Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
20°

Toplumsal Çürüme ve Kleptokrasi

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Toplumsal Çürüme ve Kleptokrasi

Bir toplumda güven duygusu zayıflamış, liyakatin yerini eş, dost, akraba ve parti yandaşlığı almış, kolay para kazanmaya rağbet artmış, kamu kurumlarında ve belediyelerde rüşvet alıp başını gitmişse; ortak değerlerde çürüme ve çözülme başlamış demektir. Kısacası, bir toplumun ahlaki, kurumsal ve hukuki değerlerinde görülen aşınma toplumsal çürümeyi tanımlar. 

Demokrasilerde; demokratik ilke ve değerler korunmakla birlikte hukuki yapı ve denetim mekanizmaları toplumsal çürümenin önüne geçerek gerekli önlemleri alır.

Hukukun işlemediği bir ülkede; demokrasiden, hak-hukuk ve adaletten, özgürlüklerden, insan haklarından bahsetmek mümkün değildir. Toplumsal çürümenin siyasal düzlemdeki en belirgin görünümü ise “KLEPTOKRASİ” kavramıdır.

Peki, KLEPTOKRASİ nedir? Kleptokrasi; “hırsızlar yönetimi”, yani yağma düzenidir. Kleptokrasi ile yönetilen ülkelerde kamu gücü kamu yararı yerine, küçük bir çıkar gurubunun zenginleşmesi için kullanılır. Bu tür rejimlerde yolsuzluk, rüşvet, usulsüz ihaleler ve kamu kaynaklarının kötüye kullanımı sistematik ve organize hale gelir.

Her yanlış yapan yöneticiyi “kleptokrat”, her kötü giden rejimi de kleptokrasi olarak tanımlamak doğru bir yaklaşım değildir. Zira toplumsal çürümenin standart belirtileri bulunur.  Bunlar;  

  • Liyakatin Çöküşü: Kamu kurum ve kuruluşlarında görev ve makamların; liyakat yerine, biat ve sadakat üzerinden yandaşlara dağıtılması, 
  • Adalet Sistemine Güvensizlik: Hukukun üstünlüğü yerine kişilerin üstünlüğünün esas alınması, yargının tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitirerek siyasallaşması ve böylece bireylerin hak arama yollarına olan güvenini kaybetmesi, (Kleptokratik yapılarda denetleyici kurumlar (yargı, sayıştay, medya) etkisiz hale getirilir.)
  • Ekonomik Adaletsizlik: Kamu kaynaklarının adil ve adaletli paylaşılması yerine ihaleler, vergiler ve doğal kaynakların dar bir çevrenin zenginleşmesi için kanalize edilmesi, (Yolsuzluk artık bir sistem hatası değil, sistemin bizzat kendisi haline gelir.)
  • Ahlaki Çürüme: Toplumsal çürümenin zamanla “normal” gibi kabul edilmesi, hırsızlık ve yolsuzluk yapanların toplumda rağbet görmesi, (Çalışmanın, dürüstlüğün ve liyakatin ödüllendirilmediği bir toplumda, bireyler kısa yoldan zenginleşme veya kural çiğneme eğilimine girer. En tehlikeli aşama da budur.)
  • Şiddet ve Tahammülsüzlük: Sosyal barış ve hoşgörünün yok olması nedeni ile toplumsal gerilim ve şiddet olaylarının artması, 

Kleptokrasi ile Toplumsal Çürüme Arasındaki İlişki

Kleptokrasi, “toplumsal çürümeyi hem besleyen hem de ondan beslenen bir yapıdır.” Kamu kurum ve kuruluşları görevinden zafiyet gösterir ve yasa ve kurallara göre hareket etmez ise o ülkede rüşvet ve yolsuzluk artar; bunun adına “kurumsal erozyon” denmektedir. 

Kleptokrasi; devlete ve kurumlara duyulan güveni azalttığı gibi, nitelikli bireylerin; daha demokratik ülkelere göç etmesi (beyin göçü) sonucunu doğurur.

Demokrasi ve hukuk devleti yerine, kleptokrasi rejimini tercih eden toplumlar; ekonomik refah içerisinde yaşayamaz. Zira iç ve dış yatırım yapılmadığından sürekli “ekonomik durgunluk” yaşamak zorunda kalır. Ayrıca toplumsal çürüme ve kleptokrasi; toplumu siyasetten uzaklaştırdığı gibi, radikalleşmenin de önünü açar. 

Toplumsal çürümenin ve kleptokrasinin önüne geçmenin çeşitli zorlukları vardır ama imkânsız değildir. Bunun için: 

  • Güçlü ve bağımsız bir hukuk sistemi,
  • Şeffaf ve hesap verebilir yönetim,
  • Liyakat esaslı kamu düzeni,
  • Özgür medya ve aktif sivil toplum gibi unsurlar kritik öneme sahiptir.

Sonuç olarak; “toplumsal çürüme ve kleptokrasi, sadece siyasal bir sorun değil; aynı zamanda kültürel ve ahlaki bir krizdir.” Çözümü de halkın uyanmasından geçer. Çünkü demokrasisi zayıf olan toplumlar, kleptokrasiyi üretir.

Toplumsal bilinç ve değerlerini koruyamayan, sürekli kendisine kurtarıcı arayan, vatandaş olmak yerine kulluğu benimseyen bireylerin oluşturduğu bir toplumda; devletin hem ahlaki hem de kurumsal mekanizmaları zayıflar. Böylece toplumsal çürüme kleptokrasiyi, kleptokrasi de toplumsal çürümeyi besler. "Yumurta-tavuk" ilişkisi gibi.

Günün SÖZÜ:” Bir kleptokrat, çözüm ortağı aramaz, suç ortağı arar. Seni önce suça bulaştırır, sonra yönetir. Kleptokrat yönetimlerde herkes Meclise kendi hırsızını seçer. Eğer hırsızları kendinize yönetici seçiyorsanız, onlarla çalmak istediğiniz içindir. 

Şeref Oğuz

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız