Arızalı Erkeklerin İşledikleri Korkunç Suçlar ve Kadın Erkek İlişkileri
Bilim insanları araştırdı ve şimdilik çok da inandırıcı olmayan şu sonuca vardı:
Erkekler kan dökmeye eğilimli değildir...Erkekler cinayete yatkın değildir...Erkeklerde doğrudan "katliam geni" veya "Canilik geni" adıyla bilinen, kişiyi otomatik olarak suçlu yapan tek bir gen yoktur.
Çocukluklarında yaşadığı ağır travmalar (maruz kaldıkları şiddet, işkenceler, cinsel saldırılar, her türlü taciz ve istismar, aç kalmak, her türlü yoksunluk, temel ihtiyaçlarını karşılayamamak) onları yetişkin olduklarında katil yapar!
Bilim insanları araştırdı ve şimdilik çok da inandırıcı olmayan şu sonuca vardı:
Yani H. H. Holmes, Ed Gein, Jeffrey Dahmer, Charles Sobhraj, John Wayne Gacy, Klaus Barbie, Hans Frank, Adolf Eichmann, Josef Mengele, Amon Leopold Göth, Reinhard Heydrich gibi cinayet işlemeye doyamayan, her fırsat bulduğunda insan avı düzenleyen katiller bunu Atalarından gelen bir gene borçlu değilmiş!...
Öte yandan, bir diğer acı gerçek dünya gezegeninden bugüne kadar "Rüzgar Gibi Gelip Geçen" yaklaşık 120 milyar insanın çok büyük bölümü bir diğer insan tarafından öldürülmüştür...
Bilimsel araştırmalar şiddete ve suça eğilimi artırabilecek bazı genetik faktörlerin ve çevresel etkilerin birleşiminden bahsetmektedir:
MAO-A Geni (Savaşçı Gen): Araştırmalar, monoamin oksidaz A (MAO-A) geninin düşük ekspresyonuna (düşük çalışma seviyesi) sahip bireylerin, özellikle çocukluklarında şiddete maruz kalmışlarsa, şiddet içerikli suç işleme eğilimlerinin daha yüksek olabileceğini göstermektedir. Hitler ve Stalin gibi diktatörlerin çocuklarının bir çeşit Cehennem Hayatı olduğu bilinmektedir...
Genetik ve Çevre Etkileşimi: Genetik yatkınlık (MAO-A gibi) tek başına insanı katil yapmaz. Bu genetik yapı, travmatik bir çocukluk, cinsel saldırı, cinsel istismar veya kötü çevresel koşullarla birleştiğinde suça eğilimi artırabilir. Erkek çocuğa anne babasının kız çocuğuymuş gibi davranması da o çocuk yetişkinlik çağına geldiğinde çok çeşitli sorunlara yol açar...
Bilimsel Uzlaşma: Uzmanlar, insan davranışının sadece genlerle açıklanamayacak kadar karmaşık olduğunu, suçun doğuştan gelmediğini, büyük ölçüde çevresel faktörlerle şekillendiğini vurgulamaktadır.
Özetle, "katliam geni" diye bir şey yoktur, ancak şiddete yatkınlığı artırabilen genetik risk faktörleri ve çevresel tetikleyiciler mevcuttur...
Çeşitli raporlara göre Türkiye'de 2010'dan 2024'e kadar olan süreçte kadın cinayetleri ve şüpheli ölümlerle birlikte toplam rakam 5.000'in üzerindedir.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na göre Nisan 2026'da en az 26 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 23 kadın da şüpheli şekilde ölü bulundu.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu geçen aya ilişkin verilerini yayımladı. Buna göre Türkiye’de nisanda en az 26 kadın öldürülürken, 23 kadın da şüpheli şekilde ölü bulundu.
Rapora göre öldürülen 26 kadından 20’sinin hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi. 4’ü ekonomik bahanelerle, 1’i barışmayı kabul etmemesi bahanesiyle, 1’i de bebeğini aldırmadığı-kürtaj yaptırmayı reddettiği bahanesiyle öldürüldü.
Katledilen 26 kadından 10’u evli olduğu erkek, 2’si eskiden evli olduğu erkek, 2’si birlikte olduğu erkek, 1’i babası, 1’i akrabası, 1’i oğlu ve 1’i tanıdığı tarafından öldürüldü. Kadınların 18’i evinde, 2’si sokakta, 1’i otelde, 1’i arabada, 1’i su kenarında ve 1’i boş arazide öldürüldü. 2 kadının öldürüldüğü yer tespit edilemedi. Kadınların yüzde 69’u evlerinde katledildi.
Cinayetlerin 16’sı ateşli silahlarla, 2’si boğularak, 7’si kesici aletlerle, 1’i de darbedilerek öldürüldü.
Vaka 1
Aralarında genci, yaşlısı, irisi, zayıfı, siyahı ve beyazı var. Bazıları itfaiyeci, tır şoförü, asker, güvenlik görevlisi, biri gazeteci ve biri de DJ. Bunlar, 72 yaşındaki kocası Dominique Pelicot'nun, on yıl boyunca eşini uyku haplarıyla uyuşturduktan sonra davet ettiği ve Gisèle Pelicot'ya tecavüz etmekle suçlanan 50 erkek. Fransız toplumundan hemen her kesimi temsil ettikleri için Monsieur-Tout-Le-Monde (Bay Herkes) lakabıyla anılıyorlar. Fransa’nın güneyindeki Mazan köyünde yaşanan korkunç olay, ülke gündemini uzun süredir meşgul ediyor. 72 yaşındaki Gisèle Pelicot’un eşi Dominique Pelicot tarafından 10 yıl boyunca uyuşturulup pazarlandığı ve tecavüze uğratıldığı ortaya çıktı. Olayda eş Dominique Pelicot dahil 51 kişi sanık sandalyesinde oturuyor. Gisèle Pelicot, dört yıl önce bir polis memurundan beklenmedik bir bilgi aldı. Eşi Dominique Pelicot’un, onu on yıl boyunca uyuşturduğu ve eve yabancıları davet ettiğini öğrendi. Bu süre içinde eşi Dominique’in internetten tanıştığı 80’den fazla erkek, çiftin evine ve yatak odasına girdi. Bu kişiler Gisèle’e tecavüz ederken, Dominique olayları kamerayla kaydetti.
Vaka 2
Almanya'nın Aschaffenburg kentinde 30 Temmuz 1984 tarihinde, o zaman 19 yaşında olan hemşirelik öğrencisi Maria Köhler kaldığı yurtta eşarpla boğularak öldürüldü...Cinayet, hemşirelik öğrencisi Maria Köhler'in 30 Temmuz 1984 günü Aschaffenburg Şehir Hastanesi'ndeki görevine gitmemesi üzerine ortaya çıktı. Köhler'den haber alamayan eğitmenleri, iki gün sonra Lamprechtstraße'deki yurt odasına gittiklerinde Köhler'in cansız bedeniyle karşılaştı. Olay mahallindeki bulgular ve yapılan otopsi, Maria Köhler'in bir cinayete kurban gittiğini ortaya koydu. Aschaffenburg Emniyet Teşkilatı, sorumlu savcılıkla birlikte cinayetle ilgili geniş çaplı bir soruşturma başlattı. Köhler'in yakın çevresinin ifadeleri sonucu şüpheler, genç kızın eski erkek arkadaşı Nazmi G. üzerinde yoğunlaştı ve hemen bir yakalama kararı çıkartıldı. Ancak o tarihte 25 yaşında olan Nazmi G.'nin cinayetten bir gün sonra Türkiye'ye kaçtığı tespit edildi...Aschaffenburg Savcılığının talebiyle Nazmi G. uluslararası çapta da aranmaya başladı. Ancak hem Alman hem de uluslararası birimlerle kurulan temaslara rağmen şüpheli 2025 yılına kadar yakalanamadı...Bavyera Eyalet Emniyeti de failin yakalanmasını sağlayacak bilgi verecekler için 10 bin euro değerinde ödül koydu, ayrıca Türkçe ve Arapça dillerinde yapılacak ihbarların gizli tutulacağını da açıkladı. Ayrıca 5 Mart 2025'te sorumlu emniyet ve savcılık, 65 yaşında olan Nazmi G. hakkında yeni bir uluslararası yakalama kararı çıkarıldığını duyurdu. Ve Nazmi G., Temmuz 2025'te Hatay'da gözaltına alındı...Türk makamları ile Almanya Federal Emniyet Teşkilatı (BKA)arasında yapılan iş birliği sonucu Nazmi G., 12 Eylül 2025 tarihinde Almanya'ya iade edildi. Ertesi gün Aschaffenburg'daki sorgu hâkimi karşısına çıkarılan şahıs, suçlamalara ilişkin ilk ifadesinin alınmasından sonra tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Vaka 3
5 Haziran 2000’de katledilen ve faili bulunamayan Çağla Tuğaltay’ın cinayetindeki giz perdesi aralanmaya çalışılıyor... Adalet Bakanı Akın Gürlek, dosyada adı geçen hayatını kaybetmiş 4 şüphelinin mezarının açılmasına ve binaya giren 12 kişiden DNA örneği alınmasına karar verildiğini açıkladı...Adalet Bakanı Akın Gürlek, Çağla Tuğaltay’ın annesi Gülnur Saygı Tuğaltay, ağabeyi İlker Tuğaltay ve aile avukatlarıyla bir araya geldi...Görüşmede dikkat çeken mesajlar verildi: Cinayet sonrası binaya giren 12 kişinin DNA incelemesi yapılacak... O dönem toplanmayan deliller yeni teknolojiyle yeniden değerlendirilecek... Hayatını kaybeden 4 şüpheli için “Fethi Kabir” süreci gündemde... Yeni şüphelilerden DNA örnekleri alınabilecek... Dönemin cinayet bürosu ekipleriyle yeniden görüşülecek...Bakan Gürlek’in şu sözleri dosyada yeni sürecin en net mesajı oldu: — Bu cinayeti çözmek devletin sorumluluğudur!
Vaka 4
Kayseri'de boşanma aşamasındaki eşini öldürmek için oturduğu eve giden ve binada karşılaştığı apartman görevlisinin eşi Melek Gül’ü öldüren emekli başçavuş İlhan Şahan’ın müebbet hapis istemiyle yargılanmasına başlandı. Sanık savunmasında,
“Olay sırasında ‘yapma ağabey’ dediğini hatırlıyorum. Kaç kez bıçakladığımı hatırlamıyorum. Şalterleri kamerada gözükmesin diyerek zaman kazanmak amacıyla indirdim. Jandarmaya gidip birini yaraladığımı söyledim. Böyle olduğu için çok üzgünüm" dedi...
Kayseri'de geçen yıl 8 Aralık’ta saat 10.00 sıralarında Melikgazi ilçesi Köşk Mahallesi Eser Sokak'taki 14 katlı binada meydana geldi. Emekli başçavuş İlhan Şahan, ayrı yaşadığı boşanma aşamasındaki eşi emekli hemşire Yasemin Şahan’ı öldürmek için oturduğu eve gitti...Binaya girdiğinde karşılaştığı apartman görevlisinin eşi Melek Gül ile tartışmaya başladı. Gül’ü yanındaki bıçakla ağır yaralayan İlhan Şahan, daha sonra eşinin yaşadığı daireye çıktı. Baltayla kapıyı kırmaya çalışan İlhan Şahan, kapının açılmaması üzerine olay yerinden kaçtı...İhbar üzerine adrese sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralanan 2 çocuk annesi Melek Gül, kaldırıldığı hastanede kurtarılamadı.
Vaka 5
Kübra Yapıcı cinayeti kısa sürede aydınlatıldı. Kübra Yapıcı’dan 30 Nisan 2026 gecesi saat 02.00’den sonra haber alınamaması üzerine korku dolu süreç başladı...
