği matbaa makinesi için ödemesi gereken paranın önemli bölümünü karşıladılar ve karşılığında ithal ettikleri ürünlerin reklamları Hürriyet'te uzun süre ücretsiz olarak yayınlandı...

Gürül Öğüt Hürriyet Gazetesi'nde yayınlanan yazısında Burla Ailesini şöyle anlatmıştı: 

Eli ve Daniel Burla kardeşler ilk şirketlerini 1911 İstanbul, Galata'da açtılar. Burla Biraderler şirketi, Cumhuriyet'in ilk yıllarından 1960'lı yıllara kadar ithalat piyasasında önde gelen firmasıydı. Otomotivden beyaz eşyaya, elektrikli aletlerden takım tezgahlarına, ampulden büro makinelerine, kağıttan sanayi hammaddelerine çok farklı alanlarda ithalat yapıyordu.

Burla Biraderler'in 1928 yılında kurdukları Ottaş Otomotiv ve Taşınmaz Mallar Sanayii, ülkemizin ilk otomotiv şirketidir.

II. Dünya Savaşı sonrası dönemde Türkiye'ye buzdolabı ve elektrik süpürge ithalatını yapan ilk firma da Burla Biraderler’dir.

Firma günümüzde, tezgah makineleri, yedek parçaları ithalat ve ihracatı alanlarında 1975’te kurulan Burla Makine Ticaret ve Sanayi şirketi olarak faaliyet gösteriyor.

Türkiye’nin çağdaş anlamda ilk reklam verenlerinden de kabul edilebilecek Burla Biraderler 1948-1950 arasında yayınlanmış, ampulden otomotive, büro makinelerinden elektrikli ev aletlerine pek çok farklı sektöre ait reklamlar vermişti...

BU YAZI İÇİN YARARLANILAN KAYNAK KİTAPLAR: 

EROL MÜTERCİMLER'in "Siyasi Cinayetler" (ALFA YAYINEVİ)

EROL MÜTERCİMLER'in "Boğaziçi'nin Gizli Tarihi: Boğaziçi Yalılarında Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi İktisadi ve Siyasi Tarihine Yön Veren Kişiler ve Olaylar" (ALFA YAYINEVİ)

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız