Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
18°

Sosyalleşme Yoksunluğu

YAYINLAMA:
Sosyalleşme Yoksunluğu

Kahramanmaraş’ta bir ortaokulda birinci sınıf   Emniyet müdürü bir baba ile çğretmen annenin çocuğu olan 14 yaşındaki bir öğrencinin babasına ait tabancalarla okulda dehşet saçması hepimizi üzdü. Bunun nedenlerini ben de psikolog olan kızım Naz Kozak ile tartıştım. Kızım bu çocukta antisosyal kişilik özellikleri olabileceğini söyledi. 

Haberlerden anladığım kadarıyla bu çocuk yalnızlık çekiyor.  Bu dünyada kendisini fark ettirebilmek, bu dünyada ben de varım diyebilmek için bu eylemi gerçekleştirmiş olabilir. Bu tür rahatsızlığı olanlar karşılarındaki insanların duygularına ve başkalarının güvenliğine zarar verebileceklerini düşünmezler” dedi. 

Psikolog Naz Kozak ardından da şunu ekledi.’ Bugün anti sosyal kişilik özellikleri gençlerde ve çocuklarda çok yaygın. Bunda pandemi döneminde uygulanan sokağa çıkma kısıtlamaları ile sosyal mesafe sınırlamalarının da büyük etkisi var. Pandemi döneminde çocuklar çocukluklarını yaşayamadı. Evlerde hapsedilen çocuklar dışarıya çıkıp arkadaşlarıyla iletişim kuramadı. Okula bile uzaktan eğitimle devam edebildik. Sosyalleşemedik. Çoğu internet aracılığıyla arkadaş edinmeye, sanal ortamda oyunlar oynayarak sosyalleşmeye çalıştık. İletişim kurma ihtiyaçlarını bu şekilde karşılamaya çalıştılar. Çocuklar sanal ortamda silahlı oyunlarla bu davranışları sosyal modelleme yoluyla öğrenip normalleştirip gerçek hayatta uygulayabiliyor. Bugün Türkiye’nin başını ağrıtan suca sürüklenen çocukların  bu oyunları taklit ederek ve model alarak gerçek yaşama yansıtabildiğini görüyoruz. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki saldırıların ardından  yaşsnılan travmalar nedeniyle insanlar çocuklaruını okula göndermekten endişe etmeye başladı. Bu davranış,  travmaya verilen normal bir tepkidir ‘

Ben de şöyle bir düşündüm. Bizim çocukluğumuz sokaklarda oynayarak geçti. Mahallenin çocuklarıyla sokaklarda oyun oynayarak kaynaşırdık. Mesela bilye oynardık sokaklarda, okulda da  saklambaç, yakar topu falan. Bu sayede, bir sürü arkadaşımız olurdu. Daha düne kadar ne cep telefonu vardı ne de internet. Psikolog kızım Naz Kozak’ın tabiriyle taş devrinden hallice bir yaşantımız vardı. Ama mutluyduk. Acılarımızı sevinçlerimizi paylaşabileceğimiz gerçek dostlarımız vardı. Çünkü sosyal hayatımız çok zengindi. 

Ya şimdi? Şehirler kalabalıklaştıkça, nüfusumuz arttıkça yalnızlaştık.  Sokakları tehlikeli görüp evlere kapandık. Çocuklarımızı da dışarıya bırakmıyoruz. Kundaktaki bebeği bile insanlardan soyutlayıp eline bir cep telefonu veriyoruz.  Cep telefonundan oyun açıp bununla oynamasını istiyoruz. Ya sonra? Sonuç ortada… Milyonlarca insanın arasında bir dost bile bulamıyoruz.  Aynı evin içinde bile yalnızlık çekiyoruz. İşte Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda yaşanan katliamlar. İşte adını çizgi romanlardan alan çocuk çeteleri.  Peki Nasıl çıkacağız bu karanlıktan?  Sosyalleşerek. Boş vakitlerimizi kültürel ve sosyal etkinliklere katılarak.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız