Okullarımızda Silahlı Şiddet!
Çocuklarımız silahlı şiddete yöneliyorsa; durum son derece vahimdir. Daha önce yaşamadığımız şeyleri yaşamak, hepimizi şoka soktu. Önce Şanlıurfa’da eski bir öğrencinin okula silahlı saldırısı, ardından da Kahramanmaraş’ta bir ortaokulda saldırı ve ölü ve yaralı sayılarının dehşet verici boyutları ülkemizi sarstı.
Ülkemizde bunun nedenleri, uzman görüşlerine göre şunlardan oluşuyor;
“Psikolojik kırılma ve yalnızlık”: Travma, stres ve davranış bozuklukları.
“Görülmeme / değersizlik hissi”:
“Aile ve ev ortamı “: Evde silaha erişim (özellikle güvenlik görevlisi ailelerde dikkat çekiliyor.)
“İlgisizlik veya aşırı baskı “
“Evde olağanlaşan şiddet”
“Dijital ve medya etkisi, şiddetin normalleştirilmesi, rol model alma, taklit davranış”.
“Okul içi sorunlar; zorbalığa uğrama, öğrencinin sistem içinde kaybolması, rehberlik sisteminin yetersiz kalması”
Okullarda yaşanan bu olayları sadece “güvenlik” sorunu olarak görmek, tek başına saldırganlığı önlemez! Çünkü bu yalnızca güvenlik sorunu değildir. Aslında “psikoloji, toplum, aile ve sistem” sorunudur.
Bu tür olaylar birden ortaya çıkmaz. Belirli ve takip edilmesi gereken sinyaller vardır. Bu belirtiler ciddi anlamda takip edilirse, saldırganlık önlenebilir. Dünya da pek çok ülkede bunun örnekleri ve önlenebilir yöntemleri uygulamaya konmuştur.
En önemli ve ciddiye alınması gerekli belirtiler şunlardır:
_ Açık veya örtülü tehditler: “Bir gün hepinizi pişman edeceğim.” “Okula gelince görürsünüz!”
_ Sosyal medyada silah ve şiddet paylaşımları, önceki saldırılara hayranlık.
_ Ani kişilik ve davranış değişimi: Önceden sosyalken, içine kapanma.
_ Aşırı öfke patlamaları, umursamazlık
_ Sosyal izolasyon ve dışlanma: Hiç arkadaşının olmaması, sürekli yalnız kalma, zorbalığa maruz kalma ve intikam duyguları geliştirmesi.
_ Şiddete aşırı ve takıntılı biçimde odaklanma, silahlara takıntı, sürekli şiddet konuşma, saldırı planlarıyla ilgilenme.
_ Planlama davranışları: Okulun krokisini çizme, güvenlik açıklarını araştırma, hangi sınıfta, kim var gibi ayrıntılara odaklanma, kritik kırmızı alarm sayılabilir.
_ Umutsuzluk ve kaybedecek bir şey yok düşüncesi: İntihar düşüncelerine yakın söylemler; “Zaten kimse beni umursamıyor.” “Ben olmasam da fark etmez.” cümleleri dikkate alınmalıdır.
_ Evde risk faktörleri: Silaha erişim, aile içi şiddet, aşırı baskı ya da tamamen ilgisizlik.
Bütün bunlar dikkatlice gözlemlenmeli, ciddiye alınmalı, çocuğa anlayışla yaklaşıp, profesyonel destek verilmeli, çocuk yalnız bırakılmamalıdır.
Sonuç olarak bu tür trajediler önlenebilir trajedilerdir.
Çocuğa doğru yaklaşım, onu yargılamadan konuşturmaktır. Sorun her neyse çözülebileceğine inandırmak ve bu konuda çaba sarfetmek önemlidir.