Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
20°
Tarihten bir yaprak

Tarihten bir yaprak

YAYINLAMA:

Hicivsel anlatımlarla devam ettiğim çevre sorunlarıyla ilgili konulara bir an için ara vererek, ABD-İsrail ve İran savaşıyla ilgili tarihî dönemeçleri de özetlemenin yararlı olabileceğini düşündüm. İki satır yazıvereyim dedim.

İran Şahı Pehlevi, 1967 Mayıs ayında Ankara’ya geldi. Hasbelkader ben de Ankara’da eğitimime devam ediyordum. Gazeteler, Ankara basını alev alev ön sayfa haberleriyle “İran Şahı’nın eşiyle birlikte Ankara’ya gelip İsmet Paşa’ya bir nezaket ziyaretinde bulunacaklarına” ilişkin haberler yayımlıyordu. Ankara halkı, Ankara gençliği; lise ve üniversite öğrencileri büyük bir coşkuyla Ulus’tan Çankaya’ya kadar olan ana bulvarı sağlı sollu kapatarak, binlerce insan Şah’ı ve eşini görmek için sokağa döküldü.

Saat 17.00 sularıydı. Biz de okul arkadaşlarımızla birlikte Kızılay’da, Büyük Otel’in önünde yerimizi almıştık. Sosyete, kucağında rengârenk karanfil demetleriyle bulvarın kaldırımlarında bekleşir hâldeydi. Çok geçmedi, geri sıralardan alkış sesleri yükseldi. Halk, büyük bir coşkuyla İran Şahı ve eşine saygı gösterileri içinde, Şah ailesinin 10 km/saat hızla ilerleyen limuzinine karanfiller yağdırıyordu.

Büyük bir sevgi seli ve heyecanla karşılanan Şah ailesi yavaş yavaş Çankaya yolundaydı. Şah sürecinde İran’da hak, adalet ve insanlığa saygı olduğu; İran halkının yönetime gösterdiği itibarın tartışılmaz noktada bulunduğu anlatılıyordu. İran’da yönetim böylece devam ederken, Humeyni Fransa’da sürgündeydi.

Yıl 1978… Bir tesadüf müdür bilinmez, ben 9. Kolordu’da vatani görevimi Doğu’da sürdürürken zaman zaman Gürbulak Sınır Kapısı’nda İran askerî erkânıyla güzel sohbetlerimiz oluyordu.

O sırada nasıl olduysa Humeyni Fransa’dan döndü. İran yönetiminde Şah karşıtı gruplar ayaklandı. Humeyni’yi karşıladılar. Tahran Havaalanı, dev hortumlardan püskürtülen deterjanlı sularla yıkandı. Humeyni uçaktan indikten sonra Kum kentine yerleştirildi. Şah ailesi İran’ı terk etmek durumunda kaldı. Önce Mısır’a sığındı. Bir daha İran’a dönemezdi elbet. Bu olaylar dizisi Şah ailesini perişan etti.

Humeyni ile başlatılan molla rejimi sonucunda İran’da kadınlar devlet dairelerinden alınarak evlerine kapatıldı. Kılık kıyafet kanunu değiştirildi. Zebani denetimleri başlatıldı. Bugünkü İran savaş manzaraları, ölümler, gözyaşı ve sınırsız, telafisi mümkün olmayan sorunların temelinde molla rejimi vardır.

Ülke yönetimiyle ilgili tüm kriterlerin ters yüz edildiği İran ve benzeri ülkelerde bu vahamet tüm ülkelerin başına gelebilir. Halkların dikkat etmesi, her an için teyakkuzda bulunarak uygun olan yasal ve legal yollardan, akla ve bilime dayalı karşı çıkışlar içinde bulunmasıyla ülkelerin feraha çıkması sağlanabilir.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız