Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
25°
Akdeniz Gerçek | Antalya | Veli-der Antalya Adliye Önünde Haykırdı! Çocukların Yeri Fabrika Değil Okuldur!

Veli-der Antalya Adliye Önünde Haykırdı! Çocukların Yeri Fabrika Değil Okuldur!

12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü'nde Antalya Adliyesi önünde ses yükselten Veli-der, Türkiye'de çalışan çocuk sayısının fiilen 4 milyona ulaştığını ve son 13 yılda en az 852 çocuğun iş cinayetlerinde can verdiğini hatırlatarak, çocukları ucuz iş gücü haline getiren MESEM'lerin derhal kapatılmasını talep etti.

12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü'nde Antalya Adliyesi önünde ses yükselten Veli-der, Türkiye'de çalışan çocuk sayısının fiilen 4 milyona ulaştığını ve son 13 yılda en az 852 çocuğun iş cinayetlerinde can verdiğini hatırlatarak, çocukları ucuz iş gücü haline getiren MESEM'lerin derhal kapatılmasını talep etti.

KAYNAK: Buse Yeşil
Veli-der Antalya Adliye Önünde Haykırdı! Çocukların Yeri Fabrika Değil Okuldur!

Öğrenci Veli Derneği (Veli-der) Antalya Şubesi, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü’nde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi önünde kitlesel bir basın açıklaması gerçekleştirdi. "Çocuk emeği sömürüsü çocuk haklarının ihlalidir" diyerek adliye önünde ses yükselten Veli-der üyeleri, çocukları erken yaşta okuldan koparıp ucuz iş gücü haline getiren Mesleki Eğitim Merkezleri'nin (MESEM) derhal kapatılmasını talep etti.

"Çalışan Çocuk Sayısı Fiilen 4 Milyonu Buluyor"

Adliye önünde yapılan açıklamada, Türkiye'deki çocuk işçiliğinin ulaştığı korkunç boyutlar TÜİK verileriyle gözler önüne serildi. Resmi verilere göre 15-17 yaş grubunda iş gücüne katılma oranının 2020'de yüzde 16,4 iken, 2023 yılında yüzde 22,1'e fırladığı hatırlatıldı.

Ancak Veli-der, kayıt dışı ekonomi ve MESEM kapsamında "stajyer" adı altında çalıştırılan çocuklar da eklendiğinde, Türkiye'deki gerçek çalışan çocuk sayısının fiilen 4 milyona ulaştığına dikkat çekti. Mesleki eğitim adı altında çocukların erken yaşta sömürü mekanizmalarına dahil edilmesinin, çocuk emeğini normalleştirdiği ve eğitim sisteminin sermayeye ucuz iş gücü yetiştirme aracına dönüştürüldüğü vurgulandı.

Kan Donduran Rapor: 13 Yılda En Az 852 Çocuk İş Cinayetinde Can Verdi

Açıklamada çocuk işçiliğinin ve denetimsizliğin en ağır faturasının ölüm olduğu belirtilerek, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin verileri kamuoyuyla paylaşıldı. Türkiye'de 2013-2026 yılları arasında en az 852 çocuğun iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği gerçeği bir kez daha yüzlere çarpıldı. Okul çağındaki çocukların fabrikalarda, atölyelerde ve inşaatlarda can vermesinin kabul edilemez olduğu belirtilerek, iktidarın bu ölümlere karşı etkili önlemler almadığı ifade edildi.

Veli-der'den İktidara 4 Acil Talep

Çocukların sömürülmediği, laik, bilimsel ve güvenli bir gelecek inşa edilmesi gerektiğini belirten Veli-der, adliye önünden şu kamusal ve sosyal politikaların acilen hayata geçirilmesini talep etti:

Eşit ve Ücretsiz Eğitim: Her çocuğun ücretsiz, nitelikli, bilimsel ve eşit eğitim hakkı devlet güvencesi altına alınmalıdır.

Sömürü Politikalarına Son: Çocukların eğitimden kopmasına yol açan tüm uygulamalar kaldırılmalı, çocukları üretim süreçlerine dahil eden politikalardan vazgeçilmelidir.

Caydırıcı Cezalar: Denetimler sıkılaştırılmalı, çocuk emeği sömürüsüne göz yuman ve buna zemin hazırlayanlar hakkında en ağır caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.

Yoksullukla Mücadele: Çocuk emeği sömürüsünün temel nedeni olan yoksulluk ve derin eşitsizlik politikalarına son verilmeli, tüm adımlarda "çocuğun üstün yararı" esas alınmalıdır.

Eylem, "Çocukların yeri işyerleri değil; okul, oyun alanları ve özgürce gelişebilecekleri yaşam alanlarıdır" sloganlarıyla son buldu.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız