En Güvenli Limandır Anneler
Bu Pazar “ Anneler Günü”. Annelik; tarih boyunca şairlerin, yazarların ve düşünürlerin en çok ilham aldığı, koşulsuz sevginin ve fedakarlığın simgesi olan bir kavramdır. Hangi yaşta olursa olsun, her insan, annesinin yanında yeniden çocuk olur. Ve hayatın bütün zorluklarında en güvenli limandır anneler. Onların yanında huzur bulur, onların yanında güvende hissederiz.
Anne ile çocukları ( oğul ve kız) arasındaki bağ, dünyanın en karmaşık ama en sarsılmaz duygusal bağlarından biridir. Bu ilişkiler, çocukların büyüme evrelerine göre farklı renkler kazanır.
Kızlar anneyi rol model ve kimlik olarak benimserler. Annelerini gözlemleyerek öğrenirler. Kadınlığın kadim sırları, anne- kız arasındaki paylaşımla belirlenir. Kız çocukları büyüdükçe annelerine benzediklerini fark ederler, buna direnç gösterirler. Ama en çok çatışan anne- kızlar, aslında birbirine en çok benzeyenlerdir.
Anne- oğul ilişkisi; ilk aşk ve koruyucu bağ anlamındadır. Anne, bir erkeğin hayatındaki ilk kadın figürüdür ve onun kadınlara olan bakış açısını şekillendiren temel rehberdir. Küçük yaşlarda, oğul için anne; dünyanın en güvenli limanı ve hayranlık duyulan bir kahramandır. Anneler genellikle oğullarının duygularını ifade etmelerine yardımcı olur. Toplumun erkeğe yüklediği “ sert olma “ baskısına karşı, annenin şefkati, oğluna empati ve merhameti öğretir. Oğullar büyüdükçe, annelerini koruma ve kollama içgüdüsü geliştirirler.
Anne, bir erkek çocuğun dünyasındaki ilk kadındır. Oğul için anne, sadece karnını doyuran kişi değil; korktuğunda sığınacağı ilk liman, düştüğünde yarasını öpen ilk şifacıdır. Bu güven duygusu, erkeğin ilerde kuracağı tüm ilişkilerin temel taşını oluşturur. Bizim kültürümüzde annelerin oğullarına bakışında ayrı bir gurur vardır. Onda ailesinin geleceğini görür. Onu büyütürken gösterdiği titizlik, sadece bir çocuk yetiştirmek değil, dünyaya “ iyi bir insan” ve “ merhametli bir erkek” bırakma çabasıdır.
Bir anne, çocuğunun tek bir bakışından, eve girişindeki ayak sesinden veya suskunluğundan ne hissettiğini anlar. Annelerin ve bebeklerinin göbek bağı kesilse de, gönül bağı hiç kopmaz. Çocuğu kaç yaşına gelirse gelsin, bir annenin gözünde o hala, ilk adımını atan, okuldan gelince yemek bekleyen, küçük çocuktur.
“ Kazağını giy hava soğuk!” “ Ayağına çorap giy, üşüteceksin.” “ Üf denmez anneye! “ sözlerini her yaştaki çocuğuna söyler anne. Bu aslında, “ Hala, senin üzerindeki koruyucu kanatlarım açık.” Mesajını taşır.
Bütün dünya çocuğuna sırtını dönse, annenin kapısı ve kalbi ona her zaman açıktır. Çocuğu hatalı bulup, eleştirse de, dış dünyaya karşı onu en hararetli annesi savunur. Bu bağlılık, çocuğa hayatta karşılaştığı zorluklarla başa çıkma gücü verir.
Bir annenin çocuğuna karşı duyduğu sevginin henüz hiç bir dilde tam karşılığı yoktur ama, eğer çocuğunuz da çocuk sahibi olmuşsa, ancak o zaman, o yoğun sevgiyi anlar. Artık onun da tıpkı annesi gibi bitmek bilmeyen kaygıları, uykusuz geceleri ve bebeğine her baktığında kalbini dolduran mutluluk ve sevgi dolu günleri olacaktır. Artık annesinin kendisi için duyduğu gereksiz evhamları, korumacı tavırları hatırlayıp, gülümseyecek ve eleştirmekten vazgeçip, onu anlayacaktır.
Başta sevgili annem olmak üzere bütün “annelerin günü “ kutlu olsun.