Öfke mi sevgi mi?
Bir taksi durağında şoförlerin birbirine bağırdığı, bir restoranda garsonla müşterinin tartıştığı, bir kafede patronla çalışanların kavga ettiğini görüyorum…
Oysa dışarıda güneş ışıl ışıl, gökyüzü masmavi, bir bardak çayın buharı huzuru çağırıyor. İnsan ister istemez soruyor: Neden bu kadar öfkeliyiz, neden bu kadar gerginiz?
Toplumun içinde biriken yorgunluk, geçim derdi, adaletsizlik duygusu ve sürekli koşuşturma, sabır taşını çatlatıyor. İnsanlar birbirini dinlemek yerine bağırmayı seçiyor, anlamak yerine haklı çıkmaya çalışıyor. Küçük meseleler büyüyor, basit bir yanlış anlaşılma bile kavgaya dönüşüyor. Oysa biz, yüzyıllar boyunca misafirperverliğiyle, hoşgörüsüyle, sabrıyla övünen bir toplumduk.
Şimdi ise bu değerler öfkenin gölgesinde kayboluyor.
Aslında ihtiyacımız olan şey çok basit: Biraz durmak, biraz dinlemek, biraz sevmek. Bir bardak çayın etrafında buluşmak, birbirimizin gözlerine bakarak konuşmak, öfkeyi değil anlayışı seçmek.
Çünkü kavga eden şoförler, tartışan garsonlar, bağıran patronlar aslında biziz.
Hepimiz aynı güneşin altında, aynı havayı soluyoruz. Biraz sakinlik, biraz merhamet, biraz sabır… İşte o zaman bu güzel havada çayın tadı gerçekten çıkacak.
Saygılarımla…