Korkunç İtiraf: Ormanda Öldürdüler, Cesedi Yaktılar
Elde edilen deliller doğrultusunda yakalanan İlyas Umut Dalğar’ın alınan ifadesi, cinayetin vahşetini gözler önüne serdi. Dalğar, Kübra Yapıcı’nın diğer şüpheli Ata Berk Sezen’e borcu olduğu gerekçesiyle Burdur’daki ormanlık alana götürüldüğünü ve burada silahla öldürüldüğünü anlattı. İtirafa göre cinayet sonrası ceset önce gömüldü, ardından tekrar çıkarılarak yakıldı. Parçaların bir kısmı ise baraj sularına atıldı.
Vaka 6
Tunceli Üniversitesi'nde öğrenim gören bir yandan da çalışan öğrenci Gülistan Doku'nun 2020'de kaybolmasıyla ilgili tekrar açılan dosyada cinayet kesinlik kazanırken olayın baş şüphelileri arasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve oğlu Mustafa Türkay Sonel de bulunuyor...Soruşturma devam ederken 12 kişinin tutuklu olduğu olayla ilgili yeni bir gelişme ortaya çıktı.
Gülistan Doku, Sabah'ın haberine göre; kaybolduğu gün patronuna kısa bir mesaj gönderdi...Doku'nun, çalıştığı kafenin patronuna, ortadan kaybolduğu 5 Ocak 2020 sabahı saat 08.13'te attığı kısa mesajda "Ben artık gelmeyeceğim" ifadelerini kullandığı belirtildi...
Cinayetin çözülmesi için Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı yoğun bir mesai yürütürken kentteki dağlık, ovalık tüm alanlarda Gülistan Doku’nun naaşı aranıyor...Tunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.
Vaka 7
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Van Gölü kıyısında cansız bedeni bulunan Rojin Kabaiş'in ailesi ve avukatlarıyla bir araya geldi...İspanya'ya gönderilen Rojin'in telefonunun teknik incelemeler için Çin'e de gönderileceğini ifade eden Bakan Gürlek, "Rojin, hayatının baharında gelecekleri, umutları, hayalleri yarım kalmış bir genç kızımız. Biz devlet olarak bu işin sonuna kadar üzerine gideceğiz" dedi...
Vaka 8
8 yaşından 13 yaşına kadar “nitelikli cinsel istismara” uğrayan bir çocuk Cevdet Efe. Suçlular serbest bırakılınca 9.kattan atlayarak canına kıymıştı...
İzmir'de, 8 yaşından 13 yaşına kadar kuzeni ve yanında çırak olarak çalıştığı kuaför tarafından sistematik olarak tecavüze uğrayan 16 yaşındaki Cevdet Efe, failler beraat alınca intihar etmişti...
Vaka 9
İsviçre’de güzellik yarışması finalisti olan eşi Kristina Joksimovic’i öldürüp cesedini blender makinesinden geçiren Marc Rieben hakim karşısına çıktı. Cinayetle suçlanan Rieben, yaşananların “kaza” olduğunu iddia etti...Daily Mail’da yer alan habere göre, İsviçre Savcılığının hazırladığı iddianame, Rieben’in 2024 yılında eşi Joksimovic’i öldürdükten sonra cesedini testere, bıçak ve bahçe makası yardımıyla parçalayıp, kalıntılarını blender makinesinden geçirdiğini aktardı...Duruşması görülen Rieben’in mahkeme salonunda ağladığı ve eşinin ölümünün “kaza” olduğunu savundu aktarıldı...Eşini boğduğunu kabul eden Rieben duruşmada "Aileme tarifi ölçülemez bir acı yaşattım. Neden başarısız oldum? Bunu neden önleyemedim? Ellerimde ölmesine nasıl izin verdim? Eşimi tüm kalbimle sevdim ve beraber bir geleceğimiz olacağına inandım. Yaptığım şey affedilemez, tüm sorumluluğu üstleniyorum. Yaptığımdan derin pişmanlık duyuyorum ve özür diliyorum," diye konuştu...Öte yandan savcılık iddianamesinde Rieben'in cinayeti "bilinçli, kasıtlı ve son derece acımasızca" işlediği savunuldu. Savcılar, Rieben'in eşini boğarak öldürdüğünü, ardından cesedi ortadan kaldırmak için parçaladığını ifade etti...Yetkililer cinayetin gerekçesi olarak Rieben'in eşinden boşanmayı reddetmesini, kontrol isteğini, öfke ve intikam duygularını gösterdi...Mahkemenin atadığı uzman psikiyatr Frank Urbaniok ise Rieben'in narsistik özellikler ve obsesif kompülsif bozukluk belirtileri gösterdiğini söyledi.
Vaka 10
Menendez Kardeşler babalarının büyük servetini bir an önce harcayabilmek ve Krallar gibi yaşayabilmek için anne babalarını öldürdüler...Yakın çevrelerine işledikleri suçu itiraf ettiler ve şu an cezaevlerindeler...
İddialara göre babaları "Öldüğümde servetimden tek kuruş bile size miras olarak kalmayacak" tehdidinde bulunmuştu!
Vaka 11
7 Yaşındaki Kızı Kaçırıp Öldüren FedEx Kuryesi Ölüm Cezasına Çarptırıldı...Teksas'ta 7 yaşındaki bir kızı kaçırmak ve öldürmekle suçlanan eski FedEx teslimat şoförü, ölümcül enjeksiyonla ölüm cezasına çarptırıldı...Tanner Lynn Horner, bir Teksas jürisi onu ölüm cezasına çarptırdığında kaderini öğrendi...Athena Strand'in Kasım 2022'deki öldürülmesi olayında sanık geçen ay çocuk kaçırma suçunu kabul etti...Horner duruşmasından hemen önce savunmasını verdi ve sonra jüri, ömür boyu hapis veya ölüm cezası arasında karar vermekle görevlendirildi...Horner Kasım 2022'de Athena'yı babasının Paradise, Teksas'taki evinin dışından kaçırdığında FedEx için paketler teslim ediyordu. Onu kaçırıp teslimat minibüsünün içinde boğarak öldürdü...Duruşma sırasında jüriye Horner'ın minibüsünde Athena'nın cesedinin görüntüleri gösterildi...Küçük kız okul servisine gitti ve bırakıldıktan yaklaşık 2 saat sonra kaybolduğu bildirildi...Athena'nın cesedi iki gün sonra bulundu ve polis onları Horner'a götüren bir ipucu elde etti...Horner ölüm cezasına çarptırıldıktan sonra, Athena'nın amcası Elijah Strand, aile adına mahkemede konuştu ve Horner'a yüzüne söyledi. "Sen bir aileyi yok ettin. Tanrı'nın gazabını hissedeceksin" dedi.
Vaka 12
Mezarı bulunamayan, mezarının bugün su altında bir yerde olduğu tahmin edilen Mısır Kraliçesi Cleopatra çok güzel bir kadın değildi ve itibarını her şeyden önce zekasına ve karakterine borçluydu. Mısır Firavunu XII Ptolemy'nin kızıydı, Yunan Antik Makedonya Kralı
Büyük İskender'in generallerinden birinin soyundan geldiğinden kökeni Yunanlıydı...Mısır'ı yönetmesine rağmen asla Firavun unvanına sahip olmadı. Ve bunun için daha sonra öldürteceği iki erkek kardeşiyle evlenmek zorunda kaldı. Bir düzine yabancı dil dil biliyordu, kültürü ve zekasıyla dikkat çekti. Tıp kitabı bile yazdı. Büyük bir baştan çıkarıcı ününü sinema filmlerine borçlu...
Filozof Blaise Pascal "Kleopatra'nın burnu, eğer daha küçük olsaydı, dünyanın tüm çehresi değişirdi. Küçük efektlerin büyük sonuçları olabilir...Sadece çok güzel olsaydı belki de o dönemin dünyasının en güçlü adamlarını baştan çıkaramazdı..." diyor...
Roma İmparatorluğu'nun lideri Julius Caesar'ı güzelliğiyle baştan çıkarmadı...Hizmetkarı tarafından Caesar-Sezar'a hediye olarak getirilen bir halının içine gizlenmişti, sonra halının içinden çırılçıplak çıkarak sansasyon yarattı...Sezar'dan sonra Kleopatra diğer Roma İmparatorluğu lideri Marc Antoine ile on yıllık bir ilişki yaşadı. Ve intiharı onu trajik bir kahraman ve efsane haline getirecekti...
Vaka 13
Yaşamı ve serüvenleri hakkındaki bilinenler "Agora" adlı harika ve zihin açıcı filme (2009) konu olan Hypatia o tarihte Roma İmparatorluğu’na bağlı olan Mısır’da, İskenderiye şehrinde doğdu. Hypatia, antik çağda (M.S. 370-415) yaşamış ve linç edilerek öldürülmüş ilk kadın matematikçi, gökbilimci, filozof ve kütüphaneci.
Hypatia o tarihte Roma İmparatorluğu’na bağlı olan Mısır’da, İskenderiye şehrinde doğdu. Babası Theon, İskenderiye Okulu-Kütüphanesi’nde matematikçi ve yöneticiydi, onu bilim, araştırma ve sorgulamaya teşvik ederek büyüttü. Doğayı mantık, matematik ve deneylerle açıklamaya çalıştı.Hypatia eğitimini Atina’da tamamladıktan sonra geri döndü ve İskenderiye Kütüphanesi’nde felsefe, matematik ve astronomi üzerine dersler verdi. Yeni Platoncu felsefe geleneğine bağlıydı. İskenderiye Kütüphanesi; felsefe okulu, müzesi ve “eklektik” olarak adlandırılan geniş bakış açısına sahip öğretisi ile ünlüydü. Bu okulun düşünce yapısı Hristiyanlığın dogmatik ve bağnaz görüşleriyle çelişmekteydi.
Hypatia’ya göre de “Bütün dinler aldatıcıdır”, “Düşünme hakkınızı saklı tutun; yanlış düşünmek bile hiç düşünmemekten iyidir.”
Babası Theon ile birlikte Ptolomy, Öklid ve diğer Yunan matematikçilerin eserlerini gözden geçirip düzenlediler. Öğrencilerinin Öklid’in eserlerini kavrayabilmesi için hazırladıkları ders kitapları olmasa bu eserler günümüze ulaşamayacaktı. Bu düzenleme sonraki dokuz yüzyıl boyunca yazılacak olan geometri makalelerine dayanak/ kaynak oluşturdu.Hypatia’nın kendisine aşık olan erkeklerin evlilik tekliflerini kibarca “Ben gerçekle evliyim”, “Kendini müziğe vermelisin” diyerek geri çevirdiği söylenir. Ve “Bizi birleştirenler, ayıran şeylerden daha fazla, hepimiz kardeşiz…”
İskenderiye piskoposu Cyril tarafından şeytan, cadı olduğu ilan edildi ve İncil’den ayetler gösterilerek halk kışkırtıldı. Savunmasız bir halde okulun kapısında yakalandı, taşlanıp işkence görerek ve linç edilerek 45 yaşında öldürüldü. Cinayetin ertesinde Cyril, kilise tarafından aziz ilan edildi. Hypatia’nın bütün eserleri yok edildi. Tarihçi Socrates Scholasticus bu cinayeti şöyle tasvir eder: ”Hypatia’yı iki tekerlekli bir at arabasından zor kullanarak indirdiler, Caesarium adını verdikleri kiliseye götürdüler ve şiddet kullanarak soydular. Sonra yüzünü tahrip ettiler ve son nefesini verene kadar ellerindeki keskin deniz kabuklarıyla vücudunu parçaladılar. Sonra bedenini dört parçaya ayırdılar ve bu dört parçayı Cinaron diye adlandırdıkları yere götürdükten sonra yakıp kül ettiler.” Damascius, Scholasticus’un söylediklerine şunu ekler: “Hypatia’nın gözlerini çıkararak kör ettiler.” Hypatia, Rönesans ressamlarından Raphael’in Atina Okulu adlı ünlü tablosunda kendine yer bulabilmiş tek kadın figür. Raphael’in bu eseri Vatikan müzelerinden Stanza della Segnatura’nın dört duvarından birinde yer alıyor.
YARARLANILAN MAKALE: 8 Mart 415: İskenderiyeli Hypatia öldürüldü Yazarı: Suzan Saner / Yazı Çatlak Zemin'de yayınlanmıştı